19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Ağar ve af

Sevgili Mehmet Ağar, çok sevdiğim saydığım bir insan, çok dürüst ve vatansever bir mülki amirdi.. Emniyet Müdürlükleri, Valilik Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı yaptı; ülkeye hizmetleri saymakla bitmez ve bilgisi, birikimi de inkar edilemez.  Genel Başkanı olduğu Doğru Yol Partisi “Demir Kırat” , Tansu Çiller’le uğradığı yol kazasından sonra “doğru” yolda. Ağar kişiliği ile kamuoyu araştırmalarında yüksek sırada; mücadelesinden gocunanların iftiraları itibarını azaltmıyor.

Bunları kayda geçirdikten sonra, Hürriye'te Yener Süsoy’la sohbetinde çok doğru şeylerin yanında, iktidar olduğu takdirde, “dağda kimsenin kalmayacağı, genel affı da gündeme getireceği” yolundaki sözleri, eğer dikkatle okunmazsa, yanlış yorumlanabilir gibi.

Nitekim, CHP lideri Deniz Baykal da, bu sözleri eleştirdi, “Af çıkarmakla terörle mücadele edilemez , af ancak mücadele bittiği noktada başlar” diye yanıtladı.

Ve bir milletvekili de “bu af Apo’yu da kapsar mı?” diye sordu. Ancak, sohbet dikkatle okunursa Ağar’ın, Apo nun da affedilmesi yolunda hiç bir iması yok, ve bir affın ancak şartlar oluşur ve toplumda kabul görürse, düşünülebileceğini ifade etmiş!

Bence aslında, söyledikleri Baykal’ın söyledikleri ile de denk düşüyor. Mehmet Ağar’ın bu konudaki düşüncelerini bildiğim için ben öyle almadım ve onun bunları bu vatana, millete sadık Kürt kardeşlerimize bır umut vermek için söylediğine inanıyorum. Yoksa onun “af” anlayışı, “dağdan indirmek” sözleri, DEHAP'lıların, DTH'lilerin ve Apo’nun önerilerime karşı önleyici bir vuruş olarak algılanmalı. Benim kanımca, eğer bir af düşünülecekse bunun terör ve PKK bir daha dirilmemek üzere yere serildikten sonra bir atıfet ve şefaat olarak gündeme getirilmesi gerekir.

“Af” umudu, PKK’ya ve bölücülere yaramamalı, onlara cesaret vermemelidir… Hele “ortada gene barışçı çözüm” ve PKK’yı Barzani’yi bunun için kullanmak önerilerinin ortaya atıldığı şu bağlamda!

BİRİNCİ TEZKERE

Bir efsane sürdürülüyor. Çok aklı başında inşamlar bile “Eğer. Tezkere kabul edilseydi, Kuzey Irak’ta olurduk Kürt Devleti kurulmazdı” diyorlar. Doğru değil, ABD Kürt kartına çok önceden yapışmış ve Irak-Orta Doğu siyasetinin temeli, Kürtleri de özellikle petrollerinin güvenilir bekçisi yapmıştı ve Çekiç Güç döneminden beri, PKK ile temasta idi. Hatta “lojistik yardım” da yapmıştı!

Ancak bu yüzden ABD’yi kınamak yersiz; onlar kendi hesap ve çıkarları için, daha güvenilir gördükleri Kürtlere sarılmakta bır dereceye kadar mazurdurlar. Zira ne Türkiye’nin, ne de TSK onların petrol bekçileri ve projelerinde piyon olmayacağını bilirler!

Amma ne acıdır ki bizim belirli ve sağlam politikalarımız oluşturulamadı, olanlar bile kırmızı çizgiler gibi ortadan silindi! ABD kendi itiraflarıyla Kuzey Irak’ta Kürt Devletinin alt yapısının oluşturulmasına fiilen, yardımcı oldu, biz seyrettik!

