
Dünya Gazetesi köşe yazarı Mithat Melen, Hatay İlini ziyaretleri ve Samandağ İlçesiyle ilgili görüşleri açıklandı. Melen, 'Hatay Medeniyetler buluşmasını gerçekleştirmeye çalışıyor.' dedi
Konuya ilişkin yapılan açıklama şöyle: “Büyük İskender tarafından kurulan Seleucus Krallığının Hükümdarı Seleucuc birinci Nicator, milattan önce 300 tarihinde, bugünkü Çevlik, Samandağı, Antakya'daki Liman şehrini kurarak Ülkesinin Başkenti yapmış. Ilıman iklimi 14 Km'lik sahili ile cennet görünümlü Samandağı, Pazar günü tam bir şenlik alanı haline dönüyor. Plajın yanı başında kurulan pazardan herşeyi bedava almak mümkün, mayo, tişört dahil...
Samandağ Kaymakamı Selim ÇAPAR, bizi önce Vakıflıya götürüyor. Vakıflı, bir ermeni köyü ve o gün de bir yortu var. Kilisede keşkek yiyoruz. Söylemeye gerek yok, bu yöre Türkiye'nin en verimli narenciye tarımının yapıldığı bir yer. Organik tarım yapıldığını ise hemen anlıyorsunuz, domates ve salatalıkların bile tatları farklı, lezzetli ve ufak.
Roma Hakimiyeti döneminde imparator Vaspasianus (milattan sonra 69) ve oğlu Titus, Samandağ'daki limanı sel sularından korumak için tüneller yaptırıyorlar. Bu tünellerin yapımının yüzyıl sürdüğü sanılıyor. İç limanı koruyan 1.5 km. uzunluğundaki tünel, İmparatorluğun da 500 yıl yaşamasını sağlıyor. Çünkü donanmayı iç limana çekip beklemek ve devamlı yeni gemi inşa ederek güçlenmek akıllı bir strateji, ayrıca başkenti de Antakya'ya kaydırıyorlar. Hatay Valisi Abdulkadir SARI, eski bir dost. Van Valilğini kimse unutmuyor.
Van'da Vali imajını değiştirip yöre halkı ile bütünleşen SARI, şimdi aynı şeyi Hatay'da yapıyor. İş alemi ile uğraşıyor, Hatay Medeniyetler buluşmasını gerçekleştirmeye çalışıyor. Hatay Spor'u soruyorum. Uğraştığını söylüyor. Van Spor'u kurup birinci lig'de tutunmasını sağladığı için, anımsatalım diye sözünü ediyorum. Artık Türkiye'deki Valiler sadece makamlarında oturmuyorlar. Devamlı hareket halindeler. Abdulkadir SARI ile Antakya'da Kiliseleri geziyoruz. Protestan Kilisesi bile var. İlginç olanı Güney Kore'den gelen bir papaz ve yardım var bu kilise için. Antakya sanki başka bir kent, Anadolu'dan önce ekonomik olarak farklı ve zengin, halkı toprak besliyor.
Refahın yüksek olduğunu ise görüyorsunuz. Geceleri sabahlara kadar herkes sokaklarda. Hiçbir Lokantanın boş olmadığı da göze çarpıyor. Bir de yörenin yemekleri. Gerçekten dünyanın en güzel mutfaklarından biri. Zeytin yağı, cevizi, acı biberleri kullanınca ortaya harika ürünler çıkıyor. Dağlardan toplanan kekik ile yapılan çay ise gerçekten farklı. Belki Antakyalıların söylediklerine inandığımız için çok yemek yiyip kekiği her derde deva olacağına inanıyoruz. Kolestrolü, Şekeri bitiriyormuş. Vaspaspasianus'un yüzyıllarca önce yaptığı su tüneli içinde yürürken epeyce kilo vermiş olsak da, bu lezzetli mutfak yüzünden buradan kilo almadan dönmenin zor olduğunu da anlıyoruz.
Düşünebiliyormusunuz, 20 yüzyıllık bir su kanalı ve hiç bozulmamış, bir ufak sarsıntıda çöken bizim Doğu Anadolu'daki bölge yatılı okulları aklıma geliyor. Urfa tünelinin yapılışından 2000 yıl önce yapılmış ve yıkılmamış bir eser. Türkiye gerçekten doğa ve tarihin çok cömert olduğu bir ülke. Ben gezdikçe bitiremiyorum. Hergün de yeni bir şey görüp öğreniyorum. Yörede tabii Turist var, ancak yeterli değil, Suriye ile ilişkilerin hergün geliştiğini Komşu İllerin Valileri ile devamlı temas halinde olduklarını Hatay Valimiz Abdulkadir SARI'dan öğreniyoruz. Günübirlik geçişlerin ise arttığını artık rakamlar söylüyor.
Ayrıca bu yörenin en büyük işi, transit taşımacılık. Öyle şık bir otelde kalıyoruz ki, adı Savon. Sabunhaneden butik otel haline getirilmiş. Yıllar önce 1950-60 yılları arasında sabunhane olarak kullanılan binanın avlusunda her akşam görkemli düğünleri görmek çok güzel. Türkiye evleniyor ve eğleniyor. Sıcağa bu bölgede herkes alışmış. Hayat ise devamlı sokakta, kimse evine kapanmıyor. Düşünün altı ay içeriye girmiyorsunuz. Diğer altı ayda sadece yağmurdan sakınıyorsunuz. Akdeniz'de rüzgar altı ay güneyden esiyor. Denizi de güneyden gelen bütün pislik kirletiyor. Bir de bizim insanımız çevreyi korumuyor. Samandağ sahillerinde yumurtlayan Caretta Carettaların bu yıl 27 kere yumurtladıkları tespit edilmiş. Geçen yıl bu rakam 279 kez imiş. Belki de bu hayvanlar yöre halkına mesaj veriyorlar. “Doğayı Kirletmeyin, bir daha gelmeyiz.” Antakya'ya bir uzanın, pişman olmazsınız.”