23
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Doğru olan ne?

Bu soru kafamızı karmakarışık etti…

Bülent Ecevit, son iktidarında bir polis eylemi sonrasında, "birileri yine düğmeye mi bastı?" diye sormuştu…

Daha sonra Ecevit, hastaneye kaldırıldı ve seçim öncesi partisi darmadağınık oldu..

Yine şeytanın avukatlığın yaptık..

Çünkü öyle tesadüfler bir araya geldi ki; şaşırmamak mümkün değil…

Önce borsada ve piyasalarda malum birileri düğmeye bastı, borsa pike yaptı, döviz ise füze gibiydi..

Bu bir anlaşılabilir, öngörülebilir provokasyondu.

Nitekim Salı günü piyasalar kendini düzeltmeye başladı.

Bir ertesi gün yani 17 Mayıs 2006 Çarşamba günü hiçte öngörülemeyen bir şey oldu…

Aklından zoru olan biri gitti Danıştay'ı bastı, bir ölü 4 yaralı.

Aklından zoru olan biri diyorum, çünkü yaptığı eylemin hiçbir mantıklı açıklaması yok..

Ama, yandaşı olduğunu fikir için çok vahim sonuçları olacak…

Aslında yandaşı olduğu fikri yanlış..

Çünkü bu eylemin fikri hiçbir temeli yok.

Eylemci Avukat Alpaslan Aslan'ın hangi cenahta olduğuna dair bir kanıt ta yok, tanık ta yok..

Çünkü tüm ifadeler birbiriyle çatışıyor.

Eylemci Aslan'ın geçmişi sorgulandığında elimizde somut hiçbir veri gelmiyor.

Eğitimli bir aile ortamında büyüdüğü belli. Baba ilköğretim müfettişi…Ancak TV görüntülerine bakıldığında babanın yüzünde herhangi bir ipucu verecek belirti yok. Ne mimik, ne korku, ne panik..

Tek cümle var:

Üzüntülüyüm, oğlum vatanına bayrağına sadık biridir..

Bu bir korku ifadesi midir?

Bunu zaman gösterecek.

Geçmişini sorguladığımızda dedik ya o noktaya baktığımızda da bir biriyle çelişen bir çok ifade var.

Ülkücü, ama Ülkü Ocaklarıyla bağlantısı yok..

Türk-İslam sentezcisi,. Alperen ocaklarıyla bağlantısı yok…

O halde Hizbullah ve Hizbul Tahrir ile ne ilişkisi var..

Eğer ülkücü ise PKK davalarında ne diye bulundu…

Eğer Türkçü ise Danıştay'ı niye bastı.. Türbanla bağlantısı ne?

Ulusal Haber adına düzenlenen bir karta sahip olduğuna göre, Doğu Perinçek'in İşçi Partisi ile ne ilişkisi var..

Eğer solcu ise, Türban kararına niye tepkili…

"Allahuekber, ben Allah'ın askeriyim" ifadesi sadece bir "meczup" anlatımı…

Bir de garip bir örgüt genel başkan yardımcısı…

Ama genel başkan bunu tanımıyor..

Görüldüğü gibi "sağlam ve sağlıklı bir düşünce yapısından" söz etmek çok ta mümkün değil…

Gel de çık işin içinden…

Çünkü bu ifadeler birbirine çok yakın gibi görünse de, birbirinden bir o kadar da uzaktırlar.

Birde saldırganın fotoğrafta ki yüz ifadesine bakın…

"Ben size ne yaptım, beni niye tutukladınız" der gibi..

Görünen o ki, Alpaslan Aslan, "Zoraki tetikçi"

Çünkü Hürriyet'teki bir sürpriz tanığın ifadesi bunu doğruluyor..

Saldırgan'ın yanında 2 kişi daha var ve ifadeye göre o iki kişi, Alpaslan'ı yöneten kişi..

Bir başka olayda, çok nadide kurumlarımızın güvenliği konusunda ne kadar duyarsız olduğumuz..

Ancak tüm bunlar oldu bitti ve kafalarda bir sürü soru bıraktı?

Aynı zaman korku ve panik..

Arkası gelecek mi?

Eğer AKP hükümeti aynı anlayışsızlığı göstermeye devam ederse, böylesi provokotif eylemler beklemek mümkün..

Şimdi bu saldırının olası sonuçlarını tahmin etmeye çalışalım.

1-) AKP siyasi tarihten silinebilir?

