Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Selahaddin Öğülmüş, anne babaların aile içi ilişkilerinin iyi olmasının çocuğun başarı oranını artıracağını söyledi.
Trabzon Valiliği ile Milli Eğitim İl Müdürlüğü tarafından rehber öğretmenlere yönelik düzenlenen ‘Anne-Baba Eğitim Semineri’, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Selahaddin Öğülmüş ve Yrd. Doç. Metin Pişkin’in katılımıyla yapıldı.
Aile içi ilişkiler ile anne-baba ve çocuk iletişimi hakkında rehber öğretmenlere bilgi verilen seminerde konuşan Prof. Dr. Selahaddin Öğülmüş, seminerin amacının anne-babalara olumlu çocuk yetiştirmeleri konusunda yardımcı olabilecek bilgi ve yöntemlerin aktarılması olduğunu kaydetti.
Olumlu çocuk yetiştirebilmek çocuklarla iyi iletişim kurulmasının şart olduğunu vurgulayan Prof. Öğülmüş, anne babaların aile içi ilişkilerinin olumlu bir biçimde seyretmesinin çocukların başarı oranını artıracağını dile getirdi.
Bu konuda anne ve babaların farkındalık duygusunu geliştirmelerini isteyen Prof. Öğülmüş, “Çocukların ilk öğretmenleri kuşkusuz anne ve babalarıdır. Eğitim ailede başlar, hayat boyu devam eder. Biz rehber öğretmenlerimize anne babalarla çocuklar arasındaki ilişkilerin ve iletişim konusunda bir takım bilgileri güncellemeleri üzerinde duruyoruz. Anne ve babalar çocuklarıyla nasıl iletişime girmeli, nasıl ilişki kurmalılar? Bunları anlatıyoruz” dedi.
Doç. Dr. Metin Pişkin ise bir ülkenin en değerli varlığının o ülkeyi oluşturan insanların beyin gücü olduğunu vurgulayarak şiddetin panzehirinin dostluk ve arkadaşlık olduğunu ifade etti. Okullardaki rehber öğretmenler yada psikolojik danışmanların temel amacının öğrencilerin sadece akademik gelişmeleri değil aynı zamanda sosyal ve kişilik gelişimlerine de yardım etmek olduğunun altını çizen Doç. Pişkin,
“Bir ülkenin en değerli varlığı o ülkeyi oluşturan insanların beyin gücüdür. Eğer şiddete, zorbalığa, benzer yöntemlere başvurduğumuz zaman bu beyin gücünü kullanamıyoruz. Oysa ki temel amaç bu bireylerin uyumlu bir biçimde işbirliği yaparak bir arada büyümeleridir. İşte biz bu projede birazcık bunun yollarını bireylere göstermeye çalışacağız. Yani şiddetin panzehiri aslında dostluk arkadaşlıktır. Farklılıklara tolerans göstermektir. Çatışmak yerine birlikte üretmektir” diye konuştu.
Türkiye'de 12 ila 13 bin civarında rehber öğretmen kadrosunun bulunduğunu ve bunların yaklaşık üçte birinin alan dışında görev yaptığına işaret eden Doç. Pişkin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu alanda bir yetişme eksikliği var. Biz inanıyoruz ki yaşam boyu öğrenmenin önemli burada. Önemli olan eksikliği gidermektir. Artık eğitim sadece bir üniversiteden mezun olup diploma almakla bitmiyor. Eğitim asıl ondan sonra devam ediyor. Bu da onun bir parçası olarak yani okullarda çalışan rehber öğretmenlerimiz kökeni ne olursa olsun sonuçta bunların eksiklerini gidermeleri önemlidir. Bizim ülkemizde meslek seçerken kişilik özelliklerine bakılmıyor. Üniversite sınavında genel akademik yetenekle ve başka nedenlerden dolayı insanlar geliyor. İşte her meslekte olduğu gibi bizim meslekte de kişilik özelliğine uymayan, ancak hani bir geçim derdiyle icra eden arkadaşlarımızın motivasyonunun düşük olduğunu, ama diğerlerinin motivasyonu iyi olduğunu söyleyebiliriz. Bana kalırsa istekli ve motivasyonlu arkadaşlarımız alan dışı bile olsa, bu eksikliklerini kısa sürede giderebilirler.”