20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

"Kürt sorunu" nasıl çözülür?

Türkiye’nin -Türklüğün- kaderi, “Kürt sorunu” üzerine odaklandı. Aslında, soruyu başka türlü sormak gerek: “Türkiye -TC- nasıl “çözülecek”, nasıl parçalanacak?

Çünkü artık “bıçak” kemiğimize, omurgamıza dayandı… APO’nun “kıyamet”- iç savaş ültimatomunun vadesi, biraz uzatılmış olsa bile, hala geçerli. KCK’nın-PKK’nın, DP’lilerin, “şartlı” tehditleri artarak, devam ediyor. “Hatip Dicle Meclise girmezse, Biz de girmeyiz”.TSK Operasyonları durdurmazsa biz de teröre devam ederiz!” diye tehdit ediyorlar…Mecliste, TC’ne bağlılık yeminini, “yalancıktan söyler. Sonra da, sözümüzü tutmayız” diyorlar… Açıkça, “TC’ni yıkmak eylemlerine devam ederiz”. Ve dağlarda terör-kent sokaklarında kundaklamalar sürüyor-iç savaşın provaları provokasyonları devam ediyor. Bu, böyleyken, bu korku dizisinin, Kürtler için “mutlu sonu”, Türklük için “acı finali”.TC’nin çöküşü, belli iken, içimizdeki allameler, abesle iştigal ediyor, havada su dövüyor…Kürt Sorunu nasıl çözülür diye ahkam kesiyorlar, Türk devletinden tehdit altında, “çözüm” istiyorlar...

***

Bu “Kürt sorunu” çözüldü-çözülmek üzere derken, olay artık “Türk-Türkiye’nin sorunu” oldu; Türk milletinin varoluşu söz konusu! “Sorun” bu olunca, “ayrıntılar” üzerinde boşuna nefes tüketmesinler. Bu adamlar, kadınlar, eğer gaflet ve ihanetleri vatanseverliklerinin önüne geçmemişe, “gerçeklere” uyansınlar…”Kürt sorununun” nasıl çözüleceğini, PKK’nın, nasıl yok edileceğini, “Büyük Kürdistanın" gerçekleşmesine, nasıl engel olunacağını düşünsünler-söylesinler. Bunu yaparken, tarihi gerçekleri, “Kürt Sorununun” tarihini, kökenlerini yabancı oyunlarını unutmasınlar. Kürtler yapılan zülüm mavalları okumasınlar! Böyle yapıldıkça, top asıl sahadan, ofsayta atılıyor, gerçekler gözden kaybediliyor!

***

Ben AKP hükûmetinin “Kürt Sorununu” çözmek için, gerçekleri, bilseler de, doğru değerlendirdiğinden emin değilim. Eğer öyle olsaydı, Erdoğan ve iktidarı gerçekçi olsalardı, “Açılım” fiyaskosu olmaz, Kürtçülere gaz vermezlerdi. APO ile müzakere, pazarlık yapmazlar, aşıkare çıkan vaatleri, hatta “af” vaadi” vermezlerdi!

İşte, şimdi bu vaatlerin vadesi geldi, çattı…”Tahsildarlar” kapıya dayandı. İcra Memurları haciz için köşe başında bekliyorlar… Sonra da sıra “iskatçılara” gelecek!.. Erdoğan güç durumda! Bunca gaflet ve ihanet, “Kürt Sorununun” çözülmesinin anahtarı, ”Tek adam” olunca, onun elinde; ülkenin mamelikini, ipotek ederek imzaladığı senetleri, nasıl ne pahasına ve kimin sırtından ödeyecek? Yeni “kredi” verecekler m?… Eşkıya, ”Yeni Anaysa”da vaatlerin tutulmasını ne kadar bekleyecek? Yargı Hatip Dicle’nin milletvekilliğini iptal edince, “küçül kıyamet” kopmayacak mı?

Bu durumlar, seçim zaferi üzerine içerde yalakaların, dışarıdaki bir kısım yazarların adeta “Neo Osmanlı Padişahı” ilan ettikleri Erdoğan’ın “ateşle imtihanı”!.. Jül Sezar’ın, “geri dönüşü olmayan -“Rubıkon” nehrini geçmesi- Tarık’ın “gemilerini yakması” gibi bir durum… “İstikamet Nereye Tayyip Erdoğan?”

***

Mehmet Ali Birand “istikameti” gösteriyor: Erdoğan’ın tarihe, “çılgın projeleri” filanla değil, ancak, “Kürt Sorununda” ”balans ayarı” yaparak çözmesiyle geçeceğini yazmış… Ama, tarihe “Türk devletinin çöküşünü-Türkiye’nin bölünmesini sağlamakla geçmek de var!.. Mesele, “çözümün” formülü ve yönteminde! Birand ve şeriklerinin formülleri malum: Kürtçülere bütün istediklerini “ver kurtul”!

***

Birand bir yerde haklı: “Türkiye'nin talihi ve gidişini değiştirecek olan asıl konu Kürt sorunudur ve de sorun şimdi en kritik aşamasındadır… Ona göre zaman ve zemin de çok müsaittir… Kürtler, kendi temsilcilerini seçtiler… BDP'lilerin de kendine güveni geldi. APO’nun da, çözümden yana olduğunu gösteriyor…vb!.. Birand “Neresinden bakılırsa bakılsın, iç koşullar, uluslararası koşullar ve Kürtlerin tutumu, bir çözüme çok yakın olunduğunu gösteriyor” diyor. Öyle de “çözüm” nasıl bir çözüm olacak… Yoksa “Türkiye’nin çözülmesi” mi olacak? İşte asıl mesele bu… Erdoğan, İnşallah “çözüm”le, “çöküş” arasındaki farklı idrak eder! Şimdiye kadar bu konularda yaptıkları, ilerisi için pek umut vermiyor.

