7
Şubat
2026
Cumartesi
ANKARA

İletişim Üzerine


Ankara’da, Ulus Meydanı’nda, bulunduğu caddeye adını veren “postahane” binası, Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmış gerçek bir “Postahane Sarayı” idi. Uzun yıllar “Posta Caddesi” olarak bilinen bu sokağın adı, 27 Mayıs 1960 sabahında PTT binasının teslim alınması sırasında şehit düşen Harp Okulu öğrencisinin anısına “Şehit Teğmen Ali İhsan Kalmaz Caddesi” olarak değiştirilmesine rağmen, çoğunlukla halen Posta Caddesi olarak bilinmektedir. Bu caddede bulunan ve caddeye adını veren eskinin görkemli ve tarihi postahane binası 1982 yılında yıkılarak yerine “Posta Sarayı” denilen şimdiki bina yapılmıştır. Yeni binanın şekli ve yapımı, şimdilerde moda olan “lahmacun saraylarından, simit saraylarından” farklı değildir.

Çocukluğumuzdan beri “Bak postacı geliyor, selam veriyor. Herkes ona bakıyor merak ediyor” diye şarkılara bile giren ve mahallemizin bir ferdi, ailemizin bir bireyi gibi gördüğümüz postacının yabancılaşması, yalnızca bu tarihi binanın yıkılması ile kalmamış, yabancı sermayeye ihale edilmesi ile tamamlanmıştır.

Ancak iletişimin gücü azalmamış, artmış fakat bu kez “telekulak” iddiaları gündeme gelmiştir. Parmağımızın ucunda olan bilgisayar klavyesi ile anında istediğimiz bilgiyi yollamakta ve haberi almaktayız. Arama sayfaları ile, aradığımız her bilgiye çok çabuk bir şekilde ulaşmaktayız. Dünyanın en uzak bir yerinde olan olayı anında öğrenmekte, başka ve çok uzak yerlerdeki tanıdığımız, tanımadığımız kişilerle iletişim kurabilmekte hatta görüntülü olarak konuşabilmekteyiz. İnsanlara, topluma ve siyasete yön veren bu olgunun, bilgi kirliliğine ve kişilerin yanlış yönlendirilmesine de neden olacağını unutmamalıyız. Özellikle bu teknolojiyi hazır bulan, üzerinde emek vermeyen, işleyişi hakkında yeterli bilgi ve donanıma sahip olmayan, ulusal bir nitelik kazandırmayan toplumların büyük bir tehlike karşısında kalabileceğini göz ardı etmemeliyiz.

Simitçisinden öğrencisine kadar hemen herkesin cebinde bir cep telefonu taşıdığı günümüzden yakın bir zaman öncesine kadar iletişim büyük güçlük göstermekte idi. Bir telefon sahibi olmak için telefon idaresine başvuru yapılır, aylar ve hatta yıllar boyu sıra gelmesi beklenirdi. Hatta bu yüzden, ev, arsa emlakçıları gibi, telefon satışı ile ilgilenen komisyoncular dahi bulunmakta ve bu işi bir ticaret konusu yapmaktaydılar. Bir evde telefonun bulunması, o ev ve ev halkı için ayrıcalık teşkil eder, telefonun üzeri, kenarlı işli oyalı süslü bezlerle örtülürdü.

Şimdiki gibi, cebimizden çıkardığımız telefon tuşlanarak şehirlerarası ve yurt dışı görüşmeler yapılamaz, genellikle postahane binalarına ve “Ulus Meydanı, Posta Caddesindeki Postahaneye” gidilir, aradığımız yer ve telefon numarası bildirilerek, saatlerce bağlantı yapılması beklenir ve hatta ilerleyen saatlere rağmen bağlantı yapılamaması halinde, görüşme isteği iptal edilerek, ümitler gelecek güne ertelenirdi.

Telefonla görüşmek için adımızı yazdırdıktan sonra, görevli memurun adımızı çağırması beklenir, çağrı üzerine kabine girilerek, bağıra çağıra görüşme yapılmaya çalışılırdı. Ara sıra hattın kesilmesi üzerine, görüşme yapmak isteyen kişi, kabinden başını çıkararak memuru bağırarak uyarır, irtibatın tekrar kurulması beklenirdi. Telefon görüşmeleri, görüşme yapılan saate ve görüşmenin normal, ihbarlı, ödemeli, acele veya yıldırım istenmesi şekline göre değişken ücrete tabi idi.

İletişimin bir başka şekli olan “faks”ın kullanımı da gene yakın bir zamana isabet etmektedir. Önceleri kullanılan “teleks” makinesinden yollanan haberler, uzun ince bir şerit üzerine delikli işaretler şeklinde çıkar ve bu işaretleri okumasını bilen kişiler tarafından okunarak ilgilisine ulaştırılırdı.

Bunlar o kadar eski ve tarihi olaylar değildir. Birçoklarımızın yaşadığı, gördüğü ve bildiği şeyler olmasına rağmen, hayatın akışı içinde unutulan ve hatırlandığı zaman hafif bir gülümseme ile karşılanan anılardır.

Av.A. Erdem Akyüz
Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı,

erdemak@gmail.com

Yayın Tarihi : 14 Haziran 2008 Cumartesi 00:03:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
neşer tacar IP: 78.165.149.xxx Tarih : 14.06.2008 20:24:47

Ellerinize sağlık. İçten teşekkür ediyoruz. Yazılarınızı ilgi ile okuyor ve merakla bekliyoruz