Avrupa Birliği hususunda, gafletten de öte, bir “ ihanet” durumu olduğunu dün yazmıştım… Önceki gün, Lüksemburg’da, yaşanan heyecanlı dakikalardan sonra, Türkiye, daha doğrusu AKP hükümeti, , gene son dakikada, eski macera filiimlerinde, genç kızın son anda , “ ölümden de beter bır akıbetten – müzakerelerin başlamaması tehlikesinden, ucu ucuna, “şimdilik” kurtuldu! Filmin yeni, heyecanlı, bölümleri devam edecek!
Avusturya ve İngiltere Dışişleri Bakanının Rum yönetimini “ güçlükle” ikna etmeleri üzerine bir orta yol, bir “idare-i maslahat” formülü, bulundu, üyelik müzakerelerinde 35 başlık veya “fasıldan” ilki olan “bilim-araştırma “ dosyasının böylece “açılıp-kapanmasıyla” fiili müzakereler, başlamış olacak. Ama, bu konuda yapılan açıklamada,. Türkiye, Gümrük Birliği Ek Protokolün gereği limanları ve Hava alanlarının, Rum gemi ve uçaklarına açmak koşulunu yerine getirmezse, kapanan başlık veya dosya yeniden açılacağı açık ve net olarak belirtildi! Türkiye, Ek protokolü imzalarken, bunu Rum Yönetimi tanımak anlamına gelmeyeceğin rezervini bir deklarasyonla ilan etmişti. Ancak AB de 21 Eylül 2005 Eylülünde karşılık bır deklarasyonla, bu şartları AB müktesebatı haline getirilmişti. Şimdi de Türkiye bu müktesebatı, yerine getirmezse, müzakerelerin askıya alınacağını hatırlatıyor. .Ben önceki yazımda, bu koşulun “”Damoklesin kılıcı” gibi başımızın üzerinde kalacağını yazmıştım. Reuters ajansı da, haberinde, AB’nin Rumları tatmin etmek için bu “Damokles kılıcını” Türkiye’nin başı üzerinde tutacağını belirtmiş.
TEK “KILIÇ” BU DEĞİL
Başımızın üzerinde tutulacak “kılıç” sadece bu değil…34 diğer fasıl “açılıp, kapanırken”, 69 kez, Konseyden onay alınırken, bu işkenceler gene yaşanacak!
Deniyor ki ,” KKTC’nin, izolasyona -tecrit edilmesine-, söz verildiği üzere, kaldırırsa, Türkiye de, Ek protokolü uygular. Limanları hava alanlarını Rumlara açar”.Bu da Rum yönetimin tanınması demek olacak bir ikilem.
NEDEN?
AKP hükümeti, şimdi müzakerelerin – üyeliğin - pamuk ipliğine bağlı olarak başlamasını başarı saysa bile, bu sonuç hiç de “onurlu” bir sonuç değildir. Hükûmet AB konusunda köşeye sıkışmıştır.
Avrupalılar, Türkiye’yi, daha doğrusu AKP hükümetini neden böyle “kurtardılar”? Ve ilerde de,” heyecanlı dakikalardan sonra” neden kurtaracaklar? Rumlar da, neden ikna oldular. Cevap basit: Türkiye’yi masada-oltalarının ucunda tutmak istiyorlar. . Avrupalılar, Amerikalılar, Rumlar ve Yunanistan için.” Masada” ve “kılıçlarının “ altında kalacak ve dayatmalarını kabul edecek bir Türkiye, . AB den kopmuş, kendi doğru ve onurlu yoluna gidecek bir Türkiye’den daha iyidir de, onun içim!
AKP iktidarı için de, bütün zihniyet ve inançlarına ters olsa bile artık angaje oldukları. Siyasi kaderlerini bağladıkları bu yolda direnmekten başka seçenek yok! İşte amaç ve emellerin birleşmesi de bu!
Ve bunun için d,e AKP Hükümeti şimdi dayatılacak Tutum Belgesi şartlarını da kabul etmek zorunda.
Gül'ün de, Lüksemburg’da katılacağı Türkiye-AB Ortaklık toplamasında bu yeni dayatmalar ortaya konacak.“ Şemdinli vurgusu” yapılacak bu olayın aydınlatılması talep edilecek, Savcı Ferhat Sarıkayanın meslekten ihraç edilmesi sorgulanacakmış! Ve tabii , “tutum belgesinde de başköşede TSK’nin durumu. Komutanların. Hükümetten icazet ve müsaade almadan konuşmamaları şartı, Ruhban Okulunun açılması, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bağımsızlığı” taleplerı de var…
AB, güya Rumları ikna ve tatmin etmek için ve Türkiye’yi “oltasının ucunda tutmak” için “idare-i maslahat” etti… Bakalım hükümet, bundan sonraki işkenceli dönemde maslahatı nasıl idare edecek?
AB’nin, Türkiye’yi, “hazmedip”, ne hale getirmek istediği malûm… Ama biz, , içimize oturan bu yabancı “maddeyi”, neden ,“def’i hacet edip”, kurtulamıyoruz?
Yayın Tarihi :
14 Haziran 2006 Çarşamba 11:46:28