22
Şubat
2026
Pazar
BAYRAMÖREN - ÇANKIRI

Yaran, olmazsa olmaz

Yaran Oğuzlardan günümüze kadar çeşitli şekil değişiklikleri yaşayarak gelen, fakat özdeki temel ilke ve anlamları değişmeyen tarihi kültür mirasımızdır.

Yaşayışları itibarı ile çok hareketli olan Oğuzların birbirlerine güç vermek,destek olmak ve sorunlarını çözümlemek gayesi ile belli zamanlarda belli boy beyliklerinde toplanarak meselelerini hallederek aynı zamanda yemekli eğlencelerde yaptıkları toplantıların günümüze yansımasıdır Yaran.

Oğuzların Müslümanlığı kabul etmelerinden sonrada aynı şekilde yaşadıkları bilinmektedir.Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ü Lügatit Türk'ünde 24 Oğuz boyundan söz edilmekte olup,sadece 22 Oğuz boyunun adı verilmektedir.Ancak İlhanlı tarihcisi Reşüdüd'diğin tarafından 24 boyun isimi tam olarak verilmiş,Selçuklu tarihçileri tarafından doğrulanmıştır.

Her bir yaran bir Oğuz beyini temsil etmektedir. 



Daha sonraları Selçuklu ve Osmanlı döneminde bu dayanışma toplantıları şekil değiştirmiş,esnafların teşkilatlanmalarına da ışık tutmuş ve öncü olmuşlardır.Koydukları kurallarla toplumda kanunen yasak olmadığı halde,yapılması ahlak ve maneviyat açısından sakıncalı her şey yasaklanmıştır.(kötü söz söylemek,kin tutmak,yalan söylemek,içki içmek,kumar oynamak,hile yapmak,kandırmaya yönelmek,hovardalık yapmak gibi).Temel ilke olarak "açık ve kapalı" diye bir ilke benimsenmiştir.Açık olması gerekenler(alın,kalb,kapı ve sofra),kapalı olması gerekenler(el,dil ve bel'dir ve onlarda mana olarak haramdan,dedikodudan,yalandan,zinadan uzak durulması,sır saklanması ile ifade edilebilir).Ahilik müessesesi bu dönemlerde gelişmiş ve esnaflar bu dönemlerde teşkilatlanmışlardır,öyle ki zanaat erbabı kişiler bu teşkilatın oluşturduğu komisyonlar tarafından imtihan edilerek kendilerine "Şet" yani kuşak kuşatarak çıraklık,kalfalık ve ustalık beratları verilirmiş.

Ne yazıktır ki günümüzde artık bu görevi esnaf teşkilatları yürütememektedir.Türkiye'nin değişik yörelerinde adet,gelenek ve görenekler değişik isimler altında yaşatılmaya çalışılmaktadır. 





ÇANKIRI'NIN İLK AHİ LİDERLERİ



Şeyh M.Mehdi-i Veli ve Şeyh Hacı Bahaeddin Çankırı'da yaşamış ilk Ahi liderleridir.

Şeyh M. Mehdi-i Veli: ölümü: (M.1272-H672 ) Anadolunun ilk mutasavvıflarından kolonizetör Türk dervişlerinden ,Abdülkadir Geylani'nin seyyidi Evliyadır. Yaklaşık 1210 yılında Çankırı ve yöresini fetih ederek ölümü 1272 yılına kadar geçen süreçte yerel beylik Ahi Cumhuriyeti kurarak yönetmiştir.Şehri kale dışına ilk mahalle karataştan başlayarak kuran,Türkmen oba ve boylarını yerleşik düzene geçiren,arastaları,çarşıyı kurarak mesleki lonca kurumlarla siyasi ,yönetici egemenliğini kabül ettirmiş Ahi lideridir.Veliyullah'ın mesleği Ahi Evran ve çoğunluk Ahi liderlerinde olduğu gibi debbağlıktır. Bu mesleği seçmelerindeki amaçları tarıma ve hayvancılığa önem olsada,özde zor debbağlıkla nefislerini bastırmaktır.Ömrünün son son yıllarında tüm mülkünü vakıf ederek fukara yolunu seçmesi,yaşamının felsefesi "çalış, kazan,dağıt "yolunun en güzel örneğidir.Kurduğu Ahi beyliğinin siyah deriden yazılı sancağının olduğuda bilinmektedir.Türbesi ve külliyesinden arta kalanların bulunduğu semt Karataş mahallesinde kayalar üzerinde Türkmen tarzı yapıdadır.

