21
Şubat
2026
Cumartesi
İZMİR

Unakıtan: Özelleştirmeye devam

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, ülkenin ekonomisinin son 5-6 yılda yapılan reformlar sayesinde dış şoklara dayanıklı hale geldiğini söyledi.


1. Uluslararası Akdeniz Ticareti ve Liman Kentleri Sempozyumu'na katılan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, sempozyuma katılan iş dünyasına seslenerek, "Politikacılara baskınızı artırın ki dünyada işbirliği, barış ve huzur hakim olsun. Politikacılara bırakırsanız kavga, gürültü ve savaş bitmez" dedi.
İzmir Ticaret Odası (İZTO) tarafından düzenlenen 1. Uluslararası Akdeniz Ticareti ve Liman Kentleri Sempozyumu Swiss Otel Grand Efes'de başladı.
Sempozyumun açılış töreninde konuşan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, İzmir'in Akdeniz ve Avrupa'nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olduğunu belirterek sempozyumun geleneksel hale gelmesi ve her yıl düzenli olarak düzenlenmesi gerektiğini söyledi. İzmir'in deniz ticareti açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Unakıtan, kentin toplam ticareti içinde deniz ticaretinin yüzde 80 paya sahip olduğunu söyledi.


Akdeniz havzasının yaklaşık 450 milyon nüfusu barındırdığını, bu ülkelerde toplam 7 trilyon dolarlık bir milli gelir bulunduğunu belirten Unakıtan, bu avantajlara rağmen ülkeler arasında ticaret potansiyelinin istenilen düzeye ulaşamadığına dikkat çekti. Akdeniz havzası için geçmişte Barcelona Süreci, Akdeniz Ticaret Odaları Birliği gibi işbirlikleri yapıldığını hatırlatan Unakıtan, günümüzde de bu yönlü girişimlerde bulunulması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: ''Dünyadaki bu hır gür, kavga, gürültü niye? Bakın iş adamları ne güzel toplanıyor. Buradaki herkes bunu kendi ülkelerindeki politikacılara anlatsın. Politikacılar da böyle toplantılarda iş birliği yapsın. Sizler ne güzel bir örneksiniz. Politikacılara baskınızı artırın ki dünyada iş birliği, barış ve huzur hakim olsun. Politikacılara örnek olun."


Akdeniz ülkelerinin bir araya gelerek güzel işlere imza attığını ifade eden Unakıtan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öncelikle yapılması gereken bir husus var. Bu ülkeler birbirleriyle serbest ticaret anlaşmaları imzalasın. İleriye doğru vizeleri de kaldırsınlar, bakın görün nasıl oluyor. Akdeniz'deki ticaret birdenbire çok daha ileri noktalara gelir. Tüm bölge insanlarının refahı artar, bundan herkes istifade eder. Akdenizde refah seviyesi yüksek olan, düşük olan gelişmekte olan ülkeler var. Bunların hepsi ortadan kalkar. Ticaret ülkeleri birbirine yakınlaşır. Bu barışı, huzuru tetikler.''


AB İLE MÜZAKERELER BİZE KAZANIMLAR GETİRİYOR
Türkiye'nin mali disiplin ve bütçe açıklarının indirilmesi konusunda Avrupa'nın Fransa, İtalya hatta Almanya gibi önde gelen bir çok ülkesinden iyi durumda olduğunu belirten Unakıtan, bu konudaki kararlılıklarını sürdüreceklerini ifade etti. Türkiye'nin 26 çeyrektir büyüme sürecinde olduğunu, 657 milyar dolar GSMH'ye ulaştığını belirten Unakıtan, ülkenin ekonomisinin son 5-6 yılda yapılan reformlar sayesinde dış şoklara dayanıklı hale geldiğini söyledi. Bu reformlar sonucu Türkiye ekonomisinin Avrupa'nın 6. büyük ekonomisi haline geldiğini, kişi başına düşen milli gelirin 10 bin doları aştığını belirten Unakıtan, bunların önemli gelişmeler olduğunu söyledi. Türkiye'nin bugün güven veren bir ülke konumuna geldiğini anlatan Unakıtan, şöyle konuştu: "İstikrara çok önem veriyoruz. Bu istikrar hem siyasi hem ekonomik istikrar. Türkiye son 5 yıldan beri yüzde 6.8 ortalama büyüdü. Türkiye, bankacılık reformunu yapan vergi reformunu yapan sosyal güvenlik reformunu yapan ve AB ile müzakerelere başlamış bir ülke. AB ile müzakereler bize birçok kazanım getiriyor. AB'deki birçok kriteri biz ülkemize taşıyoruz. Ülkemizde o kriterleri güzel bir şekilde uygulamaya gayret ediyoruz. Birçok uyum yasası çıkardık bundan sonra da bu yasaları çıkarmaya devam edeceğiz. Daha tam AB üyesi olmadan bazı kriterleri yerine getirmeye başladık."


Eski dönemlerde, bütçe açıklarının GSMH'nin yüzde 11.5'u seviyesinde olduğunu hatırlatan Unakıtan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Maastricht kriterlerine göre yüzde 3'ün altı olması lazımdı. Türkiye 3-4 seneden beri yüzde 1-1.5 civarına indirdi bütçe açıklarını. Bu da zaten bütçe disiplininin iyi bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Dış şoklara karşı Türkiye'yi korunaklı hale getiriyor. Eğer bu kadar sıkıntılı bir dünyanın içinde Türkiye bundan en az şekilde etkileniyorsa mali disiplin ve bütçe açıklarının
asgariye indirilmesinden kaynaklanmaktadır." Bu konuda Avrupa'nın bir çok ülkesinden İtalya, Fransa hatta Almanya'dan daha iyi olduğumuzu anlatan Unakıtan, şunları söyledi: "Hükümet olarak kararlıyız buna devam edeceğiz. Bütçe açıkları indikçe Türkiye'nin borçları da GSMH'ye oranla azaldı. Maastricht kriterlerine göre yüzde 60'ın altı olması lazım. 2007 sonu itibarıyla kamu borçlarının GSMH'ye oranı yüzde 39. Yani bu da bir çok Avrupa ülkesinden iyi bir konumda. Artık Türkiye'de kamu borçlarından dolayı bir kırılganlık sözkonusu değil."

