Uluslararası Kadın Medya Vakfı, bu sene Irak’ta yaşamları pahasına gazetecilik yapan 6 kadın muhabiri “Gazetecilikte Cesaret Ödülü”ne layık gördü.
Atwar Bahjat al-Samerai, 2006 yılında, Irak'ın Samara şehrinde hayatını kaybetmiş bir kadın gazeteci. New York'taki ödül töreninde, Sahar Issa ve ödülü alan 6 Iraklı kadın gazetecinin fotoğrafı, güvenlik gerekçesiyle çekilmedi.
Uluslararası Kadın Medya Vakfı Ödülleri dün New York’ta düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu. Vakıf, bu sene “Gazetecilikte Cesaret Ödülü”nü Irak’ta yaşamları pahasına gazetecilik yapan 6 kadın muhabire layık gördü. Bağdat’ta McClutchy Newspapers bürosunda çalışan ve güvenlik gerekçesiyle ödüllerini alırken bile isimleri açıklanmayan 6 kadın muhabir adına, yine bir Iraklı kadın gazeteci olan Sahar Issa konuşma yaptı. Issa, tüm dünyada Irak haberlerini takip eden okuyuculara önemli mesajlar gönderdi:
Haberin devamı
‘HER RÖPORTAJIMIZ SON RÖPORTAJIMIZ OLABİLİR’
Bugün Irak’ta gazeteci olmak, hafife alınacak bir konu değil. Her yol, her kontrol noktası tehlikeli, her soru direkt tehdit.
Yaptığımız her röportaj bizim son röportajımız olabilir. Irak’ta çok şeyler oluyor. Sorgulanması gereken bir çok şey. Biz gazetecilerin, bilgi almak isteyen insanlara göstermeye çalıştığı bir çok şey.
‘IRAK’TA BİLGİNİN BEDELİ AĞIR’
Her toplumda iyi ve kötü vardır. Hukuk, toplumu düzenler. Benim ülkem şu anda kanunsuz. Masumun kanı, her gün, amaçsızca dökülüyor. Cevapları bulmak bizim sorumluluğumuz, fakat bilginin bedeli ağır. 4,5 yıl önce savaşın başladığından beri her hafta ortalama bir muhabir ve medya mensubunun öldürüldüğü gerçeğiyle yaşamak zorundayız.
‘KİMSE YAPTIĞIMIZ İŞİ BİLMİYOR’
Çifte hayatlar yaşıyoruz. Hiçbir arkadaşımız ve akrabamız bizim ne yaptığımızı bilmiyorlar. Çocuklarım, işim hakkında yalan söylemek zorundalar. Benim başarılarımla ne ben, ne de onlar kesinlikle gurur duyamaz. Her sabah, evimden çıkarken, ağır bir kalple geriye dönüp bakıyorum, belki tekrar göremem diye.
Çocuklarıma sarılıp onları okula yolluyorum. Sadece bana arkalarını dönüp gittikten sonra gözlerim doluyor, çünkü onların da benim kadar risk altında olduğunu biliyorum.
‘BU İŞE HAYATIMI ADADIM, VAZGEÇEMEM’
Peki, neden devam ediyorum? Neden kalemimi bırakıp, arkama yaslanmıyorum?
Çünkü terörist damgası yemekten yoruldum, ülkemde kaybedilen bir insan hayatının kayıp sayılmamasından yoruldum. Çocuklarım için böyle bir gelecek istemiyorum. Onlar terörist değil, onların hayatları değersiz değil. Hayatımı ve çok daha fazlasını, dünyadaki iyi insanlara sıradan emelleri olan sıradan insanlar olduğumuzu göstermek için bir pencere açmaya adadım.
Bana size ulaşmam için fırsat verin, anlayış köprüleri kurmamıza yardım edin. Savaş sizin ülkeniz ve benim ülkem üzerine kara bir gölge düşürmüş olsa da, hiçbir şey için geç değil.