Şeyh Hacı Bahaeddin 14.Yüzyıl ortalarında yaşamış sofi,Ahi,Türkmen Şeyhidir .Hakkında tek kesin kaynak M1328 yılında yaptığı vakfın belgesidir.Bu belgeden edinilen bilgilere göre Ahi Evran'ın hocası ve kayınpederi Sofi Evhadiddin Kirmani'nin yolunda belkide soyundan ve Ahi dervişlerindendir.Mesleği debbağ olup keçecilikle ve toprak atölyesi kurarak çömlekciliklede uğraşmıştır.Çarşıda sayısız dükkan yaptırarak esnafa iş yeri sağlamıştır.Şehirde bağ,bahceler,tarlalar ve Eldivan ilçesinde 6 köyü ve Çiftlik köyünün ünlü kozdiken bağlarını vakıf etmiştir.Şeyh Bahaeddin'in mezarı Karataş mahallesi Kurşana (kuşhane) semtindedir.Yaptırdığı Cami,mescit,tekke,zaviye,imaret,çeşme ve su yolundan günümüze ulaşan olmamıştır.Anadoluda 1240 yılından sonra A.Selçuklu devletinin çökmesi ile siyasi oterite yok olmuş,Moğol İlhanlı devleti yönetime ortak olmuştu,kargaşa ve dağınıklık her kentte feodal siyasi beylikler ortaya çıkarmıştı.Siyasi ve sosyal harekatın önünde lider olarak Ahi Şeyhler çoğunlukta idi ,Çankırı'dada Şeyh M. Mehdi-i Veli,siyasi yönetici Ahi lider,ileriki yıllardada Şeyh Bahaeddin Ahi önder olarak sistemde yerlerini alarak esnafın,sanatkarın ve toplumun temel taşı oldular.Ruhları şad olsun.Şimdi ise toplumumuzun ve esnafımızın önderliğini yaran teşkilatları almıştır.




"YARAN'' IN TEŞEKKÜLÜ


Belli yaş gurubundan arkadaşlar bir araya gelerek bu sene yenecek yaran için sözleşirler ve kendi yaş gruplarından 25 arkadaşı tamamlayınca bir büyük Başağa, bir Küçük Başağa ve bir Yaran Reisi seçerler. Bu arkadaşlar hali vakti ocak yaymaya elverişli olmayan fakat yarana gönül vermiş çevik becerikli bir kişiyi de Yaran Çavuşu seçerler. Böylece yaran teşekkül etmiş olur.

BÜYÜKBAŞAĞA Bayındır Boyu'nun beyini temsil eder. Hali vakti yerinde, idareciliği üstün seviyede yaşça yaranın hemen hemen en büyüğüdür ve yaranın da en büyük idarecisi ve söz sahibidir.

KÜÇÜKBAŞAĞA Kayı Boyu'nu temsil eder. Hali vakti yarandan iyi olan idarecilikte Büyükbaşağa'dan sonra söz sahibi olan yaranın ikinci büyük idarecisidir.

YARAN REİSİ Dedekorkut'un da boyu olan Bayat Boyu'nu temsil eder. Söz ve sohbetine itibar edilen yaşça büyük, Başağalar'dan sonra yarende söz sahibi olan idarecilerdir.

YARANLAR Her biri bir Oğuz beyi temsilcisidir.

YARAN ÇAVUŞU yarana gönül vermiş fakat maddi imkanları sınırlı olduğu için ocak yakamayan becerikli ve çevik bir kişidir. Yaranın bütün hizmetlerini yerine getirir. Başağa müsaade etmedikçe Çavuş oyunlara katılmaz veya yarana tura bile vuramaz. Fakat sürekli yaranla iç içe olduğundan yaranlardan da ayrı tutulmaz. Yapmış olduğu bu hizmetler Başağalar tarafından ödüllendirilir, çavuş un haklarının helalliği dilenir.

Sazendeler yaran değildir. Para karşılığında hizmet eder, kendilerine ayrılan bölümde (Şahnişi) icra-i sanat ederler. Başağalar izin vermedikçe oyunlara katılmaz ve muhakeme sırasında odada bulunamazlar. 



