TBMM Başkanı Bülent Arınç, bilimin siyasetten uzak ama siyasete güç ve yön veren bir konumda bulunarak Türk milletinin yolunu aydınlatmasını arzu ettiklerini söyledi.
TÜBİTAK'ın bilim ödüllerinin dağıtıldığı törene katılmayan Cumhurbaşkanı ve siyasileri eleştiren Arınç, "Cumhurbaşkanı'ndan sokaktaki insanına kadar herkes bugün burada bu ödülü alanlarla birlikte olmalıdır. Bilim alanında dünyaya ışık tutmuş bir medeniyetin çocuklarına bugün kazandığımız başarılarla ödül verilirken burada olmamak acaba hangi duygunun esiri olmaktır" dedi.
TÜBİTAK 2006 Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri, TÜBİTAK Feza Gürsoy Konferans Salonu'nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
Törene TBMM Başkanı Bülent Arınç ve çok sayıda bilim adamı katıldı. Törende bir konuşma yapan TBMM Başkanı Arınç, bilim adamlarının, tüm insanlığın yolunu aydınlatan fenerler olduğunu söyledi. Bilimin, bir çok ülkenin kaderini değiştirdiğini, yeni yollar ve ufuklar açtığını anlatan Arınç, Türkiye'nin şu anda ihtiyacı olan en önemli şeyin bilimsel gelişme olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin bilimde olması gereken noktada olmadığını belirten Arınç, "Oysa bu konuda ihtiyacımız olan bir çok şeye de sahibiz" diye konuştu.
Türkiye'nin, bilim adamlarına, üniversitelere ve bilimsel gelişmeye çok önem veren bir hükümete sahip olduğuna işaret eden Arınç, dünya ölçeğinde buluşlar yapılması, bilimsel tezler üretilmesi gerektiğini, Türkiye'nin ancak bu şekilde ayakta durabileceğini vurguladı. Bugün dünya siyasetinde etkin olan bir çok ülkenin en önemli kozunun bilimsel gelişmişlik olduğuna dikkat çeken Arınç, bu ülkelerin siyasetçilerinin, arkalarındaki büyük bilgi birikimi ve bilimsel güce güvenerek hareket ettiklerini anlattı. Arınç, "Bilimin siyasetten uzak ama siyasete güç veren, hatta yön veren bir konumda bulunarak yolumuzu aydınlatmasını arzu ediyoruz. Türkiye bunu hakediyor. Türkiye bilimin yuvası medeniyetlerin evsahibidir. Tarihimizde İbn-i Sinalar, Farabiler, Ali Kuşçular ve daha niceleri altın harflerle anılmaktadır. Bu isimler dünya bilim tarihine malolmuştur. Şimdi yeni İbn-i Sinalara, Ali Kuşçulara ihtiyacımız var. Dünya Türkiye'nin yetiştirdiği bilim adamlarını konuşmalıdır. Bunun için başarının ödüllendirilmesi büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.
Geçtiğimiz günlerde Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Orhan Pamuk'un, tüm dünyada Türkiye'nin ve güzel Türkçe'nin tanınmasına çok büyük katkılarda bulunduğunu ifade eden Arınç, "Bu büyük başarı hepimizi sevindirmiş, gururlandırmıştır. Şimdi sıra sizlerdedir. Sizlerin de Nobel Fizik Ödülü'nü, Tıp ödülünü, Kimya ödülünü ülkemize getirmenizi arzu ediyoruz. Bunun için ne gerekiyorsa yapmalıyız. Bu gururu bir kez de sizler bize yaşatın. Meclisimiz tüm gücüyle arkanızdadır" açıklamasında bulundu.
CUMHURBAŞKANI VE SİYASİLERE ELEŞTİRİ
TÜBİTAK'ın çok önemli bir kuruluş olduğunu ifade eden Arınç, 3 dalda verilen ödüllere çok genç bilim adamlarının layık görüldüğüne işaret etti. Bu ödülleri alanlarla ülke ve millet olarak büyük gurur duyduklarını vurgulayan Arınç, ödül törenine katılmayan Cumhurbaşkanı ve siyasileri eleştirdi. Arınç şöyle konuştu:
"Ben istiyorum ki bu gururu herkes yürekten paylaşsın. Cumhurbaşkanı'ndan sokaktaki insanına kadar herkes bugün burada bu ödülü alanlarla birlikte olmalıdır ve onları candan alkışlamalıdır. Onlarla gurur duymalıdır. Bu konuda biraz eksik olduğumuzu görüyorum. Şu anda TBMM'de bütçe görüşmeleri devam ediyor. Bunu anlayışla karşılamak mümkün ama hiçbir şey buradaki törende bu değerli bilim adamlarımızla birlikte olmaya engel değil. Bu bakımdan aramıza Anavatan Partisi Grup Başkanvekili olarak katılan Muzaffer Kurtulmuşoğlu'nu kutlamak istiyorum. Parlamento'daki siyasi partilerden tek temsilci olarak kendileri teşrif ettiler. Ben fırsat buldukça böyle bir törene, bırakın davet edilmeyi, haberim olduğu anda koşarak gelmeyi isterim. Herkese de bunu tavsiye ederim. Başka neyle gururlanacağız. Başka neyle önümüzü göreceğiz. Başka neyle ileriye güvenle bakacağız. Kim bilir kimler hangi toplantılara koşarak gidiyorlar. TÜBİTAK ödül törenlerinin bundan bir eksikliği, bir geri kalmışlığı mı var? Bundan daha büyük ödül olabilir mi? Bilim alanında dünyaya ışık tutmuş bir medeniyetin çocuklarına bugün kazandığımız başarılarla ödül verilirken burada olmamak acaba hangi duygunun esiri olmaktır. Bunu anlayabilmiş değilim. Üzüntü duyuyorum ama sizin varlığınız üzüntümü hafifletiyor."
