Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Genel Başkanı Fevzi Apaydın, yeni hazırlanan Karayolları Trafik Kanun Tasarı Taslağı'nda yer alan taksi tanımından 'belediye mücavir alanları içerisinde' ibaresinin çıkarılması gerektiğini belirterek, "Tescil plakalarının üretim ve satışının serbest bırakılması, sahte plakaların çoğalmasına neden olacak ve plakaya ceza kesilmesi uygulaması zorlaşacaktır" dedi.
İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Karayolları Trafik Kanun Tasarı Taslağı ile ilgili görüş ve önerilerini belirten Apaydın, taslakta federasyonlarını ilgilendiren 4 temel konunun bulunduğunu ifade etti.
Madde 37'de yer alan taksi tanımının 'İlgili mevzuata göre yetkilendirilmiş ve taksimetre veya tarife ile belediye mücavir alanları içerisinde yolcu taşıyan ticari otomobildir' şeklinde bir değişikliğe gidildiğini ifade eden Apaydın, yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde 'Taksi' tanımının; 'Yapısı itibariyle sürücüsü dahil en çok 8 oturma yeri olan, insan taşımak için imal edilmiş bulunan ve taksimetre veya tarife ile yolcu taşıyan ticari motorlu araçtır' şeklinde düzenlendiğini belirterek, "Görüldüğü gibi, mevcut uygulamada taksinin çalışma bölgesi ile ilgili bir sınırlama bulunmayıp taslakta sınırlama getirilmesi hem Anayasaya hem de 5362 sayılı 'Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununa' aykırıdır. Taksi tanımının taslaktaki şekliyle kabulü; taksinin, dolayısıyla taksici esnafının çalışma bölgesinin, belediye sınırları içerisine mahkum edilmesi anlamına gelmekte olup, bu Anayasamızın 10. maddesi ile korunan eşitlik ilkesine aykırıdır" dedi.
'Çalışma Hakkı ve Ödevi' başlıklı Anayasa'nın 49. madde hükmünün de ihlal edildiğini hatırlatan Apaydın, "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 5. maddesi gereğince; 'Esnaf ve sanatkarların mesleki faaliyetleri çalışma bölgesi ile sınırlandırılamaz.' Bu itibarla, taslaktaki taksi tanımı 5362 sayılı yasaya da aykırılık teşkil etmektedir. Taslakta yer alan şekliyle 'Taksi' tanımından 'belediye mücavir alanları içerisinde' ibaresi çıkarılmalıdır" dedi.
"TESCİL PLAKASININ ÜRETİM VE DAĞITIMI SERBEST BIRAKILAMAZ"
Yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 131. maddesiyle tescil plakalarının basımı ve dağıtımı yetkisinin federasyonlarına verildiğini, ancak Karayolları Trafik Kanunu ile ilgili tasarı taslağının 29. maddesi ile "Tescil plakası basım ve dağıtım yetkisi"nin serbest bırakılmak istendiğini kaydeden Apaydın, "Bu düzenleme, başta güvenlik olmak üzere, bazı sakıncalara sebep olacaktır. Tescil plakası aracın kimliğidir. Aynı cins ve aynı renk araçlar başta olmak üzere hareket halindeki tüm araçlarda tek ayıraç noktası plakadır. Tescil plakaları; ehliyet, nüfus cüzdanı, pasaport, araç tescil belgesi ve silah ruhsatı gibi kıymetli evrak statüsündedir. Bu evrakların düzenleme ve dağıtım yetkisi nasıl serbest bırakılamıyorsa, aynı şekilde tescil plakasının da üretim ve dağıtımı serbest bırakılamaz" diye konuştu.
Yeni getirilmek istenen düzenlemeyle; tescil plakalarının her köşede ve her yerde temin edilir hale geleceğini, başta oto hırsızlığı olmak üzere, terör ve gasp suçlarında sahte plakalar kullanılacağını ve güvenlik sorunu doğacağını vurgulayan Apaydın, federasyonun plaka basım ve dağıtım yetkisinin ortadan kaldırılması ile 1985 yılından beri uygulanan ve bu yıldan itibaren tescil işlemi gören tüm araçlar üzerinde bulunan plakalardaki çift mühür uygulamasından vazgeçilmiş olacağını, bazı araçlarda tek, bazı araçlarda çift mühür bulunacağını ve uygulamada farklılık doğacağını söyledi.
