Mehmet Coral, yakında piyasaya çıkacak “Ateşin Gelini (Gavur İzmir)” kitabında, 86 yıl önce İzmir’i kimlerin yaktığını araştırdı...
İzmir’in kurtuluşunu 9 Eylül’de 86’ncı kez kutlamaya hazırlanırken, Doğan Kitapçılık tarafından yakında piyasaya çıkacak olan Ateşin Gelini (Gavur İzmir), İzmir yangınıyla ilgili tarihi belge ve bilgiler ışığında pek çok bilinmeyeni su yüzüne çıkarmaya hazırlanıyor. Yazar Mehmet Coral’ın binlerce tarihi belge ve bilgi üzerinde yaptığı çalışmadan sonra kaleme aldığı, kitap İzmir’i neredeyse yok eden yangını tüm yönleriyle inceliyor. Kitapta, yangın sırasında Körfez’de demirli bulunan HMS Iron Duke gemisindeki gözlemcilerin yazdıkları raporlar ve bunlara göre yapılan haritalarla yangının yok ettiği mahallelerden, bugüne kadar hiç yayımlanmamış fotoğraflara kadar pek çok bilgi ve belge tüm orijinal özelliklerini yansıtarak yer alıyor. İstanbul’da yaşayan ancak İzmirli olan Mehmet Coral, 2003 yılında yayınladığı İzmir: 13 Eylül 1922 isimli romanıyla da kentin 1919-1922 arasında yaşadığı kara yılları kaleme almıştı. Mehmet Coral, Ateşin Gelini(Gavur İzmir)’nde İzmir’i kimler yaktığı sorusunda şu noktalara dikkat çektiğini belirtiyor:
“Bu, sorunun çarpıcı kısalığına sığamayacak kadar büyük bir yanıt arayışını gerektiren durum. Biz, İzmir felaketinin gizemini, sorunun üç soğuk sözcük içinde şekillenen bütünlüğünü parçalara bölerek araştırmayı yeğleyeceğiz ve sözü kitabın geri kalan bölümündeki resimlerin anlatımına bırakacağız. Bu resimlere görgü tanıklarının sözleri eşlik edecek. Bazılarını ise ozanların, edebiyatçıların, devlet adamı ve askerlerin özlü sözleri tanımlamaya çalışacak. Özel durumlarda sözün bittiği yere varacağız. Görsel tema o zaman kendi kendini anlatacak. Kitabın sonunda, her şeyi harmanlamaya, tek katmanlı bir yapı oluşturmaya çalışacağız.
BELGELER KONUŞUYOR...
TELGRAF
Paris, 19 Eylül 1922
Dışişleri Bakanlığı
Washington Maslahatgüzarlığına
669 nolu telgrafım üzerine,
İzmir’deki Genel Konsolosumuzun bir telgrafından şu sonuç çıkmaktadır; kendisinin, bu şehirdeki yangının nedenleri üzerine Mustafa Kemal’le yaptığı bir konuşma sırasında, Mustafa Kemal, silahlı askerlerden bir kundakçı birliği oluşturmuş olan Rumlar ve Ermenileri yangından sorumlu tutmuştur.
Eskişehir’de olup biteni hatırlayınca bu iddia doğru gözükmektedir. Gerçekten de çok sayıda şahit tarafından tespit edilmiştir ki Türk geri çekilişinde askeri gereklilik istisna, tek bir Rum’un bile rahatsız edilmediği Eskişehir, tahliyeden önce sistematik biçimde Rumlar tarafından yakılmıştı.
TELGRAF
Paris, 26 Eylül 1922
Dışişleri Bakanlığı
Washington’da Fransa Maslahatgüzarlığına
670 nolu telgrafım üzerine,
General Pelle, Amiral Dumesnil ve M.Graillet, İzmir yangınından Türklerin sorumlu olmadıkları kanaatindedirler. Onlar (Türkler kast ediliyor) yangının yayılmasını önlemek ve mücadele etmek için sınırlı imkanlarıyla her şeyi yaptılar. Amiral Dumesnil, hemen olay mahallinde araştırma yaptırtmış ve sokaklara ve evlere petrol döken Türk askerlerini gördüğünü belirten bazı kişilerin şahitliklerini kontrol ettirmiş: bu soruşturma bu şahitlikleri geçersiz kılmış şahitlikler ispatlanmamıştır.
Diğer taraftan, yangın çıkan evlerin çokluğu, onların kriminel eller tarafından yakıldığını ortaya koyuyor. Ermeni ve Rum halkın taşkınlığı, muzaffer Türklere yıkıntı/kül halinde bir şehir bırakmak için aralarında kundakçıların bulunmasını tabiatıyla mümkün kılmaktadır.
Herkesin bildiği bir şey vardı: Ermeni ve Rumlar ellerindeki ganimetin (İzmir) nefret ettikleri düşmanlarına teslim etmemekte kararlıydılar. Genelde kabul gören bir rapora göre, yangından günlerce önce bir grup Ermeni gencin örgütlenerek, eğer Türklerin eline geçerse İzmir yakacaklardı.
Mark Prentiss’in (Yakın Doğu Yardım Komitesi Başkanı) Ocak 1923 tarihli raporundan.