Türkiye bir ihtilaller ülkesi…
27 Mayıs ile başlayan askeri müdahale dönemi soluklanarak sürüyor..
Bugün 28 Şubat…
Kimilerine göre post modern bir ihtilalin yıl dönümü?
28 Şubat, 12 Mart Muhtırası’nın bir benzeri mi?
Hayır..
12 Mart Muhtırası’nda generaller şu mesajı vermişlerdi;
“Eğer gitmezsen yönetime el koyarım”
Aynı gün Başbakan Demirel,
“Devletin memuru, hükümetin başına emir veremez” gibisinden bir açıklama yaptı. Ama hatırlayabildiğim kadarıyla da peşinden istifa etti..
Herkes siyaseten Demirel’in işinin bittiğini sandı..
Oysa, 12 Mart Muhtırası gerçekten faşist bir deklerasyondu…
Demirel’in son günlerde anlattıklarına bakılırsa, 28 Şubat’ta da benzeri bir muhtıra çıkmak üzereydi..
Ancak yine anlatılanlara göre, Ordunun tepe komutanları muhtıra konusunda pekte sıcak değildiler..
Ancak ikinci bir 27 Mayıs Vakası da yaşanmak üzere gibi bir izlenim vardı..
Yani Genelkurmay Başkanı “itidalli” olmaya çalışırken, Genelkurmay ikinci Başkanı Çevik önce Sincan’da tankları yürüttü, sonra taaa Amerika’ya gidip, “balans ayarı” yaptık dedi…
Bu olay, ihtilalin ayak sesleri olarak yorumlandı…
Bekli de doğruydu..
Ağzı sıkı olmayan bazı danışmanlar ortalıkta “ihtilal havası”nı yaymaya başlamışlardı..
İşte Demirel geçmiş tecrübelerine dayanarak, bu ihtilal havasını dağıtmayı başardı.
Hem de öyle bir başardı ki; Dünya tarihi böyle bir başarı görmedi…
Lütfen dikkat edin, dünyada kendi kendine muhtıra veren tek hükümet ve tek başbakan Necmettin Erbakan’dır..
Çünkü 28 Şubat deklarasyonun altında “kerhen” de olsa Erbakan’ın da imzası var…
İhtilallere karşı adeta şerbetlenen Demirel, işi öylesine yumuşatıyor ki, işi bu ilginç noktaya kadar taşıyor ve olası bir ihtilalinde önüne geçiyor…
28 Şubat’ın mimarı olduğu öne sürülen Çevik Bir Paşa ile ilgili iddialar ise çok…
Ancak bunların içinde en önemlisi ise Çevik Bir’in bir Sebetay (Yahudi dönmesi) olduğu…
Anne tarafından Selanikli olduğu bildirilen Çevik Bir bu iddiayı hiç yalanlamadı.
Hatta emekli olduktan sonra bile bunu doğrular nitelikte bir takim siyasi ve sosyal girişimlerde bulunuyor.
Çevik Bir’in bu geçmişi nedeniyle islami düşünceye soğuk durduğu öne sürülüyor..
Bir başka iddia ise, AKP’nin kuruluş aşamasında Erdoğan’a danışmanlık ettiği…
Bu danışmanlık kimi siyasetçilere göre hala sürüyor.
Bu danışmanlığın altında ise Çevik Bir’in soyağacında yer aldığı öne sürülen Sebetaycılığın ağır bastığı bir başka iddia.
28 Şubat’ın da İçişleri Bakanı olan Meral Akşener bu iddiaya karşılık verdiği yanıt ise aynen şöyle;
“"Çevik Paşa AK Parti'nin İsrail-ABD ilişkileri konusunda danışmanlığını yapıyor... Ben şimdi soruyorum: Madem bu kadar demokrattı niye bize balans ayarı yapmaya kalkıştı... Niye 28 Şubat yaşandı...”
Soruları soran gazeteci de şaşkınlık içinde. İsterseniz gelin o söyleşiden birkaç satır başını aktaralım:
28 Şubat'tan hafızamızda kalan sizi yağlı kazığa oturtmakla tehdit eden üst düzey bir asker. Çevik bir olduğu yazıldı, siz reddettiniz. Kimdi o?
-Çevik Bir değildi. Ben zaten o yazıları tekzip ettim. Hakkaniyetli bir insanım ben. İşin garibi o dönem balans ayarı yapmaya kalkan paşaların başında Çevik Bir vardı ve bugünkü haline bakın.
Ne var halinde?
-AKP'nin İsrail ve Amerika'daki Yahudi lobisiyle iletişimini sağlayan bir danışman modeli olarak karşımızda.
Çevik Bir AK Parti'nin danışmanı mı? Bilmiyordum.
-Aslında bunu ilk sayın Ilıcak yazdı. Bunlar Refah deneyiminden sonra bir takım ısınma turları için yurtdışını gezmeye başladılar. Bu turları Mesut Yılmaz'ın teyze oğlu Kutman organize etti. Kutman Çevik Bir'den rica etmiş, yabancıları ikna etsin diye. Bir de dünyayı dolaşıp "Biz darbe yapmayacağız bunlara güvenin" dedi. Kutman kendi açıkladı zaten.
