20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Abdülmelik Fırat vakası

Şeyh Sait'in torunu, eski Demokrat Parti Milletvekili ve şimdi de Kürtçü Hak-Par Partisi'nin Genel Başkanı Abdülmelik Fırat, ATV'de Ali Kırca’nın Siyaset Meydanı’na çıkmış… Karşısında da Profesör Ümit Özdağ… Programı kaçırmışım, oysa ben de orada olmayı çok isterdim!

Fırat, Özdağ'a 'Sen bir Çerkezsin! Bir de tutmuş Türk milliyetçiliği yapıyorsun! Türk milliyetçiliğini yapmak senin gibi bır Çerkez'e mi kaldı' Diye saldırmış…! Ahmet Hakan, köşesinde Abdülmelik'in, o akşam Özdağ, karşısında sergilediği ırkçılığı eleştiriyor …

Bu sözler, gerçekte, Abdülmelik Fırat’ın ırkçılığını teşhir ettiği gibi asıl, ne onun ne de 'alt kimlik - üst kimlik', 'Türkiyelilik' diye şu sırada kafaları karıştıranların,Türk birliğini oluşturan ve inşallah oluşturmaya devam edecek 'gizemini' –anahtarını- hiç anlamadıklarını gösteriyor. Bu gizem, Türklük, Türk milliyetçiliği, bir gönüllü aidiyet meselesidir; Hasan Pulur’un iki gündür köşesinde verdiği örnekler, Arnavut bir genç kızın gönüllü olarak 'Türk olması' ve İsrail’de yaşayan bir Musevi’nin , Rafael Sadi’nin, de, Telaviv’den "Gözümüzü dört değil yirmi dört açmak yetmez, bu iş yanık kokuyor… Sizi bilemem ama bana Türk değil Türkiyeli denmesi beni rahatsız ediyor" feryadı, işte Mustafa Kemal’in vecize haline getirdiği o gizemdir… Ben de böyle adları ve sanlarıyla, Arnavut, Boşnak, Musevi, nice örnek verebilirim .

Ve o akşam Siyaset Meydanı'nda olsaydım Abdülmelik’e bağırırdım, "Evet, benim de bir tarafım Abhaz, diğer kökenlerim Özbek ve Rodos'tan Ecdadı Fatihan ve ben, sapına kadar Türk’üm ,Türk milliyetçisiyim ve Türk milliyetçiliğini 'yapmak' bana düşüyor… Babama ve amcama düştüğü gibi".

Ve o programda ben bulunsa idim, Melik’e (ben Yassıada’da aynı koğuşta bulunduğum Fırat’a 'Melik' derim), Koğuştaki bir konuşmamızı 'gene' hatırlatırdım … 'Gene' diyorum, çünkü bu olayı köşelerimde, defalarca yazdım, Titrek Pusula adlı kitabımda anlattım ve geçenlerde Tempo dergisinde de anlattım.

Yassıada’da aynı koğuşta iken Melik’le dışarıyla bütün irtibatımızın kesik olduğu ve ortak endişelerle yaşadığımız o ortamda ahbaplık ederdik, dost da olmuştuk. Melik, sohbetlerimiz esnasında zaman zaman dedesi Şeyh Sait’in idamında rolü olduğu için babama takılırdı! 
Bir gün, diğer Kürt kökenli bir Mılletvekılı Gani ile Kürtçe konuşlarken, latife olsun diye, "Bana da Kürtçe bir küfür öğretin" dedim. Bir şeyler söylediler…. Ben "Ne diyorsunuz?" deyince, Melik gülerek "Altemur seni çok seviyoruz, ana bir gün ilerde siz Türklerin analarınızı…." diyoruz dedi….

Melik Fırat bunu yazdıklarım da hiç inkar etmedi ve şimdi de Türk milletine karşı kinini pek gizlemiyor ve dedesinin haksız yere idam edildiğine kani! Bİr şey daha var; Profesör Özdağ’a babası, Milli Birlik Komitesi üyesi ki merhum Muzaffer Özdağ’ın kendisini "Yassıada zindanlarına tıktığını" söylemiş… Bir bakıma doğru, Yassıada koskoca bir zindandı ama içinde gerçek bır de Bizans’tan kalma zindan vardı. Adanın ceberut Komutanı Yarbay Tarık Güryay, kızdıklarını bu zindana tıkardı. Melik’in tıkıldığını hatırlamıyorum ama gene Kürt kökenli ve fakat Türklüğe sadık merhum Hamido (Hamit Fendoğlu) Güryay’a meydan okuduğu için sık sık, zindana sokulurdu.

AHMET HAKAN
Bu vesileyle Ahmet Hakan’a da takılmalıyım, "Kendisinden hiç haz etmediğim Türk milliyetçisi Prof Özdağ" demesini nasıl yorumlamalı? Hakan kardeşimiz, acaba modaya uyup, Özdağ’dan, 'Türk milliyetçisi' olduğu için, 'milliyetçiliği' bir nakise telakki ettiği için mi hoşlanmıyor?

Hakan, Özdağ'ın Melik'e, "Eğer Derin devlet olsaydı sen bugün burada böyle konuşamazdın” demesini de 'korkunç bir tehdit' ve provokasyon olarak algılamış… Doğru söze ne denir; bugün bazı siyasiler ve medyacılar böyle 'sığlaşmışlarken' 'Derin Devlet' olsaydı, işler böylesine çığırından çıkmazdı!

Yayın Tarihi : 10 Aralık 2005 Cumartesi 18:03:02


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?