Verilere göre, Türkiye’de yılda 2 milyon gebelik oluyor ve bunlardan yaklaşık 284 bini isteyerek olmak üzere toplam 454 bin 373’ü düşükle sonuçlanıyor, 29 bin 378 bebek ise ölü doğuyor. 1998 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasında (TNSA) da, 465 bin annenin gebelikleri süresince hiç doğum öncesi bakım almadığı, 436 bin 526 kadının tek, 156 bin 324 kadının ise birden fazla gebelik ile ilgili risk faktörü taşıdığı tespit edildi.
Ayrıca, 1998 TNSA sonuçlarına göre, son beş yılda gerçekleşen doğumların yüzde 26,7’si evde, yüzde 19.4’ü ise sağlık personeli yardımı olmadan yapıldı. Türkiye’de anne ölümlerinin kadın ölümleri içindeki payının ise yüzde 4.8 olduğu belirlendi. Kadının üreme çağı boyunca toplam gebe kalma ihtimali ile gebe kaldığında gebeliğe bağlı nedenler ile ölüm ihtimallerinin toplamına "yaşam boyu risk" adı veriliyor. Buna göre yaşam boyu ana ölüm riski, Avrupa’da 2 bin gebelikte bir iken, Türkiye’de 570 gebelikte birdir. Anne ölümlerinin nedenleri ise şöyle: Yüzde 30.3 kanama, yüzde 15.5 ile toksemiler, yüzde 9.6 ile enfeksiyonlar, yüzde 4 düşük komplikasyonlar. Eldeki rakamlar Türkiye’de bebek ve çocuk izlemlerinin yeterli olmadığını gösteriyor.
Türkiye’de bebeklerin ancak yüzde 59.2’si, çocukların ise yüzde 70.2’si izlenebilirken, Türkiye’de bebek ölümleri oldukça yüksek. Doğan bin bebekten yaklaşık 33’ü bir yaşını tamamlamadan ölüyor. Buna göre, Türkiye’de her yıl 1 milyon 481 bin bebek dünyaya geliyor, bir yaşın altında 48 bin 280 bebek ölüyor. Bu bebeklerin 19 bin 119’u post-neonatal dönemde 29 bin 161’i neonatal dönemde kaybediliyor. Bebek ölüm nedenleri içinde perinatal nedenler, zatürre ve ishal gibi önlenebilir hastalıklar ilk sıralarda yer alıyor, her gün yaklaşık 133 bebek kaybediliyor.
Türk Neonataloji Derneği Çok Merkezli Çalışma Grubu’nun yaptığı araştırmada perinatal ölüm nedenlerinin yüzde 44’ü ölü doğumlar, yüzde 26’sı prematürelik, yüzde 14’ü fetal kongenital malformasyonlar ve yüzde 11’i perinatal asfiksi olduğu ortaya çıktı. Anne ölüm nedenleri araştırmasında ölümlerin yüzde 52.5’ünün yöredeki mevcut koşullarda, yüzde 20.4’sinin gelişmiş hastane koşullarında önlenebilir olduğu tespit edildi. Bu arada Sağlık Bakanlığı, kaçırılmış fırsatların yakalanması halinde basit ve ucuz yöntemlerle pek çok anne ve çocuğun hayatının kurtarılabileceğini belirterek, "Örneğin 20 yaş altındaki ve 35 yaşın üstündeki annelerin, doğum aralığı iki yıldan kısa olan annelerin ve sık doğum yapan annelerin, kendi sağlıkları bozulduğu gibi, bu durum doğan çocuklarını da etkiliyor, bebek ölüm oranlarını önemli oranda artırıyor" uyarısı yaptı. Bakanlık, topluma verilecek eğitimler ve danışmanlık hizmetleri ile etkili bir doğum öncesi bakım, sağlıklı doğum ve doğum sonu bakım hizmetleri ve bunları takiben kaliteli bir aile planlaması hizmeti verilmesi halinde doğum yaşının 20-29 yaş arasına çekilebileceğini, doğum aralıklarının 24 ayın üzerine çıkarılabileceğini kaydetti.