Plakanın nerede ve hangi "şoför odasınca" üretildiğini gösteren ve belgeleyen bu uygulamadan vazgeçilmesi ile plakaların Yönetmeliğe uygunluğunun denetlenmesinin, işlemde ve üretimde birliktelik sağlanmasının zorlaşacağını hatırlatan Apaydın, yaşanacak diğer sorunları şöyle ifade etti:
"Tescil plakalarının basım ve dağıtımının serbest bırakılması sonucu, serbest piyasa koşullarında oluşan fiyatlar kontrol edilemeyecek bu durum plakaların nitelik ve niceliklerini etkileyecek, denetim yapılamayacak ve sonuçta tüketici zarar görecektir. Federasyonun plaka satışından elde ettiği ve Hazineye aktarılan yüzde 60'lık paydan, ayrıca tek elden ve tek merkezden yatırılan özel matrah KDV uygulamasından vazgeçilmekle Hazinenin zararına sebep olunacaktır. Karayolları Trafik Yasası'nın uygulamasında tescil plakaları aracın kimliği niteliğinde görüldüğünden, sürücüsünün yokluğunda doğrudan doğruya plaka numarasına trafik cezası kesilmektedir. Tescil plakalarının üretim ve satışının serbest bırakılması sonucunda, sahte plakalar çoğalacak, kullanılacak ve bu haliyle plakaya ceza kesilmesi uygulaması zorlaşacaktır. Tescil plakalarının üretiminin serbest bırakılması, bu ürünün serbest piyasada ticari bir mal olarak görülüp, üretilmesi sonucunu doğuracaktır. Valiliklerce gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel
kişilerine yetki verilmesi uygulamada büyük sorunlar oluşturacaktır. Ticari bir mal niteliğine büründürülen tescil plakalarının üretim ve dağıtımı Rekabet Hukuku uygulaması nedeniyle sınırlandırılamayacak ve tescil plakasının üretimi tamamen serbest kalacaktır. Her yerde her köşe başında, merdiven altlarında üretilen sıradan bir ürün haline gelecektir. Tescil plakasının üretiminin serbest bırakılması, ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri açısından da suç olarak belirlenen plaka sahteciliğini çoğaltacak, bu suç işleme eylemlerini de arttıracaktır."
Kıymetli evrak statüsünde bulunan sürücü belgesi (ehliyet), araç tescil belgesi, pasaport ve silah ruhsatı Emniyet Genel Müdürlüğü'nce görülüp onaylandıktan/mühürlendikten sonra geçerlilik kazanan belgeler olduğuna işaret eden Apaydın, "Üst düzeyde güvenlik unsurlarının bulunması gereken bu evraklar, kamu otoritesinin onayından sonra geçerlilik kazanmasına karşın, üretimleri ve/veya temini serbest piyasa ajanlarına bırakılmamıştır. Bunlar, bizzat Emniyet Genel Müdürlüğü'nün denetimi altında yasa ve yönetmeliklerde belirlenen cins ve niteliklerde Merkez Bankasına bağlı darphanede bastırılmaktadır. Tescil plakası da aynı şekilde federasyonumuz denetiminde basılmakta, ihtiyaç sahiplerini sunulmadan önce, harf ve rakam grubu baskısı yapan 'şoförler odası' tarafından, federasyon mührü basılmakta daha sonra Trafik Tescil Şubelerinde Emniyet Genel Müdürlüğü'nün mührü vurulmaktadır. Sahte mühür basılmış bu plakalarla ilgili eylem, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 333 ve yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 202. maddeleri uyarınca cezai müeyyideye bağlanmıştır" dedi.
Mühürde sahtecilik suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 202. maddesinin 2. bendinde; "Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan onaylayıcı veya belgeleyici mührü sahte olarak üreten veya kullanan kişi, 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" hükmünün yer aldığını belirten Apaydın, "Tescil plakalarının basım ve dağıtımının taslaktaki şekilde serbest bırakılması halinde plaka, her yerde bulunan ve üretilen mal halini alacak, sahte plaka kullanıcıları çoğalacak ve büyük güvenlik sorunları ortaya çıkacaktır. Bu sebeple; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, plaka basım ve dağıtımı ile ilgili 131. madde hükümlerinin aynen korunarak, taslaktaki madde metninin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir" dedi.
