20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

27 Mayıs 1960 - 27 Mayıs 2006

Güneşli, güzel bir bahar sabahı, içimden geldi, eşime ; “Gençliğimizin kıymetini bilelim!” deyiverdim… Katıla katıla, gülmeye başladı…80 yaşlarımızda, bu kaçıncı baharımız? İnsan zamanın geçtiğini- delip geçse de- , pek fark etmiyor. Ama hayatın kum saati gözümüzün önünde , akıp gidiyor ve yaşıtlarımızı da alıp,götürüyor!
Bugün 27 Mayıs – 1960’daki darbeden beri, 46 “Türk yılı” . geçmiş…”Türk yılları” daha olaylı ve hareketli oluyor!
Ben o darbenin- zamanın gazetelerini deyimiyle “küçükbaş” hedeflerinden biri idim. Yassıada cehenneminde dokuz ay yattım- Hiç de “yüksek” ve “adil” olmayan Yüksek Adalet Divanında ,yargılandım ve beraat ettim. Ama bu darbe benim hayatımı alt üst etti. Fakat. daha önemlisi, ülkeyi- değerleri orduyu adaleti alt üst etti.
Bunları çok yazdığım için tekrar etmeyeceğim. Merak eden varsa anılarımda okuyabilir.(KILIÇ’TAN KILIÇ’A- Remzi Kitabevi) .
DARBE-MÜDAHALE
Yalnız bunca yıllık mesafenim verdiği, objektiflikle bu “Darbe” konusunda şunu şöyleyim: bu hareket TSK’NIN, emir- komuta zinciri dışında, bir cunta tarafından muhalefetin ve bazı basının tahrikleriyle ve yeraltı komünist örgütünüm de desteğiyle, yapılmış bir darbe idi.. sonraki askeri müdahalelere kesinlikle benzemiyordu… Ama, zamanın iktidarının basiretsizliği ve gafletli yüzünden de kaçınılmaz olmuştu. Bu darbeden, değerlerin alt üst edilmesinden-yeni darbe teşebbüslerine ve ordudaki dengelerin bozulmasına kadar türlü musibet çıktı… Belki de en büyük musibet te . Türkiye’ye bol gelen ve rahmetli eski Başbakan Profesör Nihat Erimin deyimiyle, ülke şartlarına göre “lüks” olan. 1961 Anayasası ve bunun da neticesi olan yetmişli yılların Cadı Kazanı idi… O “kazandan” PKK ve APO başta , terör çıktı. Bugün yaşanmakta olanlar da bu “cadı kazanının” ürünleri çoktur! 

NE OLDU DA?...
Atatürk’ün kurduğu laik, üniter Türkiye Cumhuriyeti, açık alınlarla- övünerek güvenerek ve “nu mutlu Türküm” diyerek , çağdaş uygarlık düzeyine doğru ilerlerken, ne oldu da bugün tökezliyoruz? Bir Cumhuriyetin onuncu, on beşinci yıllarındaki Türkiye manzaralarına bakın, bir de bugünkü manzaralara!… Nasıl bu hallere geriledik ve gericilik, nasıl oldu da, bugün korkulu rüyamız oldu! Bence, önce Demokrasi ve aşırılıkları – kötüye kullanılması “oldu”… Sonra da,beraberinde getirdiği türlü musibetleriyle, 27 Mayıs Darbesi oldu!
“Aydın” düşünürlerimiz bu konularda, mesela 27 Mayıs darbesini överken, sonraki kaçınılmaz askeri müdahaleleri ve sebeplerini, ikileme düşmeden , çifte ölçütlere kapılmadan, değerlendirmezlerse, kafa karışıklıkları ileriye doğru devam eder. 

1950’de, Demokrat Partiyi iktidara getiren “YETER, SÖZ MILLETİNDİR” sloganı idi…27 Mayıs Darbesi İktidarın “Anayasa’yı çiğnediği” iddialarına dayanıyordu… Bugün ise, hem içerden hem dışardan kaynaklanan çok daha vahim bir durum var! Ülkeyi bölmek isteyenlere” nurlu” yolunun cazibesine kapılıp sürüklendiğimiz AB, açıkça destek oluyor. İçerde terör kol gezerken laiklik saldırı altında. Tehlike tek değil; “tehlikelerin” farkında mıyız?...İktidardakıler de , gerçek durumun farkında mıdırlar ?..Yoksa onların da basiretleri ,gafletle bağlı?
Yazıma ,”gençliğimizin kıymetini bilelim” diye başlamıştım… Benim gençliğimim “kıymeti harbiyesı” kalmadı… Ama, içtenlikle ve umutla söylüyorum; “GENÇLERİMİZİN KIYMETİNİ BİLELİM!” 
Yayın Tarihi : 27 Mayıs 2006 Cumartesi 15:17:57


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?