7
Şubat
2026
Cumartesi
ANKARA

Tekstilde İstanbul’u geçtik

Ankara’nın Balgat semtindeki tekstilciler, Türkiye iç piyasasında İstanbul’u geçtiklerini iddia ediyorlar. Bunun nedeni olarak da İstanbul’daki tekstilcilerin Laleli piyasasına ve ihracata yönelik çalışmalarını gösteriyorlar.

Ankaralı tekstilcilerin sektördeki atağı, İstanbul’un iç piyasaya yönelik üstünlüğünü ele geçirmeleriyle sonuçlanmış görünüyor. Yakın bir zamana kadar, İstanbul’un Mahmutpaşa, Merter ve Osmanbey semtleriyle anılan Türkiye’nin tekstil merkezlerinin, saltanatlıklarını, Ankara’nın Balgat semtine kaptırdığını artık herkes kabul ediyor.

İstanbul’un tekstil firmalarının ağırlıklı olarak ihracata yönelmeleri, öte yandan iç piyasaya yönelik üretim yapan firmaların da koleksiyonlarını Laleli piyasasına hitap eden tarzda değiştirmeleri, Balgatlı tekstilcileri hiç beklemedikleri bir başarıyla buluşturdu. Bu firmalar, ihracatın yanında, Türkiye’nin her yerinden gelen iç piyasa taleplerini de karşılamaya başladı.

Çamurlu yollardan tekstil üssüne

Ankaralı tekstilcilerin ’Balgat tarihi’ aslında 1970’li yıllara dayanıyor. İlk olarak Ankara’nın meşhur Dörtel firması, 1974’te, 22 bin metrekarelik bir alana sahip fabrikasıyla Balgat’ı yeni üretim adresi olarak seçti. Dörtel’i kısa sürede Karton Desen, Ekol, Seçil, Modailgi firmaları takip etti ve zamanla semtteki tekstil fabrikalarının sayısı 100’ü geçti. Bu sayı, kısa bir süre öncesine kadar siyasi partilerin merkezi olarak bilinen Balgat’ı zamanla bir tekstil üssü haline dönüştürdü.

Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) Başkanı Canip Karakuş, Balgat’ın bir tekstil üssüne dönüşünün öyküsünü, "Biz ilk defa buralara geldiğimizde, gecekondudan başka bir şey yoktu. Kumaşçı arkadaşlarımız geldiğinde, çamur içindeki caddeyi özel aldığım çizmeleri giyerek geçerlerdi. Ancak zamanla Balgat bir moda merkezi haline geldi. Şimdi burada 150’ye yakın firma var ve yaklaşık 8 bin kişi çalışıyor" sözleriyle anlatıyor.

Karakuş, Ankara’nın özellikle kadın giyiminde iç piyasa üstünlüğünü ele geçinmesini ise üyelerinin modayı ve teknolojiyi yakından takip etme kararlılığına bağlıyor. Karakuş, "Üç sene önce AGSD’yi kurduk. Derneğin kurulmasıyla birlikte, kadın giyimi ve trikoda hızla bir numaraya yükseldik. Şu anda Türkiye iç piyasasının büyük bir çoğunluğunu biz karşılıyoruz" diyor.

Tüzün Giyim’in sahibi Tüzün Mirza ise sürecin Ankara’nın lehine değişimini, "İstanbul’da çok büyük ihracatçı firmalar var. Ama eskiden iç piyasada da üstünlük tamamen İstanbul’daydı. Ankara bu son iki yılda özellikle daha çok iç pazarda İstanbul’un önüne geçmeye başladı. Çünkü, neredeyse 10 yıldır Osmanbey’deki, Şişli’deki o üreticiler, Laleli piyasasına yönelik koleksiyonlar yapmaya başladılar. Bu süreç, iç piyasadaki güçlerini kaybetmelerine neden oldu. O müşteriler de yavaş yavaş Ankara’ya kaydı. Ankara’ya kayınca da herkes Balgat’ı üs olarak seçti" şeklinde özetliyor.

İstanbul iç piyasayı unuttu

Vitrin dekoratörlüğünden AGSD Başkanlığı’na uzanan bir hayatı olan Canip Karakuş, Ankara’nın kadın giyimi üzerine çok ilerlediğini belirterek, modayı yakından takip etmelerinin yanı sıra, tekstille ilgili farklı unsurları da bir araya getirmeyi başardıklarını ifade ediyor.

Karakuş, "Örneğin, kumaşını kendisi yapan, desenini kendisi hazırlayan bir sektöre dönüştük. Öte yandan markalaşma çalışmalarına da hız verdik. Herkes işin ciddiyetinin farkında. Özellikle, krizden sonra altyapısı sağlam olan firmaların hiçbiri kapanmadı" diyor. 12 bin metrekarelik alanda kurulu fabrikasında yaklaşık 700 kişi çalıştıran Karakuş, iç piyasanın yanı sıra Fransa, Almanya ve İsrail’e de mal veriyor.

Tempo Dergisi
Yayın Tarihi : 23 Aralık 2004 Perşembe 14:40:12


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?