Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, vatandaşlar olarak süt içmeyi sevmediğini ve okul sütü programlarının tekrar uygulanması gerektiğini söyledi.
Bayraktar, Türkiye'nin 2013 yılında 2.5 milyon ton süt açığının olacağını söyledi.
21 Mayıs Dünya Süt Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Bayraktar, 2006 yılında yapılan ankete göre, bireylerin sadece üçte birinin süt tükettiğinin görüldüğünü ve süt tüketmeyenlerin tüketmeme sebebini 'sütü sevmemek' olarak açıkladığını ifade ederek, "Yine aynı anket göstermektedir ki, sütü sevmeme oranının 30 yaş altı bireylerde 30 yaş üzerine göre daha fazladır. Yani yeni nesil süt tüketiminden gittikçe uzaklaşmaktadır. Gelişmiş ülkelerde süt tüketim rakamları ülkemizle karşılaştırıldığında; kişiler Avrupa Birliği'nde ülkemizin 10,7 katı, Amerika Birleşik Devletleri'nde ise ülkemizin 11,8 katı daha fazla içme sütü tüketmektedir" dedi.
Dünyada birçok ülkenin bu sorunu çözmek için bireyleri özendirici ve teşvik edici okul sütü programlarına başvurduğunu ve mevcut verilerin 60'dan fazla ülkede okul sütü programlarının uygulandığını gösterdiğini kaydeden Bayraktar, "Bu ülkelerin çoğunda da bu programlar yasa ile garanti altına alınmıştır. Türkiye'de de bu yönde önemli projeler gerçekleşmiştir. 2001-2003 yılları arasında 2 yıl süreyle yaklaşık 1 milyon 100 bin öğrenciyi kapsayan bir proje hayata geçirilmiş ve başarılı olmuştur. Fakat daha sonra uygulamadan kaldırılmıştır. Günümüze kadar da okul sütüne yönelik bir faaliyet olmamıştır" diye konuştu.
Türkiye'de sütün ucuz üretilmesine rağmen tüketicinin bundan istifade edemediğini ve 2008 yılının ilk 3 ayında halkımızın en çok tükettiği süt ürünü olan beyaz peynirde kar marjının yüzde 67'nin üzerine çıktığını hatırlatan Bayraktar, "Bu vurgun tereyağına da sıçramış, yüzde 50'lere ulaşmıştır. Bilindiği gibi bu ürünlerde perakende kar marjlarının çok yüksek olması tüketicinin alım gücünü zorlamaktadır. Bu nedenle bu çarpıklığı giderecek kanallar devreye sokularak, tüketicilerimizin bu ürünleri ucuza
tüketmesi sağlanmalıdır" şeklinde açıklamalarda bulundu.
Türkiye'de çocukların süt ve süt ürünlerini yeterince tüketmediğinden sağlıklı beslenemediğini vurgulayan Bayraktar, "Bu ürünler özellikle yoksul aile çocuklarına ulaşamamaktadır. Okul sütü programlarıyla çocuklara süt içirmek, yoksul aile çocukları başta olmak üzere tüm çocukların sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Okul sütü programları aynı zamanda süt hayvancılığında istikrarı sağlamak ve süt piyasasını düzenlemek için bir araç olarak kullanılmaktadır. Süt insanımızın sağlıklı geleceği için ne kadar önemli ise, hayvancılık sektörünün de en önemli lokomotif ürünüdür. Bilhassa büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi, gelişmesi, ancak sütün istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olması ile mümkündür. Süt fiyatlarında fiyat istikrarı ve pazar güvencesi sağlanamadığı takdirde hayvancılığın ayakta kalabilmesi mümkün değildir" dedi.
Bu yıl Dünya Süt Günü kutlanırken Türkiye'de süt üreticilerinin, en zor dönemlerini yaşadığını söyleyen Bayraktar, "Süt fiyatı /yem fiyatı paritesi 1,1'dir. Yani üretici sattığı 1 kg süt ile ancak 1 kg yem alabilmektedir. Bu oran yaklaşık 3-4 yıldır böyle devam etmektedir. Bilim adamları üreticinin kar edebilmesi için paritenin 1,5'dan düşük olmaması gerektiğini yani 1 kg süt sattığında en az 1,5 kg yem alabilmesi gerektiğini söylemektedir. Üzülerek söylemeliyiz ki, üreticilerimiz uzun süredir karlı bir
üretim yapamamaktadır. Ülkemizde işletme ölçeklerimizin düşük olduğundan bahsedilmektedir. Ürettiği ürününü değerine satamayan, yarın süt fiyatının ne olacağını bilmeden istikrarsız bir piyasada üretime devam etmeye çalışan üretici nasıl olup da işletmesindeki hayvan sayısını artıracaktır. Hep söylenir süt üretimimizi artırmamız lazım diye. Üretici bu yöndeki taleplere cevap vermek için gayret sarf etmektedir. Fakat şu bir gerçektir ki, üretimde fazlalıkları değerlendirecek müdahale alımı gibi mekanizmalar ve talebi artıracak okul sütü gibi programlar hayata geçirilemediği sürece istenilen bu amacın gerçekleştirilmesi mümkün görülmemektedir. Çünkü ürettiği sütü elinde kalan, ürününü değerine satamayan üretici ya üretimi kısacak ya da sektörden kaçacaktır" dedi.
"2008 yılında hayvancılık destekleri değiştirilmiş, sanayiye giden süte verilen teşvik primi ve suni tohumlama gibi destekler kaldırılarak hayvan başına desteğe dönüştürülmüştür" diyen Bayraktar, "Sütün sanayiye teslim şartının olmaması sanayiye gidecek süt oranında azalmalara, sanayiye giden sütün kaydının tutulmasında sıkıntılara neden olacak, üretici-sanayi entegrasyonunu bozarak belki de sokak sütçülerinin piyasada daha aktif olmasına ve sağlıklı sütün tüketiciye ulaşamamasına neden olacaktır.
Özellikle sütün sanayiye gitmesini ve kayıt altına alınmasını sağlamak, ayrıca devletin vergi kaybına uğramasını engellemek için hayvan başına destek yanında süt teşvik primi desteği de uygulanmalıdır. Yapılan projeksiyonlar ülkemizde 2013 yılında yaklaşık 2.5 milyon tonluk bir üretim açığının ortaya çıkacağını göstermektedir. Yani 'hayvan sayısı korunsa bile üretim talebi karşılayamayacaktır.' Ancak 'hayvan başına verimler 2004-2013 yılları arasında artırılırsa ve sığır ve koyun sayısı her yıl yüzde 2 artırılırsa' üretim talebini ancak karşılayabilecektir. Bu nedenle üretimi ve verimliliği artıracak politikalar en kısa zamanda hayata geçirilmeli, hayvan başına verimi artırmada etkili olan suni tohumlama destekleri yeniden hayata geçirilmelidir" diye konuştu.