22
Şubat
2026
Pazar
IĞDIR

5. Hukuk Sempozyumu yapıldı

Iğdır Barosu ve Iğdır Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen 5. Hukuk Sempozyumu'nda hukuk devleti ve yeni anayasa konuları ele alındı.


Kültür Sarayı'ndaki sempozyumun açılış konuşmasını yapan Iğdır Barosu Başkanı Mustafa Buluş, sempozyumun; Türkiye'de demokratik hukuk devleti ilkelerinin yerleşmesine ve sivil bir anayasanın acilen çıkarılmasına yardımcı olmayı amaçladığını söyledi. Buluş, "Yeni çıkarılacak anayasada düşünce ve ifade özgürlükleri uluslararası standartların üzerine çıkartılmalı. İnsanların düşüncelerini özgürce açıklayabilme imkanlarını sağlayan, farklılıkları zenginlik olarak gören bir anayasa modeli oluşturmalıdır.


Bugün Türkiye'mizde birçok tabu artarda yıkılmaktadır. Bugün hukuk herkese dokunmaktadır. Müdahalelerle, muhtıralarla, post modern darbelerle yara alsa da yine de ayakta duran bir demokrasiye sahibiz" dedi.


İki oturumdan oluşan sempozyumun ilk oturumunu Anayasa Mahkemesi üyesi Recep Kömürcü yönetti. Anayasa Mahkemesi üyesi Prof. Dr. Sacit Adalı, "Anayasa ve Sibernetik" üzerine yaptığı konuşmada, "Toplumun kuralları anayasa ile belirlenmiştir. Öyle bir anayasa yapılmalıdır ki tırnak kalpten ayrı olmasın. Nasıl ki bir insanın vücudu uyum içerisinde çalışıyorsa, anayasada da her birim uyum içerisinde olmalıdır. Ben bir parti kuracak olsaydım adını 'Vatandaşın Hayatını Kolaylaştırma Partisi' koyardım.

Çünkü Türkiye'de herkes birbirine engeller çıkartarak vatandaşın hayatını zorlaştırıyor. Halbuki Peygamberimizin dediği gibi, 'Her şeyi zorlaştırmayıp kolaylaştırmalıyız'. Anayasamızda temizlikçisinden Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanından Başbakana kadar herkes eşittir. Sadece birilerinin mevki ve konumu farklıdır. Bu ülkenin birliğe ihtiyacı vardır. İç barışı kurmalıyız. Birbirimize güzel ve sevgiyle bakmalıyız" ifadelerini kullandı.


İstanbul Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Koçak ise, "Anayasa ve Hak Arama Özgürlüğü' konusunda açıklamalarda bulundu. Türkiye'de durmadan Anayasa değişikliği yapıldığını 1982'den bugüne kadar 15 defa anayasa değişikliğine gidildiğini belirten Koçak, "Çünkü 1982 Anayasası halka sorulmadan hazırlanmıştır. Mevcut anayasa ihtiyaca cevap vermemektedir. Halkın tüm kesimlerinin katılımıyla görüşüyle bir anayasa oluşturulmalıdır. Medyanın yargıyı yönlendirmeye çalıştığı aşikardır.


Türkiye'de gelişen olaylardan dolayı hakim ve savcılar adına medya kuruluşlarının karar vererek suçsuz insanları mahkum ettiği bilinmektedir'' diye konuştu
"Hakim bağımsız, yargı tarafsız olmazsa o zaman sıkıntı başlar" diyen Koçak, daha sonra şunları söyledi:
"Bugün hiçbir delil ve sonuca ulaşmadan medya hakim adına karar veriyor, hüküm veriyor. Serbest kalması gereken bir kişiyi tutuklanacak şeklinde yayınlarla hakimi baskı altına alıyorlar. Böyle bir ortamda nasıl sağlıklı karar verilecek. Yargıç devlete karşıda vatandaşının yanında olmalıdır. Adaleti gözü kapalı dağıtmalıdır. Fakat mahkemesinin önündeki adalet tanrıçasının gözü açıktır. Bugün bazı savcılar çıkıyor konuşma yapıyor. Bunu tasvip etmiyorum. Savcılar iddianameleriyle, hakimler ise kararlarıyla konuşur. Bütün sorunların demokratik ortamda konuşularak çözüleceğine inananlardanım. Kürtlerle asırladır bir arada yaşamışız bundan sonra da yaşayacağız."


