Çok sayım hocam...
Biz garip ülkeyiz...
Mesela bize radyoaktif madde bir şey yapmaz...
20 yıl öncesi şöyle bir hatırlayanlar, Cernobil faciası diye bilinen bir felaketi hatırlayacaklardır. Geçenlerde Rus tV'sinin de katlıkılarıyla hazırlanan bir Çernobil Belgeseli'ni izlemiştim..
Belgesel de "herşey tek tek anlatılıyor" Öyle anlatılıyor ki, programın sunucusuna "aman toprağa basma. Yoksa radyoaktif saldırıya uğrarsın" uyarısı yapılıyor.
Yani, bu radyoaktif madde toprağa karışıyor ve insanları gıda yöntemiyle etkiliyor...
Çernobil faciasıyla birlikte tüm ülkede bir korku hakimdi. Bir sayın bakanımız "kormayın" dedi ve radyosyonlu demli Rize çalyı'nı cümle milletin önünde içti. Gerçi o cesur sayın bakan rahmetli oldu ama, bunu niye yaptığını bir türlü söylemedi.
Radyoaktif bulutlar Avrupa'ya, ve Türkiye'ye yayıldı. Asit yağmurları yağdı. Dünya ülkeleri hemen önlem aldılar. İlk önlem ise Türkiye'den tarım özelikle de fındık ihracatını durdurdular.
Biz ise yıllarca bekledik.
Ancak halkımız panik içindeydi. İstatistikler, kanser vakaların arttığını gösteriyordu.
Sonunda bir bilimsel heyet kuruldu ve araştırma tamamlandı.
Sonuç; "Radyoaktif serpintiye bağlı bir kanser artışı yok"
Yani Karadenizli durduk yerde kanser olmuş...
Eğer tersi rapor çıksaydı ne olacaktı...
Bizim vatandaşlarımız tazminat davalarıyla hem ulusal bürokrasiyi ve siyaseti, hem de uluslararası siyaseti özellikle de Rusya ve Ukranya'yı sıkıştıracaktı.
Ama rapor tersini söylediği için vatandaşın eli kolu bağlı...
Rapor toplumda, ben de dahil tüm insanların kafasında büyük bir soru işareti bıraktı.
bizim septik! "şüpheci" yaklaşımımız bilim adamlarını pek kızdırmış olsa gerek.
Ajanslara düşün açıklamalarında zehir zemberek laflar etmişler..
Sayı bilim adamlarımıza! güvenimiz tamdır.
İsterseniz habere bir bakalım son cümleyi noktayı öyle koyalım.
"Ulusal Kanser Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Güllü, “Karadeniz Bölgesi Kanser ve Kanser Risk Faktörleri Araştırmaları” raporunu “maksatlı olarak görmenin”, bilim insanlarına “ağır bir suçlama ve hakaret” olduğunu ifade etti.
Güllü, yaptığı yazılı açıklamada, “Karadeniz Bölgesi Kanser ve Kanser Risk Faktörleri Araştırmaları”nı gerçekleştiren bilim adamlarına yönelik “maksatlı suçlamalarda” bulunulduğunu kaydederken, araştırmanın, bir çok üniversiteden bilim adamının çalışmaları ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla hazırlandığını anımsattı.
Güllü, Çernobil nükleer kazası ile ilgili olarak ülkedeki kanserler üzerine radyasyonun etkisini değişik boyutlarda incelemek üzere oluşturulan bilimsel kurulun hazırladığı raporun, tamamen bilimsel verileri ortaya koymak amacıyla hazırlandığına işaret etti. Güllü, çalışma bölümlerinin konuyla ilgili tüm soruları cevaplayabilecek tarzda şekillendirildiğini ve bölümlerde geniş kapsamlı olarak durum tespiti yapıldığını belirtti.
Prof. Dr. Güllü, şunları kaydetti:
“Son 10 yıllık kanser verileri 20 bin haneyi kapsayan kontrollü hane halkı hastalık yükü çalışması, Karadeniz ve Trakya bölgelerinde Çernobil ile ilişkilendirilebilir bir etkinin olmadığını göstermektedir. Yine aynı kapsamda trioid kanserlerinde yapılan moleküler seviyedeki çalışmalar ve biyolojik doz araştırması da Çernobil radyasyonuyla ülkemizdeki kanserler bakımından bir ilişkiyi göstermemektedir.
Bu bilimsel raporu maksatlı olarak görmek öncelikli olarak biz bilim insanlarına ağır bir suçlama ve hakarettir. Bu konudaki tartışmaları bilimsel verilere dayalı yapmayı tercih ederiz. Ortaya konan verilere itiraz eden kişi ve kurumların da bu rapora eşdeğer bilimsel verileri kullanarak itiraz etmelerini bekliyoruz.”
Sayın hocam bizin bu değerlere itiraz edecek bir verimiz olamaz..Çünkü araştırmayı biz değil siz yaptınız.
Ancak siz bize şu açıklamayı yapsaydınız daha inandırıcı olurdu.
Karadeniz Bölgesi'nde kanser vakalarının arttığı gerçeğini tespit edebilirdiniz. Ki öyle bir hava da seziliyor.
Veya "Kanser vakaları eskiden beri bu bölgede zaten vardı" diyebilirsiniz...
Ama her iki koşulda da bunun nedenlerini açıklamak zorundasınız...
Eğer esikedn beri süregeliyorsa neden ve önleminiz nedir?
Eğer artış yeni ise, sebebini saptadınız ve önlemini aldınız mı?
Biz bu tepkiyi okuyunca, Karadeniz'de hiç kanser vakası yok, halkımız kendi kendine kuruntu yapıyor. Ölümler de Allahı'ın emri...
İnsaf et be hocam...
Biz Türkiye'de bilim ve bilim adamı yok dersek kızıyorsunuz..
Sizce var mı?
Böyle eksik ve bizce taraflı raporu hazırlamak sizce ne kadar doğru...
Biraz öz eleştiri yapalım..
Bakın 17 Ağustos'un yıl dönümü...
30 bin kişi öldü...
Hangi mühendis, hangi mimar, hangi denetim yetkilisi hapiste...
Bize sadece ölenlere "rahmet dilemek"ten başka bir şey düşmüyor..
Hem Karadeniz'de kanserden ölen, hem de 17 Ağustos'ta yaşamını yitiren onbinlerce insana Allahtan rahmet diliyoruz..
Bizim bilim adamlarımız çok yaşasın, o yeter...