21
Şubat
2026
Cumartesi
İZMİR

Paketin istihdam ayağı eksik

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, hükümetin açıkladığı teşvik paketinin genel itibari ile memnuniyet verici olduğunu, ancak, içeriği incelendiğinde yetersiz kaldığını söyledi.

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, düzenlediği basın toplantısında hükümetin açıkladığı teşvik paketini değerlendirirken, ekonomik kriz sürecine ilişkin düşüncelerini de aktardı. EBSO Başkanı Yorgancılar, Ağustos 2008'den itibaren reel sektörü etkisi altına alan kriz karşısında hükümetin güvenin sağlanması ve belirsizlik ortamının ortadan kaldırılması yönünde somut adımlar atmadığını söyledi. Mart 2009'da üretimi değil ticareti destekler nitelikte bazı sektörlerde vergi indirimine gidildiğini belirten Yorgancılar, bu girişimin üretimde istenilen etkiyi sağlayamadığını anlattı.

ÖNCELİK ÜRETİMİ, İÇ TALEBİ VE İHRACATI ARTIRMAK OLMALI
EBSO Başkanı Yorgancılar, hükümetin açıkladığı teşvik paketiyle ilgili şunları söyledi: "Yapılan teşviklerle, yatırımı, üretimi ve istihdamı artırarak ekonomik büyümeye katkı sağlama amaç edinilmektedir. Oldukça kapsamlı ve üzerinde çalışılmış olan son teşvik paketine, genel itibari ile baktığımızda memnuniyetimizi ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. Teşvik piyasaya moral vermiştir. Ancak, içeriğini incelediğimizde, bazı çok önemli başlıklarda paketin yetersiz kaldığını görmekteyiz."

Yorgancılar, bunu bir kriz paketi olarak nitelendirirsek, kısa dönemde verim alamayacağımız ve krize çare olamayacağının çok net olduğunu söyledi. "Çünkü kısa dönemdeki hamlemiz, üretimi, iç talebi ve Türkiye'yi bugünlere taşıyan ihracatı canlandırmak olmalıdır" diyen Yorgancılar, "Kriz paketi değil de, orta vadeli bir program ise başlıklar tek tek değerlendirildiğinde, yine yetersiz kaldığı görülmektedir" ifadelerini kullandı.

EKONOMİ ÇEVRESİ BÜTÇE AÇIĞINDAKİ ARTIŞ NEDENİYLE ENDİŞELİ
Paketle birlikte cari açığın azaltılmasına uygun bir model seçildiğini anlatan Yorgancılar, yabancı yatırımlar için Türkiye'yi cazip kılma yönetimi bölgesel dengesizliklerin giderilmesi, teşviğin ilk bakıştaki ana temasını oluşturduğunu belirtti. Teşvikte kendilerini tedirgin eden yönlerin bulunduğunu bildiren Yorgancılar, paketin finansmanında şeffaf davranılmadığını söyledi.

Bütçe açığındaki artış nedeniyle endişelerinin arttığını anlatan Yorgancılar, şunları söyledi: "İtiraz ettiğimiz en önemli nokta öncelik hatasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu teşviklerden 2011 yılına kadar yatırıma başlayanlar faydalanabilecek. Bizim itirazımız, ikinci yılını tamamlamak üzere olduğumuz bir kriz ortamında gelen paketin mevcut şartlarda üretimlerini devam ettirmeye çalışan, istihdamlarını korumakta zorlanan Kobilerimizi geri plana atmıştır. Kobilerimiz öncelikli olarak yeni ve büyük yatırımlarla desteklenmelidir. Diğer bir itirazımız, gelişmişlik endeksine göre bölgelere ayrılan kentlerin durumudur. Söz konusu endeks verilerinin güncellenen verilere göre mi yapıldığı net değil. Belli illerin özel durumlarının dikkate alınmaması, illerin bölgelere göre ayrımında taraflı davranılması yapılan diğer bir yanlıştır."

