TMMOB Mimarlar Odası, “Dünya Mimarlık ve Habitat Günü”nde, kenti paylaşanların, kentlilerin; iyi bir şekilde yaşamaya, temiz su, sağlıklı ortam, ulaşım, elektrik ve diğer hizmetlere rahatça erişebilmeye hakkı olduğuna dikkat çekti.
Ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanan “Dünya Mimarlık ve Habitat Günü” nedeniyle TMMOB Mimarlar Odası tarafından yapılan açıklamada, “kentsel kriz ve mimarlık” konusunda değerlendirmeler yer aldı. Birleşmiş Milletler’in, “2006 Dünya Habitat Günü” için “Kentler: Umudun Mıknatısları” teması seçtiğini hatırlatan açıklamada, Uluslararası Mimarlar Birliği’nin de 2006 Dünya Mimarlık günü için aynı temayı benimsediği belirtildi.
Kentlerin tarih boyunca gördükleri en yoğun göçü almaya başladığına işaret eden açıklamada, 2050 yılında, dünya nüfusunun üçte ikisinin yani 6 milyar insanın kentlerde yaşamaya başlayacağı kaydedildi. Açıklamada, kentlerin tüketim merkezi olması ötesinde, doğrudan sömürü alanı haline getirildiğine işaret edilerek, kent süreçlerinin oluşturulmasına mimarlık hizmetlerinden yardım almanın önemine yer verildi.
İNSANLAR KENTLERDE UMUTLARINI YİTİRİYOR
Mimarlar Odası açıklamasında, göçle kente gelen insanların umduklarının bulamaması sonucu, umutlarını yitirdiği vurgulandı. Kenti bir umut olarak görme eğiliminin doğru yönlendirilmesi sonucunda, kente göçen kişilerin beklentilerine yanıt verecek, onları daha da mutsuz kılmayacak mekansal düzenlemelerin yapılabileceği ve bunda mimarların önemli rol oynayacağına açıklamada dikkat çekilerek, kentlerin dışında yaşam alanları yaratmanın imkansızlığına değinildi. Türkiye’de de göçün yaşam kalitesini düşürdüğüne, kentlerin ve yaşam alanlarının kimliksizleşmesine yol açtığına işaret eden açıklamada, mimarların, artan sorumluluklarını üstlenerek kamusal sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulandı.
Toplumun mimarlık kültürü ile bağlarının kopmaması gerektiği açıklamada belirtilerek, Mimarlık Odası gündeminde, “Türkiye Mimarlık Politikasına Doğru Mimarlık ve Kent Buluşmaları” etkinliklerinin yer aldığını ifade edildi.
“Kentsel Dönüşüm” projesinin insan, coğrafya ve olanaklar gözardı edilerek yürütülmesi sonucunda, kentsel yaşam yok edilmesi, kentlerin ve kentlilerin ihtiyaçları yok sayılması sonuçlarına yol açtığının altını çizen açıklamada, “Kentsel krizin asıl sorumlusu olmalarına karşın, bugün bu krizden yararlanmaya yönelik organizasyonları dayatmaya çalışan bu politikalarla, geleceğin inşası olanaklı değildir” denildi.
anka
Yayın Tarihi :
2 Ekim 2006 Pazartesi 14:16:36