"YOLCU TAŞIMACILIĞI İÇİN BELEDİYE SINIRLARI İÇERİSİNDE 5 YIL İKAMET ETME ŞARTI KALDIRILMALIDIR"
Taslakta bulunan "Belediye sınırları içinde ticari amaçla yolcu taşımacılık hizmeti vermek üzere araç işletmek" başlığı ile düzenlenen 35. madde taslaktan çıkarılması gerektiğini belirten Apaydın, "35. maddenin 1 No'lu fıkrasında; 'İlgili belediye sınırları içinde en az 5 yıldan beri kesintisiz olarak ikamet etmekte olan kişiye Büyükşehir ve Belediye Kanunları uyarınca; Taksi hizmeti vermek ve Minibüs veya Otobüsle yolcu taşımak üzere ilgili belediye tarafından, taşıma arz ve talebi dikkate alınarak
yetki belgesi verilebilir' şeklinde düzenleme yer aldığını kaydetti. Madde de belirtildiği şekilde yolcu taşımacılığı yapabilmek için ilgili belediye sınırları içinde 5 yıl ikamet etme şartı her şeyden önce Anayasa tarafından korunan temel hak ve özgürlüklere aykırı olduğuna işaret eden Apaydın, "Belediye sınırları içerisinde yolcu taşımacılığının salt Büyükşehir ve Belediye Kanunları uyarınca yapılacağı yönündeki düzenleme de, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun ve ilgili diğer mevzuat hükümlerinin bertaraf edilmesi anlamına gelir ki, bu da hukuk kurallarıyla bağdaşmaz" ifadelerini kullandı.
Apaydın, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından çıkartılan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin "Belediye sınırları ile mücavir alanı içindeki şehiriçi yolcu taşımaları, kapsam dışında olup, bunlar için bakanlıkça çıkartılacak yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, belediye ve mücavir alanı içindeki şehiriçi yolcu taşımaları il ve ilçe trafik komisyonları ile işbirliği yapılmak suretiyle ilgili belediyelerce, yönetmeliğin taşımacılar için getirdiği sorumluluk ve yükümlülükler dikkate alınarak düzenlenir" şeklinde olduğunu kaydetti.
Belediye sınırları içerisindeki yolcu taşımaları ile ilgili bir düzenleme yapıldığını ve bu konuda bakanlık (Ulaştırma Bakanlığı) tarafından bir yönetmelik çıkartılacağı tespit edilmişken, tasarıda yer aldığı şekilde aynı konuda düzenleme yapılmasının mevzuata uygun olmadığını vurgulayan Apaydın, 35. maddenin 1 No'lu fıkrasında; "Yetki Belgesine sahip olan kişinin bu mesleği icra edememesi ve etmek istememesi halinde yetki belgesi alt soyundan bu maddede aranan şartları taşıyan bir kişiye devredilebilir," denildiğini, bu düzenlemenin anayasanın eşitlik ilkesine tamamen aykırı olup, uygulamada da sakıncalara neden olabilecek sonuçlar doğuracağını belirtti.
35. maddenin 2 No'lu fıkrasında, "yetki belgesine sahip olan kişinin, bu amaçla çalıştırdığı araçta 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre şoför istihdam edebileceği"nin belirtildiğine dikkat çeken Apaydın, bu şekilde bir istihdam hem İş Kanunu hükümlerine, hem de uygulamaya aykırı olduğunu ve İş Kanununun 4. maddesinin 'ı' bendindeki istisnaya göre; 'Esnaf' tanımına sahip üç kişinin çalıştığı işyerlerinde İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağını ifade etti.
Taslağın 38. maddesinin 2. fıkrasının 'b' bendinde; taksi hizmeti veren otomobillerde alt yapısı olan yerlerde dijital harita üzerinde aracın bulunduğu yeri ve gideceği yönü gösteren cihazın bulundurulması zorunluluğu getirileceğini kaydeden Apaydın, "Aynı taslağın "Tanımlar" başlıklı 3. maddesindeki tanıma göre "Karayolunda ticari olarak tescil edilmiş bir motorlu taşıtı süren ve ilgili mesleki yeterlilik belgesine sahip olan kişi" şoför olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdan hareketle taksi hizmeti veren
otomobil sürücüsü yani şoförün faaliyet alanıyla ilgili bölgeyi tanıması aldığı mesleki yeterlilik belgesi gereğidir. Bu nedenle ayrıca bir nevigasyon cihazına gerek yoktur. Tamamen ticari nitelikteki bu ürünün yasal düzenleme ile zorunlu hale getirilmesi bu piyasada faaliyet gösteren ve geçimini çok zor şartlar altında yerine getiren taksici esnafını mali açıdan da büyük zarara uğratacaktır. Bu nedenlerle bu zorunluluğun yasa maddesi metninden çıkarılması gerekmektedir" dedi.
sayın genel başkanım şoför esnafı ve federasyon la alacağiniz karararlarda herzaman yanınıdayım saygılarla Dincer Karaoglu cayeli şoförler ve otomobılcıler odası başkanı.