Belgeleri ve itiraflarıyla sabit: Abdullah Öcalan, nam-ı diğer APO, binlerce insanımızın katili! Ancak, ABD ve AB’nin baskılarıyla ve Türkiye’yi yönetenlerin gafleti yüzünden, darağacının altından kurtarıldı rafa kaldırıldı, şimdi de oradan indirildi veya rahmetli Ecevit’in “içine sokulacağını” söylediği “Çelik Konserve kutusundan” dip diri çıktı. Bir süredir, Olemp Tamr Dağından, İmralı’dan kerametlerde, kehanetlerde bulunuyor… Gene buyurmuşlar: “Eylemsizlik takvimini” önce koyduğum Mart ayından Hazirana kadar uzatıyorum….Mart’ta gelişmeler ışığı altında, ‘demokratik seferberlik için’ çok kapsamlı bir değerlendirme yapacağım;!”
“Kerametinden” sual olunduğunda, bu yeni buyruk AKP’nin ”seçim takvimine” ve hesaplarına denk düşer… Tahminimce, APO AKP’ye, seçimlere kadar ’kıyak’ yapıyor, mühlet veriyor, tabii bedel karşılığı!… Bu fasılada, “barış” ve “af “ şartlarının oluşacağı umuduyla…
Bu “fasılada” neler kotarılmaz; barış için “cemaatin” işbirliğini sağlamak gibi… Taraf haber veriyor… ”Avukatlar”, İmralı’dan döndükten sona “cemaatin” sözcülerinden, Zaman yazarı Hüseyin Gülerce ile Yalova’da konferans yapmışlar. Gülerce “cemaatin”, Gülen Hareketinin sözcüsü olmadığını ısrarla söylüyor, ama “barış” uğruna APO ile görüş birliği olduğunu da itiraf ediyor… ”Görüşler” bir olursa, sonuçta, eylemler de “bir” olur.
Fakat iş bu kadarla kalmıyor: daha önce de gene Yalova’da, APO’nun temsilcisi avukatlarla, devletin temsilcisi, “istihbaratçılar” arasında da bir “konferans” yapılmış…”Şeytan Üçgeni”!..
Bu “üçgen” içinde, Türkiye’nin bütünlüğü hortumlanacak, bu hortumdan da “Büyük Kürdistan” çıkacak… Farkında mıyız?...
APO’nun ve “Gülen Hareketinin”, TC Devletinin kaderini tayin edecek güçler olduğu, “yarı resmi” olarak kabul edilmiş gibi! Realite, “reel politika” diyeceksiniz, ama gene de ne kadar acı!
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun “Memaliki Osmaniye” birleştirmek hayali APO’nun da son “buyruğundaki” projesi ile adeta bire bir örtüşüyor. …Güneydoğu soby hayal gerçekleşince, ” Pax Otomanıca” - “Osmanlı Barışı” ile çözülür. Çözülür de sonra gene Osmanlının sonu gibi Türkiye “çözülür”…
Bazı sözde liberal aydınlar, yazarlar da artık “katil APO’yu muhatap kabul etmenin zorunlu olduğunu yazıyorlar… Ahmet İnsel APO’yu adeta överken; “Bugün Öcalan’ın konuşmaları, önerileri, değerlendirmeleri, diğer tüm siyasal önderler için olduğu gibi, bir bütün içinde değerlendirilmeyi bekliyor. Normalleşme ve demokratikleşmenin bir de bu cephesi var.” Diyor…
Yani Normalleşmek için APO gerekli!...
Ahmet Altan da, “Susma konuş” ... Kiminle?.. Tabii APO ile... Ne için? Verip kurtulmak için. Ne vereceğiz? Herşeyi versek de sonunda kurtulacak mıyız?
Ne olursa olsu durum çok acı: Osmanlının son inkiraz döneminde, koca Osmanlı Devleti, büyük devletlerin oyuncağı olmuştu..Tarih derslerinde bize ibretle okutulurdu. Bugün AKP iktidarı Osmanlı Milletler Topluluğu hayalleri kurarken koca Türkiye Cumhuriyeti katil eşkıya başı APO’nun oyuncağı durumunda... Hükümet onunla pazarlık yapıyor… Şanlı medyamız, İmralı’dan gelecek “buyrukları” bekliyor… Güneydoğu -terör- sorunun çözümü ona bağlı.. Terörü bitirme gücünü kaybetmiş olan hükümet, çaresizlik içinde. APO’ya “PKK’yı dağa sen çıkardın sen indir” diyor..
Kısacası; TC. Devletinin kaderi APO’nun kanlı ellerinde... Terörü onun başlattığı unutuldu. Devletin baş muhatabı o. Herhalde yakında affedilir… Bir de devlet liyakat nişanı verilir. AKP hükümetini bilmem ama Türk milletinin onuru bu kadar ucuz mu? Barışı herkes ister ama onurumuz pahasına…
Bazı malumlar farkında mı?... Onlar da artık APO’ya barış havarisi olarak bakıyorlar; Çözüm onsuz olmaz diyesiler... ***