22
Şubat
2026
Pazar
ÇANAKKALE

Bozcaada rüyası ve 'Anzac' şarapları

 
Türkiye yerel seçim sürecinde hızla sonuca yaklaşıyor. 29 Mart sabahı belediyenin  temizlik ekiplerini büyük bir iş bekliyor. Onlarca reklam malzemesi kağıt, plastik malzemeler seçim sürecinin sona ermesiyle işlevlerini bitirecek. Seçimin yarattığı çevresel kirliğin yanında bir de gürültü kirliğini ilave etmek gerekir ki, bundan zihinlerimizi arındığımızda yerel yönetimler için  açılacak yeni döneme tam olarak adapte olacağız.
Toplumsal bir belirleme olarak gördüğüm ve bilinçli seçmenin kolay bulunamadığı ülkemizdeki yerel seçimin galipleri ve yandaşları sevinirken tanıtım ve propaganda için kayda değer oranda zaman ve nakitlerini harcayanlar için de moral bozukluğu elbette kaçınılmaz olacaktır. Fakat şu aşamada sorgulanması gereken yerel yönetime aday olanların yaşadığımız yerlerin sorunları karşısındaki donanımları ve çözüm önerilerinin mantıksal, finanssal, politik gerçeklere uyup uymadığının ortaya konmasıdır. Bunun için yönetime talip olanlardan ne istediğimizi açıkça ortaya koymalı ve beklentilerimizin yönetişim kültürü ile seçim sonrası dönemde gerçekleşmesi için gerekli ortak istenci ortaya koymalıyız. Sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları bu mekanizmanın çalıştırılmasında önemli bir yere sahiptir.
Yerel seçim sürecinin işleyişine ilişkin Çanakkale’de de ilginç manzaralara şahit oluyoruz. Dernek bakımından zengin olan Çanakkale’mizde sanıyorum pek az dernek çeşitli partilerin seçim bürosu olmaktan kurtulmuştur. Ne ilginçtir ki her görüşten üyeyi çatısı altında toplayan "bazı" dernekler belli bir ideolojinin savunusu olarak görünüp siyasi malzeme olmaktan kurtulamamıştır. Yazık ! Diğer taraftan merkezdeki çekişmelerden ve seçim hesaplarından oldukça uzakta olan Bozcaada Derneği ise gerçekten tüm yerel S.T.K’lara emsal teşkil edecek biçimde üstlendikleri misyon doğrultusunda adayı yönetmeye talip olanlara daha yaşanabilir bir yer yaratabilmenin gereklerini göstermiştir. Görüşlerini bizimle paylaşan dernek yöneticisi Mimar Akın Baran adada görüştüğü tüm partililere ilettiği konu başlıklarını şu şekilde özetliyor:
 
Yeni kaymakamlık binasına taşınmada binanın tümünün kullanılmasının önlenmesi,
 Taşınma sonunda boşalacak binaların yeniden kullanımında önceliklerin toplum yararı düşünülerek belirlenmesi,
Kanalizasyon projesinin, ciddi bir şekilde tartışılarak doğru bir sekle dönüştürülmesi,
Tarih ve arkeoloji konusunda bir proje hazırlanması ve bir enstitü kurulması.
 Bağcılık ve şarapçılığın geliştirilmesi için, kooperatif, bağcılar, şarapçılar, yerel ve kamu yönetimi ile birlikte bir proje geliştirilmesi ve bir enstitü kurulması.
 
Kuşkusuz tüm önerilerin açık bir nedeni var ve bir ihtiyacı ifade ediyor. Fakat bir şarap sever olarak beni en çok heyecanlandıran sonuncusu oldu. Şarap gerçekten yerel kalkınmada sürdürülebilir turizmin aktivasyonundan sonra gelen bir katalizör olabilir. Bu alanda bölgemizde yapılan yatırım araştırmalarının sağladığı veriler de sosyal, kültürel ve ekonomik getirileri yüksek olacak kaliteli şarap üreticiliğinin gelecek vaat ettiğini gösteriyor.
Kısa bir süre önce Avustralyalı Danışmanlık Şirketi ERIC'ın Genel Müdürü Rob Gourlay ile şarap üreticisi ve Pepper Tree şaraplarının sahibi Chris Cameron'un bölgede yaptığı incelemeler sonunda, Çanakkale'nin kaliteli şarap üretimi için ideal bir yapıda olduğu ilan ettiler. Bu kapsamda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile Avustralya’da bağcılık ve şarapçılık açısından önemli bir şirket olan "Vineron" isimli şirketin  üreteceği  bu şaraplar yurtiçi ve yurtdışında şişesi 25 ile 100 dolar arasında satışa sunulacak.
89 yıl önce birbirleriyle savaşan ve bugün dost olan Türkiye, Yeni Zelanda ve Avustralya üzümlerinden savaştıkları yerde üretilecek olan bu karma şarap dostluğun bir sembolü olacak. Dileğimiz "Anzak", yada "Galipoli" ismi ile piyasaya sunulacak olan şarapların Dünyada Barış Kültürünün gelişmesinde katkıda bulunmaları ve bununla birlikte kültür odaklı turizm hareketinden ülkemizin ve bölgemizin hak ettiği payı almasına yardımcı olması.
Bozcaada’ya dönecek olursak, adada  derneğin ön ayak olacağı projelerin gerçekleştirilmesiyle, belki hayal olacak ama değerleri on binlerce dolarla ifade edilen Romanee-Conti, Petrus, Mouton Rothschild, Latour, Opus One gibi dünyanın en seçkin şaraplarının kalitesinde özel kavların ana yurdu ve “exclusive” markasıyla Türkiye’nin turizm incisi olabilir.
 
DİP NOT: “Bozcaada Derneği” Ocak ayı başında kurulusunu 10 kişi ile  tamamlamış. Şu anda içerisinde akademisyenlerin de bulunduğu 37 kişiyi faaliyetlerinde buluşturuyor. Önümüzdeki günlerde Onsekiz Mart Üniversitesi ile birlikte tarih ve arkeoloji çalışması yürütülmesi için olumlu girişimleri var ve ders yılı başında vermeye başladıkları yüksek öğrenim burslarını çeşitli zorluklara karşın sürdürmeye çalışıyorlar. Bozcaada’ya gönül verenlerin derneğe destek olması gerekiyor.
 
Deniz Dönertaş
 
denizdonertas@canakkaleonline.com
Yayın Tarihi : 13 Mart 2004 Cumartesi 14:31:25
Güncelleme :13 Mart 2004 Cumartesi 14:56:39


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?