Çevik Bir o dönem emekli değil miydi?
-Evet ama önemli çevrelerde gücü vardı.
Bir, AKP'nin resmi danışman mı peki?
-Resmi, gayri resmi bilemem. Bir taraftan 28 şubatta balans ayarı yapacaksınız, bir taraftan mülteci kovalayacaksanız. Bir iktidar sizin yüzünüzden yıkılacak. Sonra o iktidardaki kişiler başka bir yapılanmayla tekrar iktidar olacak ve siz çıkıp bütün yabancı gazetelere bu iktidarı öven konuşmalar yapacaksınız. Ne demek bu? İrtica korkularınıza ne oldu? İslami rejim paranoyalarınız nerede kaldı? Ne oldu o gün hissettiklerinize. Sadece Çevik Bir değil, Atilla Kıyat için de bu sözlerim. Madem bu kadar demokrattınız beyler niye balans ayarı yaptınız? Niye 28 şubat oldu? Çok şaşırıyorum olup bitenlere. Bu isimler 28 şubatla övünenler değil miydi yani?”
Bu iddialar AKP’li bazı siyasiler tarafından da dillendiriliyor..
Bu da, referansı İslamiyet olan bir doğal olarak ta İsrail ile kötü bir sürec yaşaması gereken AKP’nin İsrail ve ABD’deki Yahudi lobisi ile bu kadar yakın bir diyaloğu nasıl başardığının bir göstergesi sayılıyor..
Birde işin başka bir ilginç yanı var.
Eski generaller, ne kadar kötü konuşurlarsa konuşsunlar, ne kadar kötü analizler yaparsa yapsınlar ve hiç karizmaları olmasa da her gün bir TV ekranın da boy gösteriyorlar.
Sadece etiketleri yetiyor…
Ama Çevik Bir hiç ortalıkta görünmüyor…
Oysa Çevik Bir popilizmi seven biri…
28 ŞUBAT RAFA MI KALKTI
28 şubat deklarasyonu 18 maddeydi..
Bugün sadece 18. maddesi yürürlükte.
Oda zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılmasıydı… Bunun amacıda İmam Hatip Liseleri’nin (İHL) orta okul bölümlerinin kapatılmasıydı…
Yaşayan tek madde o…
Bir başka madde de ise İHL sayısının çok fazla olduğu bunların kısa sürede kapatılarak meslek lisesi haline dönüştürülmesi gerektiği belirtilyordu.
Tam aksi oldu…
28 Şubat deklarasyonu ile “şeriat” hedeflenmişti… Ve siyasi islamın hükümet edemeyeceği vurgulanıyordu..
Tam aksi oldu..
Siyasi İslam 28 Şubat’a karşı kenetlendi ve “değişim” kılıfı hazırlandı…
Ve siyasi İslam Avrupa Birliği kanalıyla siyasi arenada yerine almak istedi.
Bunun içinde en önemli simge olan “türban’a özgürlüktü…
Bunun için önce Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nden “türbana özgürlük” istendi.
Olmadı AİHM başvuruldu.
Eğer kazanılsaydı, siyasi İslam legalleşecekti.
Herkesin gözünden kaçtı..
Aslında o kamuoyu çalışması çok tartışıldı ama nedenh se bu nokta hep göz ardı edildi…
Son seçimlerde Boğaziçi Üniversitesi’nin yaptırdığı bir seçim sonu anketinden söz ediyoruzı..
O araştırmada son soru mealen şuydu:
“Şeriat yasalarının yürürlüğe girmesini ister misiniz?”
Cevap kısa ve net
Yüzde 55 Evet…
Bu sonucu doğru kabul edersek ve AKP’nin aldığı oy oranı ile orantılarsak ortaya çok vahim bir tablo çıkıyor..
5.5 milyon şeriatçı seçmen…
İşte 28 şubat süreci Türkiye’de siyasi İslam, şeraitçi, islama bağlı olduğun öne süren tüm kişileri bir araya ketirdi ve kenetlendirdi..
28 şubat’ın en ağır darbesi ise Atatürk ve kemalizme oldu…
Çünkü siyasi İslam en ılıman şekliyle bile iktidara gelince Atatürk ve onun devrimleri artık alenen aşağılanır bir hal aldı..
AB ilk kez bu iktidar sayesinde Atatürk’e dil uzattı.
Aslında örnekleri çoğaltmak mümkün..
28 şubat TERS YÜZ OLMUŞ BİR POST MODERN İHTİLAL’dir…
Yani 28 Şubat’ın Demirel’de dahil mimarları, her şeyi eline yüzüne bulaştırmışlar ve Türkiye’ye en zararlı ihtilali üretmişleridir…
Eğer Akşener’in iddiası doğru ise o zaman şu soruyu sormak aklımıza gelebilir mi?
Siz bu ihtilali mahsus, bu sonuçları bilerek mi yaptınız…
Cevap beklemek hakkımız...
Yayın Tarihi :
28 Şubat 2006 Salı 23:04:19