Anayasa Mahkemesi emekli üyesi Ali Güzel'in yönettiği oturumun ikinci bölümünde ise Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Köker, "Demokratik Anayasa ve Özgürlükler" konusunu ele aldı. "Ülkemizde tam demokrasi yoktur fakat hukuk devleti vardır" diyen Köker, "Demokrasi geliştikçe hukuk da gelişiyor. Vatandaşlar yeni haklara kavuşuyor. Toplumumuza demokratik devlet anlayışını yerleştirmemiz lazım. Bu da siyasi irade ve vatandaşla olur. Milletvekili ve Cumhurbaşkanının yemininde yer alan 'Atatürk
İlke ve İnkılaplarına bağlı kalacağım' sözünü 12 Eylül darbesini gerçekleştirenler bıraktı. Türkiye'nin 3 tane önemli sorunu var. Bunların başında Kürt meselesi gelmektedir. Acil olarak çözülmelidir. Bir başka sorun ise din ve vicdan hürriyeti meselesidir. Alevi ve laiklik anlayışı din ve vicdan hürriyeti çerçevesinde çözüme kavuşturulmalıdır. 3. sorun ise Devlet Bakanı Ali Babacan'ın dediği gibi bu ülkede Müslümanların da din ve vicdan hürriyeti problemi vardır.

Bu çerçevede Lozan Antlaşması'nı doğru uygulamak gerekir. Artık yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Halkın kendisini ifade edebileceği bir anayasa olmalıdır. Maalesef bugün anayasansın bekçiliğini Anayasa Mahkemesi yapmaktadır" şeklinde konuştu.


Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can da, "Anayasa ve Siyasi Katılım" üzerine bilgi verdi. 1921 Anayasası'na sıklıkla vurgu yapan Can, "Bu anayasa halkın temsil edildiği bir anayasa idi daha sonra kaldırıldı. 1961 ve 1982 Anayasaları bu millete layık mı? Tartışılır. Bir meclis vardır. Halk istediğini o meclise gönderemiyor. Çünkü seçim barajı vardır. Herkes, belli ölçüde siyaset yapmak zorundadır. Siyaset devlet ile toplum arasında iletişimi sağlar. İletişimin olmadığı yerde kavga vardır.

1930 yılından bu zaman kadar 60 siyasi parti kapatılmıştır. Bunlar muhtıralar veya darbeler sonucu kapatılmıştır. En ücra köydeki bir çoban ile bir profesörün oyu eşit hale gelmiştir. Artık çoban da siyaset konuşabiliyor, görüşünü dile getirip tartışabiliyor" dedi.


Konuşmalardan sonra soru-cevap bölümüne geçildi. Askerlerin sivil mahkemelerde yargkcut anayasa ihtiyaca cevap vermemekılanmaları konusundaki bir soruya Prof. Dr. Levent Köker, "Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmaları konusundaki düzenlemeyi destekliyorum. Bu yasada eksiklilikler var. Vatandaşı askerlikten soğutma gibi suçlar da askeri mahkemelerden alınıp sivil mahkemelere verilmeliydi" şeklinde cevap verdi.
Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatma davasıyla ilgili olarak yöneltilen soruya cevap veren Anayasa Mahkemesi üyesi Prof. Dr. Sacit Adalı da, kapatılma davasının örtbas edilmediğini çok kısa bir zaman içerisinde belki de Temmuz ayı içerisinde davanın sonuçlanabileceğini söyledi.

İha
Yayın Tarihi : 5 Temmuz 2009 Pazar 14:38:46


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?