22
Şubat
2026
Pazar
TRABZON

Yerküre Ekolojisi’ni Koruma Konferansı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Kemal Anadol,Çevre Hukuku’nun en temel ve evrensel ilkelerinden birisinin ''kirleten öder'' ilkesi olduğunu ifade ederek “Karadeniz eğer yok olacaksa, çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacaksa bunun müsebbibi AB ülkeleridir” dedi.


Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ), Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde 4. Uluslararası Yerküre Ekolojisi’ni Koruma Konferansı düzenlendi. Konferansa TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu, Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, yabancı konuklar ve çok sayıda bilim adamı katıldı.


Konferansta bir konuşma yapan TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Türkiye'nin çok önemli bir enerji koridoru üzerinde bulunduğunu ifade ederek “Karadeniz’in büyük bir tehdit altında olması, bu enerji ve taşıma koridorunda bizleri çok büyük tehlikelerin beklediğini göstermektedir. Bunlara bir an evvel tedbir almamız gerekiyor. Bakınız yaklaşık 22 yıl önce olan Çernobil'i biz hiç unutmadık. Bu, bölgemizdeki en önemli çevre felaketiydi. Orada etik sorunlar vardı. Gizlenildi başta. Sonuçta tüm Avrupa'yı etkilediği gibi Türkiye'yi de çok etkiledi. Hala etkilemekte. Şuanda tıbbi etkisi olmasa bile psikolojik olarak etkisi altındayız” dedi.


Herkesin cebinde minik Çernobiller’i taşımaya devam ettiğine de dikkat çeken Erdöl “Bir paket sigaranın etkisi, Çernobil'in şu andaki etkisinden çok daha fazla. Hiç düşündük mü bir paket sigara içen kişi olarak kaç ağaç kesilmesine sebep olduk şimdiye kadar? Tüm ülkeyi düşündüğümüzde kaç milyon ya da milyar ağaç kestirdik. Sırf sigara için. Çevreye de ne kadar izmarit attık, ne kadar çevreyi kirlettik” diye konuştu.


Erdöl, yabancı konukların olduğunu ancak bir tercüme sorunu olduğunu hatırlatarak “Keşke simültane bir tercüme olsaydı. Bu bizim eksikliğimiz. Bunu Trabzonlu olarak ifade etmek istiyorum” şeklinde konuşarak organizasyon komitesine tepkisini dile getirdi.


Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu ise Türkiye’nin hem Akdeniz'in hem de Karadeniz'in kirliliğe karşı korunması sözleşmelerine taraf olduğunu kaydederek “Denizlerimizin kirlenme nedeni büyük ölçüde kara kökenli kirleticilerden meydana gelmektedir. Biz bakanlık olarak hem Karadeniz, hem Akdeniz hem de diğer denizlerimizi için, kirleticilerle ilgili bir eylem planı hazırlandı. Bu eylem planı çerçevesinde sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışıyoruz.
İzlemeyle ilgili çalışmalarımız var. Örneğin Karadeniz'de 2003 yılından bu yana 70 noktada kirlilik izleme merkezimiz var. Karadeniz kirleniyor. Bunun yüzde 50 civarı uluslararası nehirlerden kirleniyor. Karadeniz'in korunması noktasında uluslararası boyutta hepimizin el birliğiyle çaba göstermesi gerekir” açıklamasını yaptı.
İklim değişikliği çok önemli olduğunu söyleyen Kadıoğlu, “Biliyorsunuz iklim artık küreselleşen dünyada herkesin çalışması gereken bir konu. Bu bağlamda biz de iklimle ilgili olarak, iklim değişikliğiyle mücadele etmek için çaba harcamış ve 2004 yılında İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine taraf olmuş. Özellikle Kyoto Protokolü’yle ilgili olarak buna geçişle ilgili olarak çeşitli düzenlemeler yapıldı. Ümit ederim ki Meclis tatile girmeden Türkiye Kyoto Protokolü’ne taraf olan bir ülke olarak karşımıza çıkacak ve bizi uluslararası arenada hak ettiğimiz yerlere getirmiş olur” dedi.


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Kemal Anadol ise Bulgaristan ve Romanya'nın AB'ye tam üyeliğinin kabulünden sonra ortaya şu gerçek çıktığını belirterek şunları söyledi:
“Karadeniz, dünyanın en güzel denizlerinden biridir. Karadeniz'in içinde bulunduğu coğrafya ve Karadeniz'in içinde bulunan flora, fauna, kalkan balığı gibi dünyanın hiçbir denizinde bulunmayan canlı türleri çok büyük tehdit altındadır. Bu tehdit doğrudan Avrupa'dan gelmektedir. Bulgaristan'ın ve Romanya'nın AB'ye tam üye olmasından sonra Tuna nehrinin sahibi AB'dir. AB coğrafyası içindedir doğduğu yerden döküldüğü yere kadar. Karadeniz, bir iç deniz ve ölü deniz olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Çevre Hukukunun en temel ve evrensel ilkelerinden biri ''kirleten öder''. Karadeniz eğer yok olacaksa, çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacaksa bunun müsebbibi AB ülkeleridir. Çok ağır metallerle, Karadeniz Tuna Nehri tarafından tehdit edilmektedir. Bu tehdit, artarak devam etmektedir ve hiçbir önlem de alınmamaktadır. Ben, AB'deki değerli politikacılardan, bir ricada bulunacağım. Türkiye'nin iç sorunlarına, iç siyasal gelişmelerine gösterdikleri ilginin yarısını Türkiye'nin muhatap olduğu, tehdit altında olduğu çevre sorunlarına göstersinler.”
İlginin olmadığı gözlenen konferans daha sonra yabancı konukların konuşmaları ve İngilizce yapılan konuşmalar ile devam etti.

.
Yayın Tarihi : 13 Haziran 2008 Cuma 14:55:36


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?