“Avrupa Birliği, Türkiye’nin gücünü kırmak için kocaman bir komplodur” diyemem ama, fiiliyatta ve neticede öyle oluyor! "Müzakere süreci başladı" diye bayram ediyoruz ve Babacan ve ekibi de harıl harıl çalışıyorlar, ama bence, “abesle iştigal ediyorlar”, ülkenin ve devletin zamanını, müktesebatını, uyum uyum, boşuna harcıyorlar.
“Ucu açık”, on,onbeş,hatta yirmi yıl sürecek müzakereler sudan bahanelerle ,kaşınızın altında gözünüz var diye, Orhan Pamuk’u ve Hırant Dink’i yargılıyorsunuz vb.,diye, her an kesilebilir… Zaten,her gün, AB caninden yeni bir dayatma ve uyarıyla ve “ müzakereleri keseriz ha!” tehditleriyle karşılaşıyoruz…
Ve bütün bunlar, onlarca yıl, AB’nin bugünkü yöneticileri, bizim Başbakan- Bakanlar ve Babacan gittikten sonra da, kim olacakları şimdiden bilinmeyen, AB yöneticileriyle ve gelecek iktidara dayatılarak devam edecek; TC Devletinin temelleri, uyum uyum, yok edilecek. En önemlisi, sonunda, AB üyesi ülkelerde yapılacak referandumlarda, Türkiye’nin tam üyeliği çok muhtemel olarak veto edilecek! Velhasıl bile bile lades, olmayacak duaya amin!
Bilemiyorum, bugünkü İktidardan sonra gelecekler uymaya, verip kurtulmaya devam edecekler mi? Bugünkü AB Sevdalısı köşe yazarları, TC Fiilen yok edildiği zaman nerede olacaklar.? O zaman-“ tutun “kellerin” perçeminden” ve de, yapışılacak o kadar çok perçem olacak ki?
CEVAPSIZ KALAN SORULAR
Hep sorup da, ne Erdoğan’dan ne Gül’den ne Babacan’dan ne de başkasından, yanıtını alamadığım sorularım var; Eğer AB Kopenhag kriterleri arasında bizim için gerekli olanlar varsa –ki vardır, biz sırtımızda AB sopasını yemeden bunları,kendimiz, kendi çıkar ve değerlerimize göre yapamaz mıyız? Yapamaz mı idik? Millet ve Devlet olarak o kadar aciz isek- örtüm ki ölelim! Ama ben, Türk milletinin aciz olduğunu kabul etmiyorum… AB’ne bu kadar takılmanın “mecbur olmak”, hatta rant umut ve bağlantılarından da öte, bugünkü AKP iktidarının “amaçlarıyla” Avrupalıların maksatlarını “tevhit” edilmesiyle izah edilebilir. İktidara gelmeden önce “Hıristiyan Kulübü AB’ne şiddetle karşı olan AKP, , AB’ni de kendi gündemini uygulamak için,- kullanıyor, kullanmak istiyor. Yani, Avrupa Birliği, İktidar için,”demokrasi” gibi, amaçlar1ına varmak içim kullandığı bir “tramvay “-Ankara-Brüksel tramvayı! . Ama nereye kadar?
Babacan “tarama ve müzakere" süreçlerinde, AB' den ,Avrupa'dan gelecek bazı aykırı seslere aldırmayın “ diyor..Zaten ,aldırmaya aldırmaya hep veriyoruz . Avrupalıların,özellikle , Güneydoğu ve Kürtlerle , bu kadar ahlaksızca ilgilenmeleri de, herhalde hakkımızdaki “iyi niyetlerinin” delili olmalı…Roj TV Konusunda PKK ve PKK organlarını himaye etmeleri, Fehriye Erdal’i korumaları, bizim birlik ve bütünlüğümüz konusunda ne kadar “duyarlı” olduklarını gösteriyor.
Mithat Bereket, geçen akşam, MANŞET Programında, Avrupa Birliği Türkiye sorumlularından, Jost Lagendık’le konuştu. Bir defa bu adamlar, Kretschmer, Olin Rehn-Lagandik vb. kim? Hakkımızda hükümler ve dersler verecek kadar, Türk tarihini, bugün eleştirdikleri çizgilere nasıl geldiğimizi, Lagendik, “Kürt Sorununu ortaya attığı için Erdoğan’ı övdükten sonra, açıkça, “Güneydoğuda",son olaylarda ,TSK’nin kışkırtıcılık yaptığını söyledi ve Ordunun “gücünün” hala kırılmamasından şikayet etti. En büyük reform bu olacakmış’… Sayın Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Hilmi Özkök’ün sözünü ettiği “geri dönülmesi mümkün olamayacak tavzilerin başında da bu gelir. Ama adamlar hotbehot istiyorlar ve bu maksat İktidarın amaçlarıyla birleşiyor. Lagendık ve dierleri , TSK'nin ,Türk milleti için anlamını biliyor, anlayabiliyorlar mı? Bu adamları karşımıza alıp , dinlemek bile onuruna düşkün bır millet ve kamuoyu için zül olmalı…tabı onlara yer ve kıymet veren medyamız için de!
LOZAN-SEVR
Karen Fogg’un halefi,AB’nin Ankara Komiseri Hansjong Kretschmer’in , , TC’nin tapu belgesi olan Lozan analaşmasını demode, hatta kadük addetmesi, bu Antlaşmadaki ı azınlıklar tanımını yelpazeyi içine Kürtleri –diğer etnik gurupları ve de Alevileri de alacak şekilde genişletmek önerisi, devletin kurucusu Atatürk’e saygısızlık değilse, muhakkak ki, TC nın kuruluş felsefesi konusunda vahim cehaletten de öte, Sevr anlayışını-Türkiye’yi parçalayıp Türkleri Konya ovasına “tıkmak” çabası. Kretschmer, bunları hem de Ankara’da , söylemek cesaretini nereden alıyor? Hemen söyleyeyim; bizim bazı köşe yazarlarından.
Mesela, selefi Karen Fogg’un münasebetsizlikleri ve entrikaları ayyuka çıktığı halde- Onu mazlum sayan RADİKAL yazarı Murat Belge’den. Belge , Kretschmer’in, Lozan konuşumdaki sözlerini “anlayışla” karşılıyor ve bu Avrupalı ve dünyalı bakışları” ,biz “taşralıların” yadırgadığımızdan şikayetçi. Yani Sevr'i kabul edersek, uygar, “Avrupalı ve dünyalı” olacağız! Ve,anlaşılan Türkiye’nin nın gelecek yıllarda kaderini bu adamlar , bu Komiserler ve “Avrupalı,dünyalı liboşlar” tayin edecek!
FAY HATTI
Söylemek zorundayım; “Korkusuz Kaptan” ve tayfaları ,müsademe rotasında ve ülkenin altında, jeolojik fay hatlarından başka, siyasi ve sosyal, çok kırılgan bir fay hattı çatırdamakta!
Yayın Tarihi :
29 Kasım 2005 Salı 11:27:18