2-)Veya taraflar kılıçlarını kuşanır ve ikinci bir 1978 (1968 değil) sendromuna gireriz

3-)AKP ile birlikte tüm siyasi İslam ve radikal sol ve radikal sağ siyasetten sandıkta kalabilir..

4-)Eylemin, en ağır darbesi ise türban takan kadınlarımıza olmuştur… Çünkü türban ve çarşafla dolaşmak artık Türkiye'de alt sınıf işareti olacaktır. Arzu etmeyiz ama çarşaflı ve türbanlı, hatta hatta siyasi islami kesimden olduğu fizik yapısından anlaşılan erkeklere fiili ve sözlü saldırlar olabilir..

5-) Türkiye olayın vahametini henüz anlayabilmiş değildir. Çünkü bu olay Türkiye'de yargı ile yasama arasında derin uçurumlar açmıştır.

6-)Artık bu hükümetin, yasa çıkarma yeteneği kalamamıştır. Yargının bazı yasalara gösterdiği hoş görü ortadan tamamen kalkmıştır,

7-) Yasama, yargı ve yürütme arasında ki bu gerginlik her iktidar döneminde sürecektir.

8-) Eşi türbanlı birinin Çankaya'ya çıkma hayali artık suya düşmüştür. Böyle bir girişim dahi Türkiye'de iplerin çok gerilmesine neden olacaktır.

9-)Türkiye'de tüm taşlar ekonomi de dahil oynamıştır. Yerli yerine oturtmak zordu..

10-) Eğer yürütme bu tavrını sürdürse düdük çalabilir ve bu olasılık çok yüksektir.

11-) Vakit gibi gazeteler nedeniyle artık Türkiye'de bağımsız ve sansürsüz basından söz etmek mümkün değildir…

12-) Kasım-Aralık ayında mutla bir seçim olacaktır. Bunu bugünden söylüyorum…

13-)Ve son bir söz AKP seçim kararı almalı ve Erdoğan partisinin seçime katılmayacağını açıklamalıdır. Aksi takdirde siyasette ki bu acemi balıkçıların yarattığı dalgalanma suları daha da bulandıracaktır.

xxx

Neden bu kadar iddialısın ve nasıl oldu da bu kadar tesadüf bir araya geldi diye soranlara da yanıtım şu; Daha önce sık sık yazdığım gibi Türkiye'de hiçbir gösterge iyi değil. Son olay sadece bu işin tuzu biberi… Birde ABD'de enflasyonun binde 1'lik bir artışı bizde 10 şiddetinde ekonomik depreme neden olacak…

Ve 11 Eylülden buyana Türkiye'de piyasalar çöreklenen kara para önümüzdeki günlerde yavaş yavaş çekilmeye başlayacak…

Birde bir yazı hatırlıyorum…Bundan 1 ay önce falandı.

ABD'de yayınlanan New York Times gazetesi'nin manşeti:

"Türkiye'de Kasım ayında seçim var.." şeklindeydi.

ABD'de yayınlanan bir gazetenin bu manşeti; Türkiye'deki onca olayın bir habercisi midir…

Bu bir paranoya'dır doğru..

Ama bu gidişle cümlemiz paranoyak olacak bilesiniz..

Yazıyı klasik sözcükle bitirelim..

Yazık…Bu ülkeye yazık..
Yayın Tarihi : 18 Mayıs 2006 Perşembe 15:44:54


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Poyraz Ahmetoğlu IP: 85.97.80.xxx Tarih : 22.05.2006 15:46:17
Degeli Mehmet bey bu ülke o kadar çatışmaya ve düzen tartışmalarına neden olduki sizin dedikleriniz artık olanaksız çunku bu ülke şu an kendini aramaya devam ediyor size ön söz de benden 1- Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN bey bu ülkede kriz sonuçlarını aşmış bir kişi.çünkü krizi devlet kendisini oluşturur bir saldırı mesela ve devamı... 2- Siyasi iktidar hep böyle tanıdık ancak önümüzdeki seçimlerde ben adımdan daha gerçek konuşayım ki kesinllikle bu oyları ve kitleyi tutturur. 3- ekonomimiz yine tavana vuracak ta olsa ben bu ülkede bu siyasi birliktelik olduktan sonra onunda üztesinden gelinecegine inanıyorum.. oyum bu günde bu günden sonra da yine onun . 4- kimse danıştaya yapılan bu saldırının yanında durmaz ancak şuda bir gerçek ki bu ülkede din ve vicdan özgürlüğü kısıtlanmak isteniyor... (ben hemen hemen her gun bu haber portalını gözden geçiriyorum.)