AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Taha Aksoy, Ege-Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, kooperatif yöneticileri ve Ege Koop çalışanlarını ziyaret etti.
Ege-Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, Universiade süreci mimarlarından Taha Aksoy'u İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı sıfatıyla ağırlamaktan heyecan duyduklarını belirtti. Taha Aksoy'un duruşu, insan sevgisi, birikimi, İzmir'in sorunlarına olan hakimiyeti, eğitimi, donanımı ve mütevazi kişiliği ile çok iyi projeler ortaya koyduğunu söyleyen Aslan, "Seçim beyannamesini okuduğumda çok mutlu oldum ve heyecanlandım. İzmir'e yakışan projelerinin olduğunu gördüm. İzmir için çok şey yapacağına inancım tam. İnşallah seçilirse ve bizimle İzmir'in sorunlarını paylaşmak, katkı ve destek isterse hiçbir karşılık beklemeden biz 100 bin kişiyi temsil eden kuruluş olarak her zaman hazırız" dedi.
Ege-Kop Başkanı Hüseyin Aslan'ın "İzmir sorunlarına duyarlı milletvekili, başarılı bir profesyonel yönetici" olarak Ege-Koop'a bağlı kooperatiflerin yönetici ve çalışanlarına takdim ettiği Adalet ve Kalkınma Partisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Taha Aksoy ise, başarılarıyla tanıdığı Ege-Koop Ailesine seslenmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İzmir'in durağan hale geldiğini, statükoya teslim olduğunu söyleyen Aksoy, "Bu durağanlığa başkaldıran Ege-Koop gibi kuruluşlar var. Ama bu yeterli olmuyor" diye konuştu. İzmir'in bilişim, moda, kültür ve sanatta öncü kent olabileceğini söyleyen Aksoy, "İzmir nitelikli bir Avrupa kenti olabilir. Ben önümüzdeki 5 yılı bu amaca vakfedeceğim. İzmir pırlanta gibi olmaya müsait bir şehir. Beni seçmezseniz, seçtiğinizden bunu gerçekleştirmesini isteyin" dedi.
İzmir'in spordan sanayiye sivil toplumdan odaların etkinliğine kadar öncü rolünü yitirdiği görüşünü dile getiren Taha Aksoy, "İzmir sporda başarının; sanayide ilk mamul üretmenin adresiydi. Ancak bu özelliğini yitirdi. İzmir dünyaya göre gerilediği yetmiyormuş gibi, Türkiye çapında bir gerilemenin adresi haline geldi" dedi.
Aksoy, İzmir'de gerçek bir kentsel yenileme projesinin yapılmadığını, yapılanın önceki yönetimlerin yanlışını düzeltmeye çalışmaktan ibaret olduğunu savundu. İzmir'in talihsizliğini aşmak ve durağanlığı dinamizme çevirmek adına "Değişim"e ihtiyacı olduğunu belirten Taha Aksoy, bunun için de kentin kendi kabuğunu kırması gerektiğini, 29 Mart Yerel Seçimleri'nin bunun için bir fırsat olduğunu vurguladı.
İzmir'de Ege-Koop örneğinde olduğu gibi durağanlığa razı olmayan bazı kurumların "Sıçramalar yapma" talebini yinelediğini anlatan Taha Aksoy, şunları söyledi: "İzmir'de bir değişim şart. Bu bizimle olur ya da başkasıyla olur, bir değişim şart diyerek yola çıktık. İzmir'de bir sıçrama yapmak lazım. Eğer yapılmazsa bu insanların günlük hayatlarına da yansır. Durağan bir şehirde yaşamınızda bir değişiklik anlayışı içine girmiyorsunuz. Bu durağanlıkla, iyi yetişmiş profesyonel çocuklarımız, İzmir'i terk eder duruma geldiler. Burada bir şeyler yapmak lazım"
Asıl sorunun İzmir'in ekonomik açıdan kalkınmasından ziyade "Öncü rolünü yitirmesi" olduğunu kaydeden Taha Aksoy, şöyle konuştu, "Konut sorununa çözümde, İzmir bir değişik model, değişik finansman şekli, değişik yerleşim anlayışı. Ege-Koop 25 senedir bunu yapmaya çalışıyor. Ve Avrupa Kent Şartı'na baktığımızda, önemli maddelerden biri konuttur. İzmir'de kentsel dönüşüm projesi değil, heyelan bölgesinin boşaltılması projesi gerçekleştirildi. Yani yeni bir şey yapılmadı. Yapılan, önceki dönem yerel yönetimlerinin yanlışlarının düzeltilmesinden başka bir şey değildir. Heyelan bölgesi boşaltıldıktan sonra, bu işlem tapu siciline işlenmediğinden ya insanlar eski oturduğu evlere oturmak üzere geri döndüler ya da heyelan bölgesindeki evlerini kiraya verdiler. Şimdi o bölgenin ikinci defa boşaltılması isteniyor. Ayıca kenti yenilemek demek, insanları evlerinden etmek değildir. Kent yenilemenin en güzel örneği, bugün Ankara'da havaalanı yolu üzerinde yapılmıştır. 1000'e yakın gecekondu boşaltılmış ve hızla çağdaş bir kent görünümüne kavuşturulmuştur"
İzmir'in özlediği atılımların gerçekleştirileceği öncelikli sektörleri bilişim, moda, sanat ve kültür olarak tanımlayan Aksoy, bu adımların atılmasında, sivil toplumla birlikte çalışmayı temel alan ve uzlaşma kültürünü benimseyen, siyasetten arınmış ve kentin yanında durmayı amaç edinmiş yeni bir yerel yönetim anlayışının inşasının şart olduğunu sözlerine ekledi.