Haziran ayı başında Arsin ve Araklı İlçeleri’nde meydana gelen sel ve heyelanların ardından önceki akşam ve gece Sürmene İlçesi’nde bir kişinin ölümü bir kişinin de yaralanması ile sonuçlanan heyelan ve sellerle birlikte trilyonları bulan zararlar meydana geldi. Yaşanan sel ve heyelanlarla birlikte geçmişten ders alınmadığının bir kere daha ortaya çıktığını belirten Jeofizik Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Nurettin Tandoğan, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin iklimi, topografik yapısı, bitki örtüsü, aşırı yağış alması nedeniyle heyelan ve sel felaketleri için çok müsait bir bölge olduğunu söyledi.
Bölgede hemen hemen her yıl heyelan ve sellerin yaşandığını kaydeden Tandoğan, "Bölgenin tamamına yakın kısmı heyelan ve sel riski taşımaktadır. Heyelan ve sel felaketleri, geçmişte bölgemizde can ve mal kaybına neden olduğu gibi gelecekte de olabilir. Ülkemizde heyelanlar, depremlerden sonra en önemli doğal afetlerdir. Doğu Karadeniz Bölgesi, ülkemizde heyelan tehlikesi açısından en riskli bölgedir. Bölgenin coğrafi yapısı, yüksek eğimi ve aşırı yağış alması nedeniyle zeminler suya dolgun hale gelmekte ve heyelanların oluşumuna neden olmaktadır. Bu nedenle dere yataklarımız üzerinde erken uyarı sistemleri kurularak vatandaşlarımız felaket gelmeden önce zamanında uyarılmalıdır. Devletimizin doğal afetlerdeki öncelikli görevi afet sonrası yaraları sarmak değil, yağışların afete, afetin ise felakete dönüşmemesi için gerekli tüm tedbirleri almaktır" dedi. Tandoğan, yeraltı ve yerüstü sularının drenaj kanalları açılarak heyelanlı sahaların dışına çıkarılmasında büyük yarar olduğuna dikkat çekerek şu önerilerde bulundu:
"Bölgenin doğal bitki örtüsü korunmalı, eğimli orman arazilerindeki bitki örtüsü yok edilerek yerlerine çay-fındık bahçesi yapılması önlenmelidir. Eğimli arazilere; toprakta kökleri derinlere inen türlerinde olan meşe, akasya, ceviz ve çam dikilmelidir. Dere yataklarının yakınlarında yapılaşmaya asla izin verilmemelidir. Dere yataklarından gelişi güzel kum-çakıl malzemesi alınması önlenmelidir. Kent merkezlerinin yanı sıra belde, köy ve mezralarda inşa edilecek yapılar için yer seçimi esnasında mutlaka zemin etüd raporu yaptırmalı ve projeler bu rapora göre dizayn edilmelidir".
Modern araştırma teknikleri ile potansiyel heyelanlı sahaların önceden belirlenerek zamanında gerekli önlemlerin alınmasını isteyen Tandoğan, "Heyelan araştırmalarında uygulanan modern teknikler; jeofizik sismik, rezistivite ve jeoradar yöntemleridir. Bu yöntemler kullanılarak yapılan çalışmalar neticesinde heyelan eden kütlenin kalınlığı, yeraltı suyu seviyesi, taban kaya topografyası ve heyelan kütlesinin boyutları tespit edilmektedir. Yani jeofizik etütlerle yeraltının adeta tomografisi, MR’ı ve röntgeni çekilmektedir" diye konuştu.