22
Şubat
2026
Pazar
PINARHİSAR - KIRKLARELİ

Taktılar Haç'a!


Memlekette bir dünya sorun varken bizler ise ne ile uğraşmamız gerektiğini bilemiyoruz maalesef. Son günlerde bakıyorum da; bir “haç” muhabbeti almış başını gidiyor.

Fenerbahçe’nin 27 Kasım 2007 tarihinde UEFA Şampiyonlar Ligi mücadelesinde İtalyan rakibi FC İnter ile deplâsmanda oynadığı maçta, FC İnter’in giydiği formanın üzerinde “haç” işareti olması bir anda ülke sorunu haline geldi sanki.

Şimdi de UEFA Şampiyonlar Ligi’nin ikinci tur kuraları çekildi ve İspanya’nın Sevilla Takımı ile eşleşti Fenerbahçe. Bakıyoruz yine aynı muamma. İspanyol temsilcisi Sevilla’nın oynadığı maçlarda giydiği formanın üzerinde de “haç işareti” olması yine aynı meseleyi gündeme getirdi.

Aslında bu “haç” muhabbetini bu kadar uzatmanın ne anlamı var ki? Oysa dünyada birçok ulusun bayrakları üzerinde bu ve buna benzer simgeler mevcut. Ne yani bu bayraklar da mı ortadan kaldırılsın!

Yunanistan, Tonga, Norveç, Malta, İzlanda, İsviçre, İsveç, Finlandiya, Dominik Cumhuriyeti, Danimarka, Avustralya vb. gibi daha adını sayamadığımız birçok ülkenin bayraklarında bu (haç ) ve buna (haça) benzer simgeleri görebiliyoruz.

Şimdi bu ülkelerle milli maçlara da mı çıkılmasın yani? Ya da bu ülkelerden her hangi biri ile Türk Milli Takımızın karşılaşması durumunda yine aynı polemikler mi gündeme gelmeli? Eğer karşı taraf bu durumu kasten yapıyorsa; ona diyecek lafım yok, tasvip edilemez. Ancak her fırsatta bu tür konuları uzatarak sorun haline getirmenin de anlamı yok aslında.

Bence Ülkemizde böylesine derinden irdelenen konuların yanında, daha öncelikli bir sürü sorun mevcut. Bizler böyle şeyleri gündeme getirerek farklı ortamlar yaratacağımıza, ülkemizin gerçek sorunları ile ilgilenmeliyiz.

Kaldı ki; bu şekilde yaklaşımlar, olayları hep (sanki kasıt varmış gibi) başka yönlere çekme girişimleri maalesef ülkemize daha da zarar verir. Bazı kişiler bazı noktalarda çok ısrarcı davranmayı tercih edebilirler. Ancak; olaylara kişisel tabanda değil de, toplumu ve o toplumda yaşayan diğer kişileri de düşünecek şekilde yaklaşılması daha doğru olacaktır.

Herkesçe de biliniyor ki; artık futbolumuz gerek Avrupa, gerekse Dünya arenasında iyi yerlere gelme aşamasında. Bu durumda böyle şeyler üzerinde ısrar edilirse, diğer ülkeler ile sportif itibarımızda bir takım sorunlar da yaşanır sanırım.

Liglerimize bakacak olursak profesyonel kulüplerimizin çoğunda özellikle Türkcell Süper Ligi’nde, hatta bazı amatör kulüplerimizde bile yabancı ülkelerin futbolcuları yer almakta. Bu durum karşısında bu futbolcu kardeşlerimizin de psikolojilerini düşünmeliyiz. Sadece futbolcu mu, bunun yanında pek çok spor dalında yer alarak aramızda yaşayan, bizlerle oturup bizlerle kalkan, bizlerle aynı havayı teneffüs eden, aynı yemeği yiyen, aynı suyu içen, bizlerle üzülüp bizlerle sevinen sporcular da var ülkemizde.

