20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Af yasası mı - Apo'ya af yasası mı?

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yeni Terörle Mücadele Yasası”(TMY) tasarısının, aslında “APO’ya af Yasası olacağını” söyledi. Baykal’a göre, halen TBMM komisyonlarında görüşülmekte olan tasarının ,“örgüt yöneticisi kişilerin etkin pişmanlıktan ve ceza indirimlerinden bir kez yararlanabilmelerini” öngören 6. maddesi, APO’nun, güya, pişmanlık ifade etmesi üzerine af edilmesine imkân verecek… Bu, Baykal’ın danıştığı saygın akademisyenlerin, avukatların, eski ve yeni Yargıtay üyelerinin de, ortak uzman değerlendirmesi!… 

Ancak Adalet Bakanı Cemil Çiçek, “ APO, kesin hüküm giydiğine göre” buna iç hukuk bakımından imkân yok” diyor ve ekliyor:“hiçbir milletvekili de, omun salıverilmesi için oy veremez-hiçbir hükümet APO’nu affına evet demez!“ 

Önce bu sözlere soru işaretli bir “mim” koyun. Bakan acaba, partisi içindeki Güneydoğulu bazı milletvekillerinin, bir süredir , “genel affı” gevelediklerini, hatta liderleri Başbakan Erdoğan’a açıkça “Kürt sorunun demokratikçe çözümlenmesinde, tabii APO’yu da kapsayacak, bir “ Genel af “ çıkarılmasının gerekli olacağını söylediklerini duymadı mı? Muhtemel erken genel seçimlerde, AKP’nin Güneydoğu oy hesaplarında bölgeyi “rahatlatmak” için, bu önlemlerin, APO faktörünün önemli olacağı medyada ve Parti çevrelerinde bir süredir söylenmekte idi. Yoksa durup dururken, hiç bır başka fayda ve sonucu olmayacak, muğlâk yorumlanmaya müsait böyle bir madde, neden tasarıya oturtulmuştur? Hukuki şıklık uğruna mı? Göstermelik olsun diye mi? Adaletin değil ama hukukun –hukukçuların, avukatların becerisi de, böylesine boşluk ve muğlâklardan “hin-i hacette” istifade etmektir… Politikacılar böyle açık bırakılan “kapılardan” yararlanmasını bilirler. İktidarın da “haceti”, Güneydoğu oyları!… 

Yeni tasarının “mimari” Prof. Dr. İzzet Özgenç maddenin ileriye muzaf olduğunu ve iç hukuka göre hükmü kesinleşmiş APO’nun af’tan yararlanamayacağını ifade etmiş. Ama ilave de etmiş; “eğer tereddüt varsa bu madde kaldırılsın!” Sormak gerekir; eğer ima ettiği gibi, sadece “göstermelik “ bır madde değilse, neden yazmışlar, tasarıya sonradan koymuşlar? Yoksa avukatların - ve iktidarın ilerde, “hin-i hacette” yararlanabilecekleri bir imkân oluşturmak için mi? Ben-daha açık şöyleyim: gerektiğinde Güneydoğu oylarına “havuç” olsun diye! 

İlginç olan bir ayrıntı,- hani “şeytan ayrıntılarda” derler ya- bu< bu maddenin tasarıya Genelkurmay Temsilcisinin bilgisi olmadan, sonradan eklenmesi. Şimdi askerlerin bu maddenin, terörle mücadelede örgüt liderlerine cesaret vereceği, aksine terörle mücadelede zafiyet yaratacağı için, geri çekilmesini istemişler ve hatadan da–şimdilik –geri dönülmüş. Bır soru; tasarı Bakanlar Kurulunda görüşülürken, Bakanlar bu zafiyeti neden fark etmediler?
AKP’li bir milletvekilinin deyişiyle “Elerken deve geçmiş elekten!”
ASIL SUÇLULAR 

