Trabzon Özel İmperial Hastanesi Psikologu Özlem Nemli, her sınavın başarısızlık riskini beraberinde taşıdığını belirterek bu süreçte anne-baba ve öğretmenlerin tutumlarının çok önemli olduğunu söyledi.
Sınavların başarılı olmak kadar başarısız olma riskini de içeren durumlar olduğunu belirten Psikolog Nemli, sınav kaygısını ‘sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı’ olarak tanımladı.
Sınavlara giren her öğrencinin başarılı olmak isteyeceğini, anne-babaların da aynı şekilde çocuklarının başarılı olmasını istediğini ve bunun son derece normal bir durum olduğunu ifade eden Nemli, ancak her sınavın başarısız olma riskini de beraberinde taşıdığına dikkat çekti.
Sınav kaygısı olarak adlandırılan durumun temelinde de bu başarısız olma riskinin yattığına işaret eden Özlem Nemli, anne-baba ve öğretmenlerin de bu süreçte çok dikkatli olması gerektiğine işaret ederek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sınavlar, başarısız olma riski olan durumlardır. Sınav kaygısının temelinde de bu düşünce vardır. Bunun yanında, en önemli kaygı nedenlerinden birisi de anne-baba ve öğretmen davranışlarıdır. Çocuğunuzdan beklediğiniz başarı düzeyi, çocuğunuza ders çalışması konusunda yaptığınız baskılar, sınavı kazanamayınca ne olacağı konusunda verdiğiniz olumsuz örnekler, çocuğunuzun kaygı yaşamasına ve başarısız olmasına neden olabilir. Eğer çocuğunuz yukarıda sayılan belirtilerden bir kaçını gösteriyorsa ve başarısı düşükse, derhal bir uzmana başvurmanız yararlı olacaktır.”
Kaygının bir takım faktörlerle ortaya çıktığını anlatan Nemli, “Yaşamımız süresince karşılaştığımız her durum için zihinsel şemalara sahibiz. Bu şemalara uymayan durumlarla karşılaştığımızda ise kaygı yaşarız. Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak, her durumda olduğu gibi sınav karşısında da gücümüzü, kendimize olan güvenimizi azaltır. Bu durum da kaygıyı arttırır. Kaygıya eğilimli, mükemmeliyetçi ve aşırı rekabetçi kişilik özellikleri, ergenlik çağı özellikleri ile birleşince kaygı yoğunlaşır. Sosyal çevrenin beklentileri ve baskısı da üniversiteye hazırlanan öğrencileri bunaltır. Bu durum da kaygıyı ortaya çıkartır. Kafeinli içecekler gibi bazı beslenme çeşitleri kaygıyı arttırabileceği gibi, vitamin içerenler beslenme çeşitleri kaygının olumsuz etkilerini azaltır” diye konuştu.
Öğrencilere sınav öncesinde çeşitli tavsiyelerde bulunan Psikolog Özlem Nemli, şunları söyledi:
“Sınav başarısı birinci amacınız olmalı, ancak tek amacınız olmamalı. Düşünceler, endişeler, geriliminizi arttırıyorsa öğrenme yeteneğinizi azaltacaktır. Zihninizdeki endişe ve korkuları rafa kaldırın, sınav sonrası düşünün. Kazanamamak dünyanın sonu değildir. Kesinlikle başka bir çıkış yolu vardır. Stres var, panik yok. Şimdi çalışma zamanı. Geçmişteki başarılarınızı düşünün. Öğrenemediklerinizi değil öğrendiklerinizi düşünün. Az stres faydalıdır öğrenmeyi artırır. Sınav öncesi “Başarmam gerekir” değil, “Başaracak gücüm var” demelisiniz.”
ya ben okulda bi yazılıya bile girerken çok heycanlanıyorum elim ayagım tittriyo buz gibi oluyorum korkuyorum hatta geceleri agladığım bile oldu hep aklımda acaba yapamıycakmıyım ya sınavım kötü geçerse annem babam ne der etrafımdakiler nasıl karşılar soruları var bu düşünceleri nasıl atabilirim??..