***

Birand’a göre, Erdoğan’ın Devlet adamlığı ölçütü, “TSK’ne karşı mücadeledeki “başarısı”. Son olarak, Hava Kuvvetleri Komutanı olabilecek Korgeneral Ziya Güler de tutuklandı. Erdoğan’ın Fahri Hava Kuvvetlerine komutanlık edecek General kalmadı… TSK’de, üst düzey komutan da kalmadı. Ordu Hasdal’da hapis…

Orduya en fazla muhtaç olduğumuz şu bağlamda “Kürt Sorunu” nasıl çözülecek? Herhalde eşkıya ile pazarlıkla değil, devlete yaraşır mücadele ile!..

Yayın Tarihi : 23 Nisan 2012 Pazartesi 10:11:30


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Tsever IP: 78.178.183.xxx Tarih : 25.04.2012 00:59:03

 Yazarımız yıllardır aynı şeyleri yazıp duruyor.Birandı eleştireceğine kendine bak ve değişen günümüz Türkiyesine bak.Yıllardır aynı ABC yi yazıp duruyon.Seninde artık bakış açını değiştirmen gerekiyor.

Herşey değişti fakat bu sorun bitmedi ve yukarıdaki zihniyetler devam ettikçede bitmeyecek.Artık gencecik insanların kanı üzerinden siyaset yapılmasın ve bu sorun neye mal olursa olsun bitsin. Yorumu iyi olmuş

 


hakem IP: 95.14.44.xxx Tarih : 25.04.2012 09:28:31

Yorumcu arkadaşlar sonderece haklılar özelikle Mükremin bey çok haklı bu ülkede barış dili konuşulmalı bu yazar tipli düşünceye sahip kişilerin yüzünden bu ülke kana doymuyor hergün aynı yazı her yazı aynı ırkçı ayırımcı kutuplaştırıcı insana ve türkiye toplumuna zarar.Oysa  kürt ve türkün kader ve kadim ortaktıklığı, beraber yaşam, ortak vatan anlayışına  dayalı birleştirici yazıları olabilirdi.Ama nerde varsa yoksa ayırımcılık bölücülük düşünce hakim kendi dünyasıyla insanları ayırmaya çalışıyor zaten kaybebedecek bir şeyide yok yok belkide ondandır. sn yazar kendine gel bu ülkede sadece krtler ve türkler yaşamıyor insanları yok sayamazsın...


K. Mükremin BARUT IP: 78.162.189.xxx Tarih : 24.04.2012 20:31:41

"Orduya en fazla muhtaç olduğumuz şu bağlamda “Kürt Sorunu” nasıl çözülecek? Herhalde eşkıya ile pazarlıkla değil, devlete yaraşır mücadele ile!.." diyor yazar.

Devlete yaraşır mücadeleyi bu devlet otuz yıldır yapıyor. Bir sonuç alabildi mi?  Uygulanan metodlar Kürtlerin devlete güvenini azalttı. Dağdaki gerilla mevcudu bu güne kadar hep beşbin cıvarında kalmış. Öldürülen gerilla sayısı ise otuzbin. Yani devlet altı kere, "kendine yaraşır" bir şekilde yok etmiş. Ama değişen bir şey olmamış. Sayı aynı. Yer yüzünde bir ulusal mücadeleyi silah ile yok edebilecek tek bir güç ve tek bir devlet görülmemiş. Kürtler en doğal hakları olan eşit yurttaşlık taleplerini dile getiriyorlar. Sayın yazar ve onun ekolinden pek çok insan çözümü namlunun ucunda sanıyorlar. Çünkü ödeyecekleri ne bir bedel ne de bir diyetleri var. Her iki tarafta da yoksul ailelerin çocukları ölüyor. Elini vicdanına koyarak sadece on dakika düşünen her yurttaş yukardaki yazıyı asla  onaylamaz. Tek bir vatan evladının burnunun kanamaması için gerekli olan eğer müzakere ise bu mutlaka yapılmalıdır. Üstelik muatapların kim olduğuna bakılmaksızın.

Gençler; hiç kimsenin sizin hayatlarınızı ya da geleceğinizi çalmaya hakkı yok. Eğer bu vatan hepimizin ise; o zaman siyasetçilerin ya da zenginlerin çocukları neden askerlik yapmıyor? Ya da neden sıcak çatışma bölgelerinden uzakta askerlik yapıyorlar. Yoksa onlar bu vatandan ve onun savunmasından sorumlu değiller mi? Kürtler en küçük bir demokratik talepte bulunduğunda, dış mihrakların parmağı olduğuna dair inançlar dönemi mazide kaldı. Demokratik Özerklil çok insani bir taleptir. Bu ve bunun gibi istemlerle yola çıkan ve bunun için bedel ödeyenler bir daha asla geriye adım atmayacaklardır. Yapılacak tek iş aklı başında ve eşit koşullarda uzlaşma zemini yaratmaktır.

Sayın yazar ve onun gibiler ne barışın dilini oluşturmadan ve ne de barıştan yanalar. Yazık bu milletin çocuklarına. Yazık bu ülkenin maddi değerlerine. Yurdunu seven bu ülkenin yurttaşlarını da sever. Ne ve kim olduklarına bakmaz. Savaştan bir tek savaş baronları nemalanır. Savaşa çanak tutuanlar ise bilerek ya da bilmeyerek savaş baronlarının değirmenine su taşır.
Saygılarımla. K. Mükremin BARUT