"YARAN EVİ" NİN TANZİMİ


Ocak yakılacak evler, önceleri Çankırı'da sayısı hayli fazla olan özel yapılmış evlerde yapılırmış, ocak yakacak yaranlardan birinin evinin bu şekilde özel yapılmış olması yeterli olurmuş, eğer kendilerine ait böyle bir evi yoksa eş, dost ve arkadaşlarından birinin evinede ocak yakarlarmış. Ancak günümüzde böyle evleri bulmak çok zor hatta imkansız hale gelmiştir. Köylerde köy odalarında şehir merkezlerinde ise özel büyük salonlarda yapılır hale gelmiştir. Ocak yakılacak yerlerde tuvalet, mutfak ve yaran odası dışında bir de misafirlerin oturacağı bir oda bulunması zorunludur.

Yaran odasının duvarları ve yerleri halı ile kaplıdır. Dışarı penceresi varsa bile kapalı bulundurulur. Girişte odanın tam karşı ortasında temsili de olsa bir ocak bulunur. Bu ocağın sağ tarafı Büyükbaşağa'ya sol tarafı ise Küçükbaşağa'ya aittir. Ocak bulunmayan mekanlarda ocak yakılıyor ise Büyük ve Küçükbaşağaların bir adım önlerinde ayaklı şamdanlardan ocak boyunca yanan mumlarla sembolize edilir.

Yaran odasının üç tarafında sedir veya divanlar yerleştirilir. Bunların üzerine şilte, minder veya günümüzde olduğu gibi sünger yataklar konulur. Üzerlerine gene halılar döşenir. Yaslanılacak kısımlara da bindallı işlemeli veya halı kaplamalı hasır yastıklar konulur.

Başağaların oturduğu yer diğer yaranlardan biraz daha yüksekçedir. Üst üste iki üç minder konulur ve yaslanılacak kısımlara işlemeli büyük yastıklar takviye edilir. Odanın ve yaranın tertip ve düzeninden Küçükbaşağa sorumludur. Küçükbaşağa bütün yarandan önce bu eve gelir eksiklikleri varsa tamamlatır. Sazendeler ise kapıya yakın ve rahat oturabilecekleri bir şekilde oturtulurlar. Oturma düzeninde ise yarana uymazlar, fakat aykırı oturmazlar.



YARAN EVİNE GELİŞ,İÇERİ GİRME,OTURMA DÜZENİ,

SELAMLAŞMA VE KAHVE İÇİMİ



Yaran evine en önce Çavuş, Sazende ve Küçükbaşağa gelir. Küçükbaşağa yaran evinin noksansız olmasından sorumludur. Yaran evini denetler noksanı var ise hemen tamamlatır.

Sazendeler, varsa şahnişi yoksa kendilerine ayrılmış olan bölüme otururlar ve çuhadaroğlu peşrevini çalmağa başlarlar. Küçükbaşağa yaran evinin noksanı bulunmadığını görünce kendi yerine geçer ve iki diz üzerine oturur. Artık yaranlar da yaran evine gelmeye başlamışlardır. Yaranlar en geç akşam namazından bir saat sonrasına kadar gelmeye mecburdurlar. Her yaranın oturacağı yer bellidir. Usta, yaranlar Küçükbaşağa ile Büyükbaşağa arasında kalan yerde; kalfa yaranlar Küçükbaşağa'nın yanından başlayarak kapıya doğru olan kısımda, çırak yaranlar ise Büyükbaşağa'dan başlayarak kapıya doğru olan kısımda otururlar.

Yaranlar içeri ikişer ikişer alınmaya başlar. Çavuş Küçükbaşağa'ya yaranların geldiğini haber verir. "Başağam yaran ağalar geliyor" der. Küçükbaşağa ayağa kalkar ve içeri giren yaran sağ eli kalbi üzerinde "Selamünaleyküm Başağam" der. Başağa "Aleykümselam yaran ağa" der, ve kendi yerine geçer bekler. Diğer yaran da aynı şekilde "selamünaleyküm başağam" der. Başağa "Aleykümselam yaran ağa" deyince kendinden önce giren yarana "Selamünaleyküm yaran ağa" der yaran da "Aleykümselam yaran ağa" der ve o da yerine geçer. Önce Başağa ve sonra yaranlar Başağa'nın oturduğu şekilde otururlar




YARAN MECLİSLERİNDE SÖYLENEN VE OYNANAN MAHALLİ OYUNLAR


Yaran meclislerinde icra edilen bütün şarkı ve türkülerin tamamı ilimize ait parçalardır bunların kendilerine göre ayrı ayrı çalınıp söylenme ve oynanma şekilleri vardır bunları kısım kısım belirli başlıklar altında toplamak mümkündür.

