23
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Şehitlerimiz ve acı sonuç

Yüreğimiz yanıyor…
Bu sözler yeterli mi? Acıları böyle biri ki hamasi sözle çözer miyiz?
Çözemeyiz…
Bir ara 200 bin asker Güneydoğu’ya konuşlandı. Harekat başlıyor dedikoduları çıkmıştı.
Sonra tık yok…
Türkiye bu nedenle siyasi ve askeri itibar kaybetti…
Hiç kimse kendini avutmasın…
Türkiye Irak’ın Kuzey’inde kurulan korsan devlet ile pazarlıkta…
Türkiye Irak’ta savaş üretimi faşist bir yönetimin ısmarlama başkanı ile pazarlıkta…
Irak’ta hem iç, hem dış savaş var, birileri çıkmış “demokrasi” nutukları atıyor..

Bunlar 1 Mart tezkeresinin faturası mı?
Yani Kuzey Irak’taki korsan devleti resmen sen kurmadın, al şimdi “bedelini öde” mi diyorlar?
Bunun yanıtını bizler, yani vatandaşlar vermeyecek…Bu görev kendisinin iktidar olduğunu sanan ve köşk kavgasına düşmüş hükümetindir…

Yine şehitler verdik…
Saldırılar ne zamana rastladı sizce...
Sert ve haşin bir genelkurmay başkanının göreve geldiği günlerde, yanıtı pekte yanlış olmaz…
Yani yara kaşınıyor…
Yani provokasyon yapılıyor…
Evet Türkiye provoke ediliyor.
Tesadüf ya…Biz de tesadüflere artık pek inanırız ya…
Yine bir tesadüf, Kuzey Irak’taki “siyonist” diyor ki; “Biz istediğimiz an bağımsızlığımızı ilan ederiz”
Aynı gün PKK askerimize hain bir pusu kuruyor; 7 şehit…
Yani seni de istediğimiz an vururuz…
Söylenen bu mu acaba…
Hayır, olayları provoke etmek gibi bir düşüncem yok… Ancak bu kirli iç savaştan daha önemli bir şey var…
Dikkat etmeli bu sesler yükselirse, durum çok vahim bir noktaya gider…

Bu vahim nokta nedir ?

İşte can alıcı soru ve can alıcı yanıtlar:

1-)Alsınlar Güneydoğu’yu gitsinler. Zaten bizim ekonomik varlığımızı sömürüyorlar…
diyebilir vatandaş…

2-)Veya şu ana kadar sessiz kalan milliyetçi dalga hızla silahlanıp bir “sivil iç savaşa” ülkeyi sürükleyebilir.

Her iki ihtimalde çok korkunç… Ama olası…
Dikkat edin gazetelere şehit analarının, babalarının söyledikleri artık değişik…
“Oğlu ölmüş canı yanmış, ilk gün böyle söylenebilir” diyenler çıkabilir…
Ama söylemdeki cümleler özenle seçilmiş..

Aslında bu ifadeleri burada yazarak, aynı hataya düşmek istemiyorum…
Hata diyorum, o annenin feryadı, yarın birilerin elinde koz olacaktır…
Hatta bazı yüreği yangın analar aynı sözleri yeniden kullanabilir bu yaygınlaşabilir…
Hatta hatta şehit cenazelerini gören diğer analarda aynı ifadeleri kullanmaya başladı…
İş giderek çetrefil hale geliyor…
Bu iş yaygınlaşıyor..

İşte o gün bu kirli savaş yitirilir ve ülke bölünür…
Feryatlara dikkat edin, savaşın ve şehidin tanımı yapılıyor…
Ve bu tanım hiç de söylenenlere ve yazılanlara, bizim bildiğimiz şekillere uymuyor…
Ve yine feryatlara bakın…

Bu kirli savaşın simgesi şimdi Bilal…Yani Başbakan’ın oğlu…
Eskiden Tansu Hanım’ın oğlu Mert Çiller’di gündemde olan…Şimdi Bilal…
Yani vatandaş, şehit mertebesine, başbakanların, bakanların oğullarının yükselmesini istiyor…
Bu bir beddua mı, hayırlı dua mı?
Sonuç ne olursa olsun…

Oyun oynanmaya devam ediyor…

Birileri yine tef çalıp oynamaya başladı…
Paşa sinirli ve sessiz… Böyle diyorlar ve devam ediyorlar; böyle olunca da tepkisi sert olur…
İşte birkaç koldan provokasyon buna denir…
Artık attığımız her adımı dikkatli atmalı, ağzımızdan çıkacak her sözü kılı kırk yararak söylemeliyiz…
Bu iş “ekonomi iyiye gidiyor” palavrası atmaya benzemez..

Son bir not daha …

O kadar kadar kirli para girişi var ki, ikinci bir darbeyi de oradan yiyebiliriz. Bu darbe ağır olur ve sosyal dengeyi ve iç barışı bozabilir.
Amman dikkat…Bunların olacağını daha üç hafta önce yazmıştık pek dinleyen olmadı…
Aslında köy görünüyordu ve kılavuza da ihtiyacımız yoktu..
Önlem alsaydık yeterdi?
Yayın Tarihi : 4 Eylül 2006 Pazartesi 13:11:29


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?