Arınç, toplantı salonuna girerken gazetecilerin kendisine sine-i millet tartışmalarıyla ilgili soru sormak istediklerini hatırlatarak, bilimsel bir ödül törenine gelirken karşısına çıkan sorunun bu olduğunu kaydetti. Sine-i milletten kastın siyasi bir olay olduğunu dile getiren Arınç, "Sine-i millet burasıdır. Milletin sinesi bu bilimsel toplantıda, yüreği bilim aşkıyla, bilim sevgisiyle dolu olan insanların bulunduğu bu TÜBİTAK toplantısıdır. Bu yapay siyasi tartışmaları bir kenara koyalım. Gerçek buradadır. Ben burada olmayanların hepsini Türk milleti adına, TBMM adına temsil ediyorum" şeklinde konuştu.
"PARA GİBİ ARAŞTIRMACININ DA MİLLİYETİ, CİNSİYETİ OLMAZ"
Törenin açış konuşmasını yapan TÜBİTAK Başkan Vekili Prof. Dr. Nükhet Yetiş ise, araştırma çalışmalarına ayrılan maddi kaynağın son dönemde büyük oranda arttığına işaret etti. Kaynağın artmasından çok kullanılmasının önem taşıdığını vurgulayan Yetiş, gelinen noktada bilim dünyasının bu kaynağı çok etkin bir şekilde kullanmaya başladığını ifade etti. Akademik AR-GE denilen programa 2003 yılında 7 milyon YTL kaynak ayrıldığını hatırlatan Yetiş, bu rakamın 2004 yılında 11 milyon YTL'ye, 2005 yılında 70 milyon YTL'ye, 206 yılında ise 120 milyon YTL'ye yükseldiğini ifade etti. Yetiş, her kuruşun en hassas şekilde, kamu kaynağı kullanıldığının bilinciyle değerlendirildiğini anlattı. Yetiş, "Para gibi araştırmacının da milliyeti, cinsiyeti olmaz. Araştırmacı nerde takdir edilirse, nerde iyi ortam bulursa oraya gelir" diye konuştu.
Araştırmacılara verilen desteği, 2003 yılına oranla 5 katın üzerinde artırdıklarını ifade eden Yetiş, artık başka ülkelerden araştırmacıların Türkiye'ye gelmeye başladığını ifade etti.
TÜBİTAK'ın Bilim Ödülü'ne Temel Bilimler dalında nanoteknoloji alanındaki çalışmalarıyla Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ekmel Özbay, fizikokimya alanındaki çalışmalarıyla Avustralya Johannes Kepler Üniversitesi'nden Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi layık görüldü. Mühendislik Bilimleri alanında biyomedikal mühendisliği alanındaki çalışmalarıyla Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ergin Atalar ve kimya, biyomalzemeler alanındaki çalışmalarıyla Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Adil Denizli ödüle layık görülürken, Sağlık Bilimleri alanındaki Bilim Ödülleri ise iç hastalıkları alanındaki çalışmalarıyla Prof. Dr. Erol Çerasi'ye verildi. TÜBİTAK Hizmet Ödüllerine ise 1986 yılında vefat eden Ordinaryus Prof. Dr. Muhiddin Erel ve şehir ve bölge planlama, kentleşme, yerel yönetimler konularındaki çalışmalarıyla ODTÜ Öğretim Görevlisi Prof. Dr. İlhan Tekeli layık görüldü. Bilim ve Hizmet Ödülleri'ne layık görülen bilim adamlarına ödüllerini TBMM Başkanı Arınç verdi. Merhum Ordinaryus Prof. Muhiddin Erel'in ödülünü ise kızı Sevim Erel aldı. TÜBİTAK Teşvik Ödülleri ise şu isimlere verildi:
"Temel Bilimler alanında Yardımcı Doç. Dr. Mehmet Bayındır, Doç. Dr. Arzum Erdem Gürsan, Doç. Dr. Lütfi Özyüzer, Doç. Dr. Rıdvan Say, Doç. Dr. Önder Şimşek, Mühendislik Bilimleri alanında Doç. Dr. Erdal Bedir, Doç. Dr. Candan Gökçeoğlu, Doç. Dr. Ender Suvacı, Dr. Ahmet Duran Şahin, Yardımcı Doç. Dr. Metin Türkay, Sağlık Bilimleri alanında Prof. Dr. Ömer Akyol, Prof. Dr. Bensu Karahalil, Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, Doç. Dr. Ümit Sarıcı, Doç. Dr. Burak Özbağcı."
Teşvik Ödülü kazanan bilim adamlarının ödüllerini ise Prof. Dr. Yetiş verdi.
İHA
Yayın Tarihi :
21 Aralık 2006 Perşembe 15:13:03
Güncelleme :21 Aralık 2006 Perşembe 15:16:29