23
Şubat
2026
Pazertesi
İZMİR

'Türkiye'siz AB, AB'siz Türkiye olmaz'

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye Avrupa iş birliğinin karşılıklı menfaatlere dayalı olduğuna dikkat çekerek, "Türkiye'siz AB, AB'siz de Türkiye olmaz" dedi.

Süleyman Demirel, 9. Güney Avrupa Ekonomi Forumu'na katıldı. Forumun ikinci günündeki birinci oturumun ardından konuşan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türklerin bugüne kadar Avrupa ile ilişkilerini pekiştirme yolunda attıkları en güçlü sosyo politik adımın 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması olduğunu söyledi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün batılı yaşam tarzının benimsenmesi için büyük değişim adımları attığını dile getiren Demirel, şöyle konuştu: "Türkiye Cumhuriyeti Projesi bir Avrupa Projesidir. Böylece geçmişin iptidai anlayışının batılı bir yönelim lehinde terk edilmesi Türkiye'nin en önemli siyasi tercihi olmuştur. 1963 yılından beri gayret gösterdiğimiz Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği gerçekleştiği zaman girdiğimiz çağdaşlaşma yolunda önemli bir kilometre taşı olacaktır. Gerek Türkiye gerek AB'nin uzun zamandır beklenen bu bütünleşmeden birçok kazanım elde edeceği muhakkaktır. Bu proje Türkiye'nin AB üyesi olmasıyla tamamlanmış olacaktır."

Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecini resmi belgelerden, basın haberlerinden, sivil toplum örgütlerinin yayınlarından takip ettiğini belirten Demirel, sözlerine şöyle devam etti: "Edindiğim kanaat, özellikle Avrupa'da Türkiye'nin AB üyeliğiyle elde edeceği kazanımlara vurgu yapılırken, Avrupa'nın Türkiye'nin üyeliğinden elde edeceklerinin göz ardı edilmesine yönelik bir eğilim olduğu yolunda. Türkiye Avrupa işbirliği karşılıklı menfaate dayalıdır. Türkiye'siz AB, AB'siz de Türkiye olmaz diyoruz."

AB üyesi Türkiye'nin Avrupa'ya yapacağı katkıların Avrupa kamuoyunun düşündüğünden çok daha fazla olduğuna dikkat çeken Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin üyeliği AB'nin tam anlamıyla küresel bir güç haline gelmesinde yardımcı olacak, aynı zamanda AB'nin Orta Doğu ve Balkanlar'da bugünkünden daha etkin olmasını sağlayacaktır. Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusu Avrupa'nın nüfusunun giderek daha da yaşlanması nedeniyle ortaya çıkan iş gücü boşluğunu kapatabilecektir. Tam üye olmuş bir Türkiye ile birlikte AB ekonomik bir dev olmanın yanında siyasi bir dev durumuna da gelecektir. Türkiye'nin üyeliği Avrupa'nın ideallerinin insanlık ve çağdaşlığa yönelik olduğunu ve birbirinden farklı medeniyetlerle çatışmayı değil kucaklaşmayı esas aldığını gösterecektir. Avrupa insanlığın önünde sınav vermektedir. Avrupa bütünleştirici mi yoksa ayrıştırıcı mı olduğunun sınavını veriyor."

Tarihin geçmişte çalkantı, etnik kargaşa ve savaştan fazlasıyla nasibini almış olan Balkanlar'a karşı müşfik davranmadığını düşündüğünü dile getiren Demirel, bu durumun karşılıklı güvensizlik tohumları ekilmesine yol açtığını ifade etti. Bu bölgede halen istikrarsızlık unsurlarının bulunduğunu, karşılıklı güven ve iş birliğine dayalı barış ve istikrarın tam anlamıyla temin edilemediğini belirten Demirel, şöyle konuştu: "Balkanlar'daki acı olaylardan edinilmesi gereken ders savaşın ulusal çıkarların elde edilmesinde bir araç olarak görülmemesi gerektiğidir. Balkanlar Avrupa için bir şans. Balkanlar bugüne kadar Avrupa'nın gözünde bir problem alanı olarak görülmüştür. Fakat AB, Balkanları ve Türkiye'yi içine almadıkça bir bütünlük sağlayamaz. Balkanlara bir problem alanı olarak bakılmamalıdır."

Konuşmasında AB ve NATO'ya seslenen Demirel, "AB ve NATO üyeliğinin bölge ülkeleri bakımından önemli birer teşvik edici unsur ve değişimin itici gücü haline geldiğini düşünüyorum. Avrupa'nın bütünlüğü için daha anlayışlı davranmaları şart" ifadelerini kullandı.

Demirel, "bütüncül ve özgür bir Avrupa" hedefinin tam olarak gerçekleştirilebilmesi için Kuzey ile Güney ve özellikle de Güneydoğu Avrupa arasındaki uçurumların, bölünmelerin ve suni engellerin ortaya çıkmasına izin verilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

iha
Yayın Tarihi : 4 Kasım 2008 Salı 14:33:45


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?