Ekmeğini Sultanahmette kazanmaya çalışan birisi olarak, Eminönü ile ilgili medyada geçen tüm haberleri okumak benim için vazgeçilmez bir tutku olmuştur.
Bu nedenle özellikle takip ettiğim Kenthaber.com adlı internet sitesinin Eminönü sayfasındaki Kapalıçarşı kendini arıyor başlıklı yazıyı heyacanla okudum.
Verilen habere göre; Eminönü Belediyesi ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Kapalıçarşı Esnaf Derneğiyle birlikte düzenlediği iki gün sürecek konferansa ayrıca 28 kamu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile konularında uzman 80 bilim adamıda davet edilmiş.
Amaç, mesai saatinin bitiminden sonra, ıssız bir kente dönüşen bölgenin geleceğini araştırmak ve çözümler üretmek.
Heyecanla okuduğum haberi bitirir bitirmez, davet edilen sivil toplum kuruluşlarından birinin tanıdığım yöneticisini aradım.
Ümit ederim bu kez çıkacak sonuç uygulanır diye başladığım konuşmama
Efendim bu tür toplantılarda genellikle beyin jimnastiği yapılıyor, zaman zamanda olsa çok güzel kararlar çıkıyor ama sizinde bildiğiniz gibi bu güne kadar hiç biri uygulanamadı. Bürokrasideki yetki kargaşasını aşmak mümkün değil. Dolayısıyla çıkan kararlar bürokratlar tarafından uygulattırılmıyor diyebilirsiniz.
Kötü gerçekle birkez daha karşılaşmam bana geçmiş yılları hatırlattı.
Ülkemizin en büyük turizm merkezi olan Sultanahmet meydanına yakınlığı ile bilinen Akbıyık semti bölgede oturan insanlar tarafından bizde üç beş kuruş kazanalım denilerek, kafeterya ve restaurantlarla donatılmaya başlandı.
Hakikaten turizme hizmet vermeye başlayan güzel bir sokak oluştu.
Çünkü sokaktaki yapılaşma, yöre mimarisine ayak uydurulmaya çalışılarak gelişmişti.
İstanbuldaki tüm oteller müşterilerine bu sokağa gidebileceklerini iyi vakit geçirebileceklerini anlatmaya başlamışlardı.
Tüm samimiyetimle söylüyorum, İstanbuldaki en pahalı otellerde kalan turistle bile bu sokağa gelip kaldırımlar üzerinde yemek yemeğe başlamışlardı.
Tam bu sıralarda, sokaktaki gelişmeyi gören İstanbul aşığı Hollandalı bir ressam ( Sokak sakinlerinin yakından tanıdığı GİDO), burada bir sergi salonu açmaya karar vermişti ve satın almak için yer arıyordu.
Ciddiyetine beni inandırmak için de, bankadaki 500 bin dolarlık hesap cüzdanını göstermişti.
Ki; tam bu sırada, emniyetteki bürokrat efendiler devreye girmeye başladı:
Bu sokak içki verilen sokaklar krokisinde değil kapatın!
Esnaf yalvardı yakardı, içki vermiyeceğiz sözü ile tekrar açtırdı.
Bu sefer belediyedeki bürokrat efendiler devreye girdi:
Kaldırımları işgal ediyorsunuz kapatın!
Sanki bütün bu müsaadeleri kendileri değil de, uzaylılar veriyordu
Olaylar onlarca kez tekrarlandı.
Bu durumda kararından ilk vazgeçen tabiki Hollandalı Gido oldu.
Şimdilerde ise, perişan haldeki sokak esnafı, dört gözle; burada gelişmekte olan bir turizm ekonomisi var burada iş imkanı açılacak, burada turizme hizmet verilecek anlayışındaki bürokratları bekliyor.
Bu konferansın yapılmasını organize eden İstanbul Valisi Sayın Muammer Güler, İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Celalettin Cerrah, Eminönü Belediye Başkanı Sayın Nevzat Er, İstanbul il Kültür Müdürü Sayın Ahmet Emre Bilgili; biz sade vatandaşlar inanıyoruzki eğer sizler isterseniz Eminönünde çok güzel şeyler yapılabilir.
Örneğin:
1-Kapalıçarşı akşam geç sattlere kadar açık bırakılarak akşama kadar turlara götürülen turistlerin akşam boş saatlerini buralarda geçirmeleri rahatlıkla sağlanabilir.
2-Gezen, yürüyen herkes yorulur, oturmak için yer arar, özellikle turistler bir bira içmek ister. Bırakın insanları çarşının içinde veya dışında gerekli vasıfları sağlayarak kafeteryalar, restaurantlar açsınlar. Burada bira satmak yasak demeyin.
3-Özellikle Sultanahmet ve Ayasofya meydanı akşam saatlerinde karanlık. İn cin top atıyor vaziyette. Buralardaki parkların temizliğini ve emniyetini de üstlenebilecek kuruluşlara, buralarda çay,pasta vs. satmasına müsade ediniz. (Merhum Çelik Gülersoyun Kadıköy Fenerbahçe parkında yaptırdığı gibi)
4-Roma, Londra, Paris,Madrit gibi şehirlerde, özellikle kültürlü insanlar akşamları ve hafta sonlarında şehir merkezlerine akın ederek vakit geçirir. ( bizdeki varoşlar gibi değil) Bunun en önemli nedenlerinden biri de buralarda bulunan kaliteli mekanlardır.
Bu nedenle ne yapılıp yapılmalı, Divan Pastaneleri, Hacı Abdullah Restaurant, Hacı Salih Restaurant, Saray Muhallebicisi gibi marka olmuş kuruluşları Sultanahmet meydanına getirmek son derece gereklidir. Örneğin Kültür Bakanlığına bağlı DÖSİM adlı kuruluşun hizmetine tahsis edilmiş olan ve hiç bir işe yaramayan, Ayasofyanın önündeki muhteşem Mimar Sinan Hamamı ve etrafında izbe halinde tutulan parklar, neden Türk mutfağının, Türk tatlılarının, yukarıda bahsi geçen kuruluşlarından birisine verilerek tüm dünyaya tanıtıldığı bir yer olmasın ? Sultanahmet Camisini gezen turistler, camiden sonra yasofyaya gitmek istedikleri zaman oldukça yorulmuş oluyorlar. Bu arada oturup biraz dinlenmek veya birşey içmek istedikleri zaman da aç bir kurt duruşuyla kendilerini bekleyen hanutçu denilen üçkağıtçıların eline düşüyorlar.
5-Sultanahmet ve Ayasofya meydanlarının senelerce kanayan yaralarından biri de bu meydanları mekan tutumuş nee idüğü belirsiz taksicilerdir. Yıllardır şikayet konusu olan bu konu ile emniyette bir türlü başa çıkamamaktadır. Bu işin tek çözüm yolu, bölgede ruhsatlı ve personeli eğitimli bir taksi durağının kurulmasıdır. Bu durak görevlilerinin meydanda sürekli olarak durması hem meydandaki kapkaç olayları ve sarkıntılıklar için caydırıcı olabileceği gibi, şikayetçi olan turistlerin de muhatabı olabilmesi açısından çok önemlidir
Okuyucu mektubu
Yayın Tarihi :
10 Şubat 2005 Perşembe 18:35:16
Güncelleme :13 Haziran 2005 Pazartesi 18:59:01