Tarih düşürelim; 2006 yılıma girerken, Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşundan 82 yıl sonra, siz halimize – Ankara’nın “taşına” bakın ve gelin de gözleriniz yaşlanmasın! Türkiye bir zamanlar dünyada ve bölgesinde söz sahibi ve liderdi, şimdi olayların AB'nin, ABD’nin peşinde sürükleniyor. Hükümet Kürdistan Devletini kuran ve Türkiye’den bu “devlete” toprak katacağını, açıkça söyleyen Barzani’yi Ankara’da kırmızı halılarla kabul etmeye hazırlanıyor…
Tabii kırmızı çizgilerimiz filan da kalmadı! Ve Anayasamızın, üniter, milli devleti saptayan değişmez “tek millet, tek dil ve tek bayrak” maddelerine rağmen, AB dayattı diye Türkiye de Kürtçe TV yayınları başlayacak! Bir taraftan Türkçe yayın yapan ROJ-TV ‘nin kapatılması için çabalar varken, Türkiye’de bazı televizyonlara, kontrolü güç, hatta imkansız, olanakları kendi ellerimizle, vereceğiz!
GÜL DANELERİ
Velhasıl, halkın ancak üçte birinin desteğiyle tek başına iktidar olanlar, ülkeyi bir taraftan geriye götürürlerken, devletin üniter temelinin oyulmasına adeta yardımcı oluyorlar. Zaten, her ne kadar “değiştik, geliştik” derlerse desinler, geçmişte zabıtlara – teyplere geçen özlerinden onların zihniyetleri “maalumdan” malum!
Bizim geleneksel, milli, toplumsal değerlerimize göre, milletimize, devletimize, ordumuza , hakaret, sadece kanunlara göre suç değil, ayıptı. Hele bunu yabancılar yaparsa milletçe ayağa kalkardık… Şimdiye dek hep kalktık da. .Ama şimdi bu “AB ve evrensel kriterlere” uymuyor diye kanunları değiştireceğiz.. Bunu Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül söyledi; – “Evrensel değerler önemli olduğu için TCK’nin 301 maddesinin değiştirilebileceğini" buyurdu… Başbakan da teyit etti “özgürlüklerin önündeki bu engeller kalkmalıymış!” ……”Evrensel değerler” dedikleri herhalde, kendi milli değer ve çıkarlarımızdan – onurumuzdan da üstün olan AB değerleri Kopenhag Kriterler—daha doğrusu AB üyeliği hayali…
Pamuk davası AKP İktidarını, bu hususta sıkıntıya soktu… Adalet Bakanı sonunda davanın açılması için izin vermezse, iktidar bu olayın sıkıntısından kurtulacak… Ama arkadan Hrant Dink ve diğer yazarların davası ve şimdi de Beyoğlu Cumhuriyet Savcısının, Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu üyesi Kemal Kerinçsiz ve iki arkadaşının suç duyurusu üzerine Türkiye AB Karma Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk aleyhinde Türk Ordusuna hakaret etmek suçundan, gene 301. madde gereğince açtığı dava geliyor. Milli onur için mücadele verenleri sonuna kadar durdurmak mümkün olamayacak!
Gül, bu konularda dava açanları, Kerinçsiz, arkadaşlarını ve müdahil olmak için müracaat eden beni, “kargaşa çıkarmakla” suçluyor. Siz geldiğimiz, daha doğrusu, onun geldiği şu noktaya bakın; TC Devletinin Başbakan yardımcısı, Dışişleri Bakanı milletin aşağılanmasını önleyecek kanun maddelerini değiştirmeye kalkarken bizleri, onurumuza sahip çıkmaya çalışanları ve de Savcıları “kargaşa çıkarmakla” yani provokasyon yapmakla suçluyor! Ama Lagendijk Türk Ordusuna hakaret edecek TC Hükümeti, Başbakan ve Bakanlar AB gücenmesin diye ona karşı gerekenleri yapamayacaklar, bizleri suçlayacaklar! Gelin de Ankara’nın bugünkü “taşlarına” bakmayın ve de gözyaşı dökmeyin!
GELİŞMEK Mİ? DÖNEKLİK Mİ?
Hele Abdullah Gül'ün 1995 the Refah Partisi sözcüsü iken TBMM kürsüsünden söylediği şu sözlere bakın; "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giremeyeceği kesindir… Avrupa'nın menfaatleri söz konusu olduğunda, tavizler verilmekte, vazgeçilmektedir; fakat Türkiye'nin çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir direniş, hiçbir ısrar olmamaktadır. Bu şudur: Ne pahasına olursa olsun Türkiye Avrupa Birliği'ne girecek anlayışıdır. Eğer, bu zihniyette olursanız, işte o zaman Prof. Erol Manisalı'nın dediği gibi, sizi o zengin köşkünün -maalesef, üzülerek söylüyorum kendi ülkem adına- bir kulübesine böyle koyarlar."
Şimdi hazret, bunların tam aksine AB uğruna kendi onurunuzun korunmasından vazgeçmemizi istiyor… Bunlar “evrensel değerler” Evet dönekliğin, kötü politikacılığın “evrensel” değerleri.. Belki de Başbakanın bütçe konuşmalarında söylediği gibi o da “Değiştim, gelişerek değiştim” deyip çıkacaktır.. Ama olmaz ki bu kadar da, böyle de 360 derece değişilmez ki! Buna adıyla sanıyla “döneklik“ derler!
GECE YARISI EKSPRESİ
Gül 301. maddenin Türkiye’ye 1978'deki "Gece Yarısı Ekspresi " filmi kadar zarar verdiğini söylemiş. Yakından bilirim, çünkü Amerika’da görevli iken, bu kitabın yazarı ve sözde mağduru Billy Hayes'e, yazdıklarının yalan olduğunu ve kendi cinsel "tercihinin" ne olduğunu, bir TV programında ben söylettim. Sonra, filmin rejisörü Alan Parker'in de bu olayın düzmece olduğunu itiraf etmesine rağmen bu film Türkiye'nin imajına zarar vermiştir.. Ne var ki, yalanla, yalanı ortaya çıkarılarak mücadele edilir, Abdullah Gül’ün vb. yaptıkları, istedikleri gibi, yalanları kabullenerek ve baskılara boyun eğerek değil!
( Bize ders vermeye kalkışan, THE GUARDIUAN gazetesi yazarına cevap ve ders verdim; bakalım yayınlayacaklar mı? Yarınki yazımda çevirisini vereceğim)