Olaylara sadece kendi içgüdülerimizle yaklaşıp da bir şeyler yaptığımızı düşünerek, diğer taraftan önemli bazı konuları es geçerek, sınır ötesi ilişkilerimizi zedeleme gibi bir hata işlemeyelim. Avrupa genelinde şu günlerde sporcu transferi döneminin de yaklaştığını düşünecek olursak; bu tip konuları böylesine irdelediğimiz sürece ülkemize gelecek yabancı sporcuların kafalarında bir takım soru işaretleri bırakıp, ülkemiz hakkında onları olumsuz düşünceler içerisine itmeyelim lütfen.

Pek tabi bizler de birer Türk Evladı olarak tabiî ki ülkemizin örf adet ve geleneklerine, Ulu Önder Atatürk’ün çağdaş medeniyetler seviyesinde ilerleme adına, bizlere bıraktığı ilkelerine saygıyla, sevgiyle uymalıyız, özen göstermeliyiz. Türklüğümüzle övünmeli ve gurur duymalıyız mutlaka. Ancak olaylara yaklaşırken de konuları saptırmayalım lütfen.

Bu “haç” konusu sürekli sportif faaliyetlerde gündeme geldiği için ben de spor ile sınırlı tutmaya çalıştım. Tabiî ki bu durumu insan ve toplum ilişkilerinin yaşandığı daha farklı ortamlara da yaymak mümkün. Ama lütfen bu tür konuları ele alıp, incelerken ortalığı karıştırmayalım ne olur.

Bırakalım da; Spor sporun içinde kalsın, siyaset siyasetin içinde. Siyasete, ne sporu, ne eğitim öğretimi, ne dini, ne de şahsi meselelerimizi karıştırmayalım.

Vatandaşları içinde çeşitli dinlere mensup unsurlar bulunan ve her din mensubu hakkında adil ve tarafsız tutum ve davranışta bulunmaya ve mahkemelerinde vatandaşları ve yabancılar hakkında eşit adalet uygulamakla vazifeli olan bir hükümet, fikir ve vicdan hürriyetlerine uymaya mecburdur”. M. Kemal Atatürk–1927

Yayın Tarihi : 24 Aralık 2007 Pazartesi 21:04:31
Güncelleme :24 Aralık 2007 Pazartesi 21:11:14


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
aydın sezen IP: 88.242.224.xxx Tarih : 26.12.2007 15:16:41

slm Süleyman ağbi , bu gıbı seyler hep gundem değiştirmek için guzel malzemeler bunlardan vazgecmek olmaz bunlar hep planlı yapılan haraketler ,senaryolar kım gıyerse gıysın haç ı napalım ya gıysın cıkarsın , gerılsın uzerıne ısterse nıye problem yapıyoruz kı, her aksam onlarca araba kundaklanıyor ,kopruler otoyollar satılıyor (ozellestırılıyor) onemlımı ama bılmem hangı ulkenın bılmem hangı takımı haç takmıs olacak ıs değil bu ya sonuna kadar haklısın ... Kışın bu ınsanlar oto kundaklıyor ya dagdan soktun ıcımıze bu ınsanları cok degıl 10 ay sonra yaz bıtsın herseferınden fazla orman yakılacak kıme sesımızı duyurabılıyoruz kı bu yaz yakılacak orman alanı bugune kadar yakılmıs orman alanına esıt olacak azcık akıllı dusunemıyorlar , deli olucam bu sekılde her gecen gun kotuye gıden bı ulke ... otoyolları satacaklar sımdı dereler nehırler yollar daglar ne kaldı kı yılda 400 mılton ytl getıren otoyol ve kopruler bunları sunsunlar referanduma satalımmı satmıyalımmı diye Türk telekom gıttı ,ne seker kaldı ne tutun satılmadık , bı arastırın nerelere kımlere satılmıs arap seyh lerının altında ısraıl sırketlerı musluman ıs adamlarının altında amerıkan sırketlerı , nasıl bı ıs bu anlamadım .... azcık dusunelım ulke olarak..... saygılarımla aydın sezen