Yaşadığımız kenti, yaşadığımız toprakları, bu günlere nasıl geldiğimizi ne kadar biliyoruz. Her gün önünden geçtiğimiz yapıların tarihi değerini ve anlamını biliyor muyuz? Bozkır şeklinde bir ova iken Cumhuriyet’in kurulması ile Başkent olan ve Cumhuriyet’in simgesi olan Ankara’dan, Cumhuriyet’in temel kurumları İstanbul’a taşınmak isteniyor. Bunun ifade ettiği anlamı biliyor muyuz? Bütün bunları bilmek için, yaşadığımız kenti, Cumhuriyet’in başkentini ve gelişimini bilmemiz gerekir.

“Bakmak” ile “görmek” arasında büyük fark vardır. Baktığınız şeyin ne kadarını görürsünüz, gördüğünüz şeyin ne kadarını anlarsınız, hiç düşündünüz mü? Bunu belirlemek için şöyle bir soru sorarlar : “Ankara Ulus’taki Atatürk heykelinde, atın hangi ayağı havadadır ?” Her gün önünden geçtiğiniz bu heykele, bir kere de görerek bakın. Orada Cumhuriyet tarihinin izlerini bulacaksınız.
1.Meclis’in kurulduğu alanın yani şimdiki Ulus Meydanı’nın eski ismi Hâkimiyeti Milliye Meydanı’dır. Meydanda yer alan Atatürk Heykeli, Yunus Nadi’nin başlattığı bir kampanya ile, hazineden para almadan, halktan toplanan para, yüzük, altın yardımları ile yapılmış ve 27. Kasım 1927 günü açılmıştır. Heykel, Heinrich Krippel’in eseridir.

Gazi Mustafa Kemal “Sakarya” isimli atının üzerinde oturmakta ve Meclis binasına doğru bakmaktadır. Bu bakış şekli özel olarak tasarlanmıştır. Hırslı ve güçlü bir at olan Sakarya, Gazi’den komut beklemektedir. Her an dörtnala kalkmaya hazırdır. Alnı “aynalı” tabir edilen şekilde beyazdır. Ayaklarında da beyazlık vardır.
Heykelin çevresinde iki Mehmetcik, bir de Kuvayi Milliyeci kahraman Kara Fatma’yı simgeleyen bir kadın heykeli bulunmaktadır.

Eli ile gözlerini güneşe siper eden Mehmetcik, Polatlı istikametinden gelecek düşmanı gözlemektedir. Tüfeğinin ucuna kasaturası takılı olup, derhal süngü hücumuna kalkacak bir pozisyonda beklemektedir. Ayağında “tozluk” yerine, dizinden itibaren, delikli postalına kadar sekiz defa sarılmış “dolak” ı vardır.
Kara Fatma, omuzunda bir top veya şarapnel mermisi taşımaktadır. Ayağında çok nazik ve ince işlemeli Anadolu işi, deriden yapılma çarığı “gön” giyilidir. Şalvarı, kuşağı, başındaki yemenisi ile izlenmeye değer bir güzelliktedir.

Diğer Mehmetçik, göğsü bağrı hafif açık, gökyüzüne doğru açılmış avucu ile arkadaşlarını hücuma çağıran bir kahramanlık timsali gibi dikilmiş durmaktadır. Sanki bir sonraki bakışınızda, yerinden fırlamış hücuma kalkmış olacaktır.
Heykelin kaide yüzlerinde kabartma rölyefler vardır. Birisinde, kucağında bebeği ile yürüyen ve kağnıda taşıdığı top mermilerinin ıslanmaması için mermilerin üzerine, bebeğinin mintanın serildiği gerçek bir kompozisyon resmedilmiştir. Heykelin açılışında bu figürü gören Atatürk’ün gözlerinin yaşardığı söylenir.

Zafer Heykeli, Ulus Meydanı düzenlenirken 1956 yılında yerinden kaldırılarak on metre kadar Kızılay yönüne doğru taşınmış ve oturduğu kaidesi biraz yükseltilmiştir.
Yarın önünden geçerken veya Ankara’ya geldiğiniz bir gün, heykele bir de bu gözle ve “görerek” bakın.
Cumhuriyetin değerlerine ilişkin pek çok ipucu bulacaksınız. Bulunduğunuz her yerde buna benzer ipuçları vardır. Yeter ki, bakın ve görün.
Av.A. Erdem Akyüz
Hukukun Egemenliği Derneği
Genel Başkanı
erdemak@gmail.com