AKŞAM HAVALARI
Bu havalar yaran meclisi toplanıp selamlaşma ve kahve içiminden sonra ocağın açılmasıyla başlanarak söylenir.Sesi güzel yaranlar çavuş tarafından kaldırılır bu yaranlar yüzleri yaranlara dönük olarak yere iki diz üzeri yan yana çökerler sazende ve yaranlarında eşlik etmesi ile iki yana yaylanarak ve el çırparak söylenir.



MAHALLİ OYUN HAVALARI


Bu oyunlar değişik figür ve tarzlarda oynanan estetik içerikli oyunlardır

Çarşılardan üç mum aldım yakmaya

Kahve yemenden gelir
Kömür gözlüm

Mahim

Duvara vurdum kazmayı ( üç ayak)

Mineler

Ark altında bendim var

Fatmam

Kürdün kızı

Bir gömlek giyer kısarak

Genç Osman

Kaleden kaleye şahin uçurdum



AKŞAM HAVALARI


AH YİNE AKŞAM OLDU


Ah yine akşam oldu ezan sesi var yar,yar aman hey

Hep ellerin yareni var eşi var aman eşi var

Ben garibim şu cihanda nesi var yar aman hey

Ben saramam ay efendim yar sarsın aman yar sarsın

Akgül ile kırmızı gül kavuşur yar yar aman hey

Kavuşur da bir arada buluşur, aman buluşur

Hasret olan bir gün olur kavuşur yar yar aman hey

Ben saramam vay efendim yar sarsın aman yar sarsın



DOST SABAH OLMAYINCA


Dost sabah olmayınca kapı açılmaz

Günler doğmayınca benler seçilmez

Yavru da gelmeyince bade içilmez

Şebabım gel gel aman da gel gel sunamda gel gel

İçelim badeyi hu leyli yar hey

Arpa yirmibeş buğday elli ereğiz kili baş kili

Dost sabah oldu günler doğdu köşküne

Lale sümbüller saçıldı üstüme

Yar seni beni sevenlerin aşkına

Şebabım gel gel amanda gel gel sunamda gel gel


AYVA DİBİ SERİN OLUR


Ayva dibi serin olur yatmaya

Ayva dibi serin olur yatmaya

Kızlar gelir seyrimize bakmaya

Hey aman aman hadi yavrum oh oh

Ne istersin bir gecelik yatmaya

Sarı lira ister ak gerdana takmaya

Ağlama kömür gözlüm yol ayrı düştü

Hey aman aman hadi yavrum oh oh

Ayva yapraklandı güller çimlendi

Ayva yapraklandı güller çimlendi

Yarimin kolunda adım dillendi

Hey aman aman hadi yavrum oh oh

Üç aya varmadan adım dillendi

Üç aya varmadan adım dillendi

Ağlama kömür gözlüm yol ayrı düştü

Hey aman aman hadi yavrum oh oh







ÇANKIRI MARŞI

ETEĞİNDE ILGAZ'IN ŞANLI TARİH TÜRKÜSÜ,

DAĞLARINDA GÜL KOKAN TAZE BİR ÇAM ÇANKIRI...

MİLLETİMİN SEVGİSİ, İNANCIMIN ÜLKÜSÜ,

DÖRT MEVSİM VATAN KOKAR, BURAM BURAM ÇANKIRI... 



UFKUNDA DOĞAN GÜNEŞ, YÜZÜNDEKİ NUR SÜSÜ ,

BİR CENNETİ ANDIRIR, GİZLİ SEVDAM ÇANKIRI...

MİLLETİMİN SEVGİSİ, İNANCIMIN ÜLKÜSÜ,

DÖRT MEVSİM VATAN KOKAR, BURAM BURAM ÇANKIRI...

Dr. Yılmaz KARAKOYUNLU

cankiri.k12.tr
Yayın Tarihi : 7 Şubat 2008 Perşembe 13:29:34


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?