PKK'yı kuran ve yıllar boyu binlerce insanımızın hayatına, şehit ve gazilerimize mal olan Abdullah Öcalan, yakalanıp İmralı’ya tıkıldıktan sonra DGM tarafından, bütün dünya önünde, adilane yargılanmış ve suçlarına uyan idam cezasına çarpılmıştı. Hüküm, Yargıtay tarafından tasdik edildi. Ama zamanın Koalisyon Hükümeti, bütün teamül ve kanunların aksine bu kararı Meclise tasdik için sevk etmedi- hükmü rafa kaldırdı, APO da, İmralı’da “güya” tecrit edildi… Sonra da AB’ne uyum yasaları gereği idam cezası kaldırıldı ve APO''nün cezası da müebbet oldu! O zaman, idam edilmemesini tasvip edenler ,”asılsa idi kahraman olurdu” dediler. Eee,şimdi ne oldu? Hem kahraman, hem mağdur, hem de af’la salıverilirse, TC Devletinim masada karışsına oturmayı – hatta hayalindeki ortak Türk-Kürt Demokratik Cumhuriyetinin “eş Başkanı” olmayı ümit eden kişi! Olmaz olmaz demeyin; ne olmazlar oldu ve olacak! 

ÇELİK KONSERVE!
Zamanın Başbakanı Bülent Ecevit kardeşim, o zaman bana ,“şahsan İdama karşı olduğu için, APO’nun idamına karşı çıktığınım söylemiş ve “Onu öyle bir çelik konserveye koyacağız ki, bır daha kesinlikle çıkamaz… Çıkarsa pişman ederiz!” demişti! Ya şimdi? “Konserve kutusu” iyi paslanmaz çeliktenmiş ki, APO içinden çok iyi” konserve” edilmiş, dip diri karşımızda, zır zır konuşuyor ve kaşınıyor- yandaşları tarafından da kaşınıyor!
Adalet Bakanı “ iç hukuktan” söz etmiş; ya dış Hukuka AIHM ne göre? AIHM yeniden yargılar ve beraat ettirirse ne olacak. ?Bu hükümet AB vb baskılarına dayanabilecek mi? 

ASIL SORUMLULAR
Ama bu konuda sorunlu sorumlu ve günahkâr olan sadece bugünkü iktidar değil. Onun idamını engelleyen önceki hükümetler. Yakın tarihimizin bu en vahim hatasını neden yaptılar? APO’yu teslim eden ABD öyle istedi diye mi? O zaman kendi teröristlerini cayır yakan Amerikalılar, acaba bu katili neden canlı tutmak istiyorlar diye sormak akıllarına hiç gelmedi mi? 

Ama, bu sorular artık akademik ve ileri sürülen bahaneler de fasa fiso! Gerçek şu ki, eli kanlı cani, bugün Türkiye için balkı dağlarda olduğundan da tehlikeli bir problem!
Bu durumu, bu tehlikeleri, APO İmralı’da hüküm giydiği gün TV’lerde, sonra da yazılarımda öngörmüş, ifade etmiş bir kişi olarak, kayıtlara tekrar geçirmek için, söylemeye, vicdanen, mecburum; bugün APO’nun canlı kanlı bır tehdit olarak karşımızda olmasının asıl suçluları, günahkârları, bu eli kanlı eşkıya başının zamanında en yüksek Türk yargı merciinim hükümleri gerektirdiği gibi, idam edilmesine engel olanlardır - maalesef, başta, zamanın Başbakanı Ecevit ve yardımcısı Koalisyon ortağı Bahçeli’dir. Bu konudaki zaafta hiç bır devlet hikmeti yoktu. Var idi ise,”devletin yüksek menfaatleri öyle gerektirdi” diyorlarsa, bu gerekçelerini de, şimdi tarih ve millet önünde açıklamalıdırlar.
Bundan sonra da, APO konusunda olacakların vebali bu ve sonraki iktidarlara ait olacaktır! 

BİR ANI
APO Suriye’de iken, orada bulunan resmi bir görevli, onunla bir asansörde karşılaştığını rahmetli Alparslan Türkeş’e söyleyince, rahmetli; ”Tabancan yok muydu, çekip vursaydın haini!” diye kükremiş… Fark da burada!
Yayın Tarihi : 29 Nisan 2006 Cumartesi 12:16:24


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?