Geçtiğimiz Salı günü Bölgesel gazetelerden Memleket gazetesi yazarlarından Uğur Özteke’nin yazdığı ‘Seydişehirliler Beni üzdü’ başlıklı yazısında Seydişehir'i ve Seydişehirli'yi aşağılayıcı tarzda yazdığı köşe yazısına cevap gecikmeden geldi.
Özteke’nin geçtiğimiz Salı günü yazdığı yazısında Seydişehir Belediyesi ile Seydişehir Okutma ve Yardım derneğinin mahkemeye taşınan Kuğulu Park’taki Seydişehir Sofrası ile ilgili olarak yazdığı köşe yazısında “Vallahi benim aklım ermiyor. Ya bu Seydişehirliler birbirlerini tanımıyor, ya ben bu Seydişehirlileri tanımıyorum. Tanımıyormuşum !!! Şimdi kendi kendime hayıflanıyor ve ‘ Vay beeee Ankara nireeeee, Seydişehir nireeee’ diyorum. Ben vakti zamanında şu Seydişehirliler’e gıpta edip, ‘Biz Hadimliler bugüne kadar niye böyle olamadık?’ diye üzülmüştüm. Ne dersiniz? Yoksa boşa mı üzülmüşüm? MEMLEKET İNSANI DİYOR Kİ Birbirimize sahip çıkıp birlikte büyümeyi öğrenebildiğimiz zaman ADAM oluruz.” Şeklinde yazdığı köşe yazısına ilçedeki yazarlardan tepkiler gelmeye başladı.
İlk tepki Memleket gazetesi, Öz Seydişehir Gazetesi ve Seydişehir haber de köşe yazarlığı yapan Fahri Kubilay dan geldi. Seydişehir ‘nire’ Uğur Özteke ‘nire’ başlığıyla yazdığı köşe yazısında Kubilay “Onun deyimiyle ‘Konya nire Seydişehir nire, bu işte bir iş var’ dedim” diyerek başladığı köşe yazısında Uğur Özteke’nin Memleket’te yaklaşık 300 köşe yazısı yazdığını ve Seydişehir’de 2 yıldan beri yaşanan olağanüstü süreçle ilgili bunların içinde bir tek yazısına rastlamadığını yazarak. “O olağanüstü zamanlarda Seydişehir’de bombalar patlarken Seydişehirliyi birbirine kırdırmaya çalışan gruplar Seydişehir’de cirit atarken, Seydişehir’i yolgeçen hanına çeviren illegal örgütler ilçede gezerken, siyasi parti temsilcilerinin biri gelip biri giderken ve hatta mensubu olduğu gazetenin temsilciliğine varana kadar saldırılar yapılırken niye kalemini oynatma ihtiyacı hissetmedi?
Madem Seydişehir’e bu kadar ilgi duyuyor, “Fabrikada yaşanan gelişmeler nedir, ne değildir, özelleştirme sonucunda bu fabrikada neler oluyor, eski çalışan işçiler ne oldu, yeni alınan işçiler kaç para ücret alıyor, fabrikayı alan yeni firmanın fabrikayla ilgili düşünceleri ne, niye burayı almışlar, ne yapıyorlar, ne yapmıyorlar, Seydişehir Belediyesi seçildikten sonra şimdiye kadar ne yapmıştır, Seydişehir’i nasıl yönetmektedir, Seydişehir’deki esnafın durumu nasıldır, özelleştirmenin etkisi ilçede nasıl hissediliyor, halk bu olaylara ne diyor, Seydişehir’e gelip de kardeşim şunlar şunlar niye böyle?” vs… konularda neden Seydişehirlinin sıkıntılarını gündeme almamıştır? Bu Kuğulu Park’ın Seydişehirli tarafından önemi ne? Halk buraya nasıl bakıyor, buraya kimler geliyor, kimler gidiyor? Adına şiirler yazılan böyle bir yer Konya bölgesisin bir cazibe merkezi haline nasıl gelir dediniz mi? Yoksa “Seydişehir nire, Konya nire” diyerek Seydişehirliler’i ve Seydişehir’i mi küçümsediniz?” diyen Kubilay;
“Şimdi çıkın tüm vicdan sahibi Seydişehirliler’e sorun…
Ilıca’nın aylık 107 YTL, Nevzat Bey’in parkını 45 YTL, Kuğulu Park’taki Seydişehir Sofrası’nı 20 YTL gibi komik rakamlara birilerine kiraya vererek Seydişehir’de tüyü bitmemiş yetimin hakkının yenmesini hangi Seydişehirli isteyebilir? Böyle bir şeyi Seydişehir’in geleceğini, Seydişehir’i düşünen hiçbir akıl ve mantık sahibinin kabul etmesi mümkün değil. Bir de 5072 sayılı kanunun 12. maddesinin 4. fıkrasının, yani "Kamu kurum ve kuruluşlarının menkul ve gayrimenkul varlıklarından vakıf, dernek ve sandık gibi kuruluşların doğrudan veya dolaylı yoldan faydalanmasına izin verilmeyecek" hükmünün muhatabı kimdir?” diyerek Köşe yazısını “Seydişehir Türkiye’deki çoğu ilden daha modern ve daha gelişmiş, eğitim öğretim seviyesi bakımından daha ileridedir. Seydişehir köy olmaya değil, il olmaya layıktır” diyerek tamamladı.
İsmail Sünbül
Yayın Tarihi :
17 Haziran 2006 Cumartesi 15:38:23
Güncelleme :19 Haziran 2006 Pazartesi 10:03:08