PAKETİN İSTİHDAM AYAĞI EKSİK
Paketin en önemli eksikliğinin istihdam ayağı olduğunu anlatan Yorgancılar, Türkiye'nin öncelikli sorununun her geçen gün artan işsizlik olduğuna dikkat çekti. Yorgancılar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50 oranında artan işsiz sayısının aktif iş gücü programlarının bir an evvel devreye girmesini zorunlu kıldığını söyledi. Teşvik paketinin ne yazık ki kalıcı çözümler sunmadığını anlatan Yorgancılar, sözlerine şöyle devam etti:  "Talebimiz mesleki eğitimin piyasanın ihtiyacı doğrultusunda nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine imkan tanıyacak uygulamaların gerçekleştirilmesi yönündedir. Eksiklere rağmen, paket ile rekabet gücümüzü artıracak teknolojik ve Ar-ge içeriği yüksek yatırımların teşvik edilecek olması, kümelenmenin esas alınması ve sektörel teşvikler çok yerinde bir karardır. Özellikle, İzmir'in de içinde olduğu 1. Bölgede katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin teşvik edilecek olması sanayimizi de bir adım öne
çıkaracaktır."

MORAL VE GÜVEN ORTAMI SAĞLANMALI
Kriz dönemlerinde moral ve güven ortamının sağlanması ve iç talebin artırılmasının büyük önem taşıdığını dile getiren Yorgancılar, kavganın olduğu bir yerde bereketin olmayacağını ifade etti. Tüm dünya ülkeleri ekonomiyi konuşurken Türkiye'de sanal gündemler yaratılmaması gerektiğini savunan Yorgancılar, şunları söyledi: "Gündemin ilk sırasını her zaman ifade ettiğimiz gibi ekonomi almalı. Bankaları batmayan tek ülkeyiz ama özel sektörümüz bugün desteğe ihtiyaç duymaktadır. Ülkeleri güçlü yapan ekonomilerdir. Ekonomilerin en önemli aktörleri de özel sektördür."

TÜRKİYE'Yİ İLERİ TAŞIMAK İÇİN DOĞRU ADIMLAR ATILMALI
Bu süreçte TOBB'un, sorumluluğunun gereği olarak diğer sivil toplum kuruluşları ve sendikalarla birlikte kamuoyunun dikkatini "Kriz Varsa Çare de Var" kampanyası ile çekmeye çalışarak çok doğru bir hamle yaptığını dile getiren Yorgancılar, 5 hafta 5 ana tema işlenerek kriz varsa çare de var bilinci yerleştirilmeye, güven, tüketim, istihdam, üretim konularında topluma moral ve birliktelik aşılanmaya çalışıldığını söyledi. Özellikle parası olup harcamaktan çekinenler için güvenin sağlanması ve tedirginliğin ortadan kalkmasının çok önemli olduğuna vurgu yapan Yorgancılar, sözlerine şöyle devam etti: "Genel seçimlere iki yıl kala zamanımızı çok iyi değerlendirmeliyiz. Avrupa'nın 6., dünyanın ise 17. büyük ülkesi konumundan daha ilerilere gitmek için doğru adımlar atmalıyız. Aksi takdirde bulunduğumuz konumun da altına düşebiliriz."

KRİZDEN ÇIKMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
Krizden çıkmak için öncelikle iş gücü üzerindeki vergilerin kaldırılması gerektiğini dile getiren Yorgancılar, sözlerine şöyle devam etti: "Tüketim vergilerinin azaltılmasına devam edilmeli ve halkın harcama yapmasına destek sağlanmalıdır. Son görüşmeleri olumlu geçen IMF ile anlaşma yapılmalıdır. AB üyeliği ile ilgili çalışmalar hız kesmeden devam etmeli. Yurt dışı temsilciliklerimizin yetkisi artırılmalıdır. Türk malının dünyada yerleşmiş imajı geliştirilmelidir. Kalite ve rekabet için tek tip elbisenin olmayacağı mantığı ile hareket edilmeli, Brezilya ile ilişkiler artırılmalıdır. Referans ülke modeli ile Şili, Arjantin, Meksika, Venezuella, Uruguay, Paraguay'la yola devam edilmelidir."

iha
Yayın Tarihi : 22 Haziran 2009 Pazartesi 15:08:12


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?