Bazılarının ahmaklığa varan “iyimserliklerine”, bazılarının ihanete varan yutturmacılarına rağmen, ben, aynı soydan gelen HEP - DEP - HADEP ve DEHAP'ın, “Türk Partisi” olmalarını bırakın, asla “Türkiye’nin Partisi” olduklarına, olabileceklerine ve bölücülük-terör, sorununun bu partiler ve adamlar vasıtasıyla çözülebileceğine hiç inanmadım.
Ben, Abdullah Öcalan -APO denilen cani İmralı’da idama mahkum edildiği gün, Mudanya rıhtımında televizyonlara “ İdam Hükmü infaz edilmezse bu adam devletin başına bela kesilir" hatta müzakereci olarak karşımıza oturtulur- dedim ve sonra da her fırsatta yazdım. Kürtçülüğün tarihi hakkındaki TİTREK PUSULA (*) kitabımda da vurguladım.
PKK ile işbirliği yaptıkları yargılamada sabit olan ve cezaları Yargıtay tarafından da tasdik edilen, Zana ve suç ortakları, AB baskısıyla salıverilen ve Anakara’da devlet katlarında ala, vala ile salıverilen Leyla şeriklerinin APO ‘nun yandaşları olduğunu yazdım. Avrupalılar'ın, AB‘nin, onlara arka çıkmalarının ve Diyarbakır’la “ahlaksızca ilgilerinin” en azından “iyi niyetlerini” anlamak için, sorgulanması gerekeceğini de yazdım.
Bunlar bugün tahakkuk ediyor; zamanında aksini yazıp çizenler, şimdi neredeler? Açıkçası “kıvırıyorlar” ama hala Kürtlere haksızlık ettik, sorunlarını, kimliklerini tanımadık diyenler (Nazlı Ilıcak gibi) , "Bağımsız Kürdistan'ın ne zararı olur ki", diyenler (Cengiz Çandar gibi) ve Kürt sorununu “içimize sindirmeliyiz " fetvasını verenler ( Mehmet Ali Birand gibi) var.
Ve de DEHAP Kürt Hareketinin PKK 'ya ateş kesmesi talebine karşılık , PKK-KONGRAGEL’in de güya eylemleri bir süre durdurma vaadini, olumlu karşılayanlar, hatta “Aman bu fırsatı kaçırmayalım” diyenler de var. Bunlara karşı söylenmesi -Devletin hemen söylemesi gereken şudur; “Siz kim oluyorsunuz” ve de TSK ‘nin de operasyonlara aralıksız devam etmesi- Demirel’in MHP'nin ve CHP’nin son sözleri; “Terörle- Teröristlerle Pazarlık yapılamaz!”.
REALİTE
Bugün Kürt realitesi maalesef aymazlıkların sonucu; APO realitesidir. ABD istediği için mi, yoksa Ecevit İdam cezasına karşı olduğu için mi yoksa “kahraman olmasın” diye idam edilmeyen, “Kürt Kahramanı ve lideri” APO realitesinin, bir şekilde “halledilmesi” artık vacip olmuştur. Bazı arkadaşlarımız müebbetlikten kurtulması mümkün değildir diyorlar ama inanmayın; gün gelir liboşlar buna da bir kulp bulurlar.
TARİH
Nihayet şu sırada iki tarihi “realiteyi” de hatırlatmakta yarar var. Daha önce de yazmıştım; 1919’da Osmanlı Devleti yıkılırken İngiliz İstihbarat servisinin “Türk ve Turani kavimler” adıyla yayınladığı gizli raporun sonsunda “Türkler şimdi yenik düştüler ama ilerde birleşirlerse gene canımıza okurlar” deniyordu.
Gene 1919'da Doğu bölgelerine gönderilen, Bedirhan Kürt aşireti ile işbirliği halinde Mustafa Kemal’i Sivas’tan kaçırmaya teşebbüs eden Ingılız Ajanı Noel Londra’ya raporunda ;” Kürtlerde milli ve milliyetçilik şuuru yok ama biz biraz iteleyerek, bunları geliştirebiliriz “ diyordu. Şeyh Sait Dersim isyanlarını bu adam tahrik etmiş ve sonra da İngiltere’nin en büyük nişanına layık görülmüştü…
İşte, Avrupalılar'ın “Türk tehlikesinden -Türk gerçeğinden kurtulmak için “Diyarbakır’a “ neden bu kadar ilgi gösterdiklerinin ve üzerimizdeki “Büyük Oyun”un başka yöntemlerle devam ettiğinin ip uçları…
(*) TİTREK PUSULA – TİMAŞ Yayınları -1999