ÖZELLEŞTİRMELERE DEVAM EDECEĞİZ
Unakıtan, hükümet olarak Türkiye'nin rekabet gücünün artması için özelleştirmeye büyük önem verdiklerini söyledi.
Devletin sanayi ve ticaretle uğraşmaması gerektiğini, bunun özel sektörün işi olduğunu belirten Bakan Unakıtan, özelleştirme ile ilgili şunları söyledi: "Herşeyi özelleştiriyoruz. Yakında otoyolları özelleştireceğiz. Sırada şeker fabrikaları, milli piyango da var. Elektriğe şu an dağıtımlardan başladık. Önümüzdeki süreçte elektrik üretimlerini özelleştireceğiz. Eskiden Türkiye'de çimento, şeker, kağıt, herşey devletin elindeydi. Bakan olduğum dönemde (amma komünist ülkeymişiz) dedim. Şimdi çok şükür hepsini bitirdik. Özelleştirme idaresi olarak 32 milyar dolar, toplamda 50 milyar dolarlık özelleştirme yaptık." Toplantı yaptıkları bu otelin daha önce devletin olduğunu belirtten Unakıtan, şöyle konuştu: "Adı Efes Oteli'ydi. Harap durumdaydı. Herkes maaşını alıyor durumdaydı ama iş yoktu. Biz burayı özelleştirdik. İhaleyle sattık. Alanlar da bu kadar yatırımı yaptı. Şimdi geldim iftihar ettim, gurur duydum. İyi ki özelleştirmişim. Yepyeni bir otel olmuş. Hazine olarak bir sürü para aldım, attık keseye.

Yatırım yapıldı ekonomiye kazanım oldu. Bir de ben bunlardan vergi alacağım. Bundan daha kıyak iş olur mu? Türkiye'de Merkez Bankası bağımsız kendi kararını veriyor ve dalgalı kur sistemi var. Aynen devam edeceğiz. Türkiye doğrudan yabancı sermayeden de önemli pay almaya başladı. Dünyadaki kriz bizi de etkileyecek. İçeride bizim de bazı belirsizliklerimiz oldu. Bu sene 15 milyar dolar civarı doğrudan yabancı yatırım bekliyoruz.''


İZMİR'İ ROAD SHOWLARLA TANITACAĞIZ
İzmir'in uluslararası platformda daha iyi tanınır hale gelmesi için yurt dışında kenti tanıtıcı road showlar düzenleyeceklerini belirten Unakıtan, İzmir'in daha fazla uluslararası etkinlik düzenlemesi ve kendini dünyaya tanıtması gerektiğini ifade etti. İzmir'in İstanbul'dan sonra 2. şehir pozisyonunda olduğunu belirten Unakıtan, ''İstanbul yükünü almış. İzmir çok daha fazla gelişmeye müsait. İklim, taşıma kolaylığı, erişim avantajları çok, bunlardan daha fazla yararlanılması lazım'' diye konuştu.


Unakıtan, Akdeniz ülkeleri arasındaki ticaretin önündeki engellerin kaldırılması için bu tip toplantılara politikacıların da davet edilmesi gerektiğini dile getirdi. Bakan Unakıtan, dünyanın küresel bir krizle karşı karşıya bulunduğunu, petrol fiyatlarının hızla arttığını, bunun gıda fiyatlarını da tetiklediğini belirterek, bu ortamda Akdeniz ülkelerinin kendi aralarındaki iş birliğini artırması gerektiğini söyledi.


TOPLANTI GEÇMİŞTEN GELECEĞE IŞIK TUTACAK
İZTO Başkanı Ekrem Demirtaş ise yaptığı konuşmada, Akdeniz'e kıyı 16 ülkeden 28'i akademisyen 88 katılımcının geldiği sempozyumda, farklı disiplinlerden akademisyenlerin, iş adamlarına daha fazla ticaret için geçmişten geleceğe ışık tutacağını söyledi. Toplantının yapılma fikrinin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'dan çıktığını ifade eden Demirtaş, bu nedenle kendisine teşekkür etti.
Akdeniz'in yaklaşık 450 milyonluk nüfus ve 2,5 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahip olduğunu dile getiren Demirtaş, bölgenin Çin'in ardından en fazla yabancı sermaye çeken bölge olduğunu söyledi.


Sempozyuma Arnavutluk, Fas, Fransa, Hırvatistan, Güney Kıbrıs, Mısır, Sırbistan, Tunus, Ürdün ve Yunanistan'dan oda başkanları ve akademisyenlerle DEİK bünyesindeki Fas, İsrail, İtalyan, Portekiz, Tunus, Hırvat ve Sırp iş konseyi başkan ve temsilcileri, Türkiye'den de Adana, Mersin, Muğla ve İzmir'den oda ve borsa başkanları katıldı.

iha
Yayın Tarihi : 25 Eylül 2008 Perşembe 17:13:12


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
SØ IP: 212.10.85.xxx Tarih : 25.09.2008 19:05:15

demek izmiri akpye teslim edecegiz, øyle miiiii? ruyanizda gørursunuz izmiri akp! cunku izmirliler gece clupleri yerine camiye gitmek istemez ! istemiyoruz! izmir, izmir kalmali!