Eğer tezkere kabul edilse idi de ABD, bu siyaset ve tutumundan vazgeçmeyecek, bizim Kuzey Irak’ta, Irak konusunda, söz sahibi olmamıza müsaade etmeyecekti. Fakat bu vesileyle, binlerce ABD askeri Güneydoğumuza yerleşecek ve orada söz sahibi olacaktı. Üstelik bugün, Irak'ta, ABD işgal kuvvetlerinin hoyratlıklarına ortak olacaktık.

ABD’nin Apo’yu bize teslim etmesinin bir lütuf olduğu söylenir. Oysa, sormak gerek; kendi teröristlerini cayır cayır idam eden Amerika- Türk adaletinin mahkum ettiği eşkıya başını neden kordu ve idam edilmemesini neden şart koştu? İdam cezasına karşı olduğu ve insan hakları için mi?

Bu şartı, sebebini bile sormadan, kabul etmek o zamanki iktidarın hatası ve ayıbı ABD herhalde, APO’yu ilerde kullanmak üzere canlı tutmak istedi… Nitekim şimdi bu gündeme geliyor, bizden de birileri Apo’nun –ve Barzani’nin , sözde “barışçı çözüm “ kullanılabileceğini öneriyorlar! Sonunda acaba kim kimi ve nasıl kullanacak?

Hakkari’ye, Şemdinli olaylarını tahkik etmek için bir AB heyeti gelmiş.. Bu nasıl iştir ? Ülkemize gelen Avrupalılar için, Güneydoğu Diyarbakır ilk mecburi durak ve uğrak! Bu ahlaksız ilgilerinin sebebi ne? Bağımsız bir ülkenin milli egemenliğine, bu heyetlere müsaade etmek yaraşır mı? Osmanlının son döneminde böyle teftiş heyetlerinin, özellikle o zamanın zayıf noktası olan Balkanlara gelıp araştırmalar yapmış olmalarını, tarih kitaplarında bir daha asla tekrarlanmayacak ayıplar olarak okurduk…

Şimdi ne oldu bize? Sadece sıram sıram gelmiyorlar. Lagendijk gibiler, Başbakanla adeta ağız birliği de yaparak sucu TSK üzerine atmak gayretindeler! Yabancılara arazı mülk satmak isteyen hükümete TBMM Komisyonunda askeriler bunun ne kadar tehlikeli olacağını anlatarak engel olmak isliyorlar ama beyhude ; ülkenin parsel parsel pazarlanması gündemde!

Velhasıl bır taraftan Şemdinli olaylarından dolayı TSK’ni suçlayan, TSK’ni “provokatör” ilan eden Avrupalıların, diğer taraftan da bir türlü PKK ile mücadeleyi göze alamayan PKK'yi kullanmak kartını muhafaza eden Amerikalıların baskısı altındayız..

Amerikalılar, “PKK ile mücadeleye giremeyiz , şu sırada gücümüz yok” diyor ve savsaklıyorlar. ABD’nin yeni Ankara Büyük elçisi Ross Wılson, “elimizde sihirli değnek yok” demiş… Ama yeri geldiğinde sihirli mi değil mi bilinmez ama bazı "değnek” ve bombaları kurulabiliyorlar. Gücünüz yoksa bırakın TSK gücünü kullansın, Kuzey Irak’a girsin bu işi bitirsin! Dağlarına TSK girsin işi bitirsin…

Ne ABD ne de Avrupa ülkelerinin hiçbiri, palyatif bazı sözler dışında, PKK'ya karşı harekete e geçmeye hazır ve gönüllü değildirler. Bunu bilelim. Çok yakında Apo’nun yeniden yargılanması ve hatta serbest bırakılması gündeme gelecek… Bekleyin göreceksiniz!

Yayın Tarihi : 23 Aralık 2005 Cuma 01:10:38


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
turgay demir IP: 85.101.23.xxx Tarih : 23.12.2005 21:57:20
sadece oy ugruna affedilecekse yazık şehitlerin kemikleri sızlar.