19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Asıl, Son Hedef!


Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt Paşa, son gelişmeler üzerine “Haber kirletmesi” demiş... Şimdiye kadar soğukkanlılığını bozmamaya özel itina gösteren eski Genelkurmay başkanlarından Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı da, birilerinin “Kanada’daki adamları Tuncay Güney’in” hezeyanları karşısında bu meczubun, kendisinin “Ergenekon”un “çekirdek kadrosunun” 1 numarası olduğu “hezeyanı karşısında patlamış: “Hayatımda böyle kepazelik, hokkabazlık görmedim” diyor! “Haber kirliliği” ne kelime; “O birilerinin birebirlerini buldukları “haber lağımı”, kazdıkça dışkılar çıkıyor, etrafa yayılıyor. “Kepazelik, hokkabazlık” ne kelime, “düzenbazlık, ahlaksızlık”.

Bunlar o hale geldi ki, her yönden estirilen “yalan rüzgârları” karşısında, “ok meydanında, buhurdan gibi kaldığımı hissettim ve bu rezaletin ayrıntılarıyla uğraşmaktan, gafil ve hainlere cevap yetiştirmekten, Ergenekon davası “kapsamının” ayrıntılarıyla uğraşmaktan usandım! Ama rezaletler hokkabazlıklar, ahlaksızlıklar, düzenbazlıklar, hem de yüksek seviyelerde devam ettikçe, aksi sabit olana kadar masum sayılmaları gereken insanların haksızca teşhir edilmeleri karşısında duramıyorum. Gerçekler inşallah bir gün ortaya çıksa bile, korkarım bu “lağım” kolay temizlenemeyecek ve ülkenin havasını uzun yıllar kokutacak. Asıl “derin” tehlike de bu! Bu şeytani ayrıntılarla uğraşırken, “cambazlara-kazılara baktırılırken”, asıl büyük tablo konusundaki şüpheler, şüpheden öte gerçekler gözden kaçırılıyor!

Sonuncusundan başlayalım: “Psikopat-sosyopat olduğu Fikri Sağlar tarafından bile fark edilen” Tuncay Güney’in 2001’de Emniyet’te yapılan sorgulanmasının videosu, neden ancak 8 yıl sonra “servis” edildi ve o zaman yaptığı dehşetengiz ifşaatın hukuki ve adli gerekleri yapılmadı? Güney’in şimdi, güya işkence altında yapılan sorgulamada (adamın işkence, baskı görmüş hali var mı?) ve TRT’de yarı açık programda “Sayın” Güney’in Kanada’dan söyledikleri arasındaki çelişkiler! Ve asıl devlet televizyonu TRT, şimdiye kadar Ergenekon ve mağdurları konusunda, ihtiyatlı davranmışken, neden, birden Kanada’ya kadar ekip gönderip bu adamı saatlerce konuşturmaya gerek görmüştür! Habercilik adına mı? Hadi canım sen de!..

Akla gelen birçok şüphe var. Zaman gazetesi, Ergenekon davasına her gün, birinci sayfada manşetten, çarşaf çarşaf, haberler -içerden bilgiler yayımlayacak kadar önem verir? Birden aklıma geldi; Atatürk ve milliyetçilik karşıtı oldukları yazdıklarından belli öğretim üyeleri, İçişleri Bakanlığı’na ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı okullarda ders verirler? Ve bunların “yetiştirdikleri” elemanlar, benim her zaman sevdiğim, korumaya çalıştığım polisler mi? Kazdıkça, derinlere iniyoruz!

EN BÜYÜK TEHLİKE

Zehirli bitkiler bürümüş, “büyük ormanı” göremiyoruz. Asıl “büyük tehlikenin” ipucunu, şifresini Mahmut Övür denen şahıs açıkça yazdı: “On birinci Ergenekon operasyonu emekli askerlere karşı olacak. Bu operasyon geçmişte Genelkurmay Başkanı olmuş bir ismi de kapsayacak. Ergenekon süreci dalga dalga sürecek ve Türkiye’yi değiştirecek. Ne var ki; TC, ordu tasfiye edilmedikçe çökertilemez, değiştirilemez; asıl son hedef TSK!

Yabancı gözler bunu bizden daha iyi takdir ediyor ve durumun hiç iyi olmadığını, hatta bir iç savaş tehlikesi olduğunu yazıyorlar! Baykal’ın dediği gibi, “Bu gidiş iyi değil”! Bu durumda Türkiye’yi böyle “kontaklar” yapılırken yakılmaktan kurtaracak son sigorta TSK! Belki, şimdiye dek içine sızamadıkları tek kurum! Bu sigortayı da, şimdi türlü yollardan çeşitli vurgunculuk ve iddialarla, gevşetmeye çalışıyorlar!

Açıkça söylemeliyim: Genelkurmay’ın kendi hakkında yapılan bu iddialar ve fesat spekülasyonlarına karşı herhalde, hukuka bağlılığından dolayı, ihtiyatlı ve temkinli davranması -suskunluğu- hem düşmanlarına cüret veriyor, hem de halkın TSK’ya saygı ve güvenine halel getiriyor, şüphelere yol açıyor! TSK, bu güveni, saygınlığı kolay kazanmadı, her şeye rağmen, şimdiye kadar kaybetmedi.

Ama artık, bu safhada, ordunuza güven zaafa uğrarsa, bunun telafisi güç olur! Ne yapılması gerekir? Muhtıra mı? Müdahale mi? Darbe mi? Kesinlikle hayır! Eşkıyadan daha güçlü olmak yeter! Özellikle bu güç haklılığa, milletın haklarına dayanıyorsa! Ve gücünü Atatürk’ten alıyorsa!***

Yayın Tarihi : 18 Ocak 2009 Pazar 11:31:52


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Şehit bir Türk Askerinin annesi IP: 88.231.54.xxx Tarih : 19.01.2009 00:05:30

Erdoğan'a hitaben: " 'temiz eller operasyonu' ile, Türk bebeklerinin katili olan İmrali mağduru apoyu NE ZAMAN TEMİZE ÇIKARACAKSIN ?..


Gökhan IP: 85.100.87.xxx Tarih : 19.01.2009 10:57:57

Sayın Kılıç,yazılarınızı oldukça dikkat ilgi ve ibretle okuyorum.İşaret ettiğiniz hususlar gerçekten acil öneme ve en fazla dikkate değer. Cumhuriyet kurulmadan önce başlayan bir bağımsızlık mücadelemizin temelinde,Amasya Genelgesi nde açıklanan kararlar bulunmaktadır.Bunlar özetle manda ve himayenin kesin reddi ile özetlenebilir. Fakat o sıralar, Avrupa nın bildik üç büyük ülkesi ve ABD nin planı, Türk yurdunu sömürge bölgelerine bölerek her türlü ekonomik kaynağı sonuna dek sömürmekti.Büyük Atatürk ün idealleri ve çalışmaları doğrultusunda verilen mücadele ve Cumhuriyet in kurulması bu planları önemli ölçüde baltalamıştı.Siz de çok iyi biliyorsunuz ki aynı planlar Atamızın ölümünden sonra gizli ve açık olarak tekrar uygulamaya kondu.Özellikle 1950 iktidarı ve sonraki hükümetlerin giderek ulusal olan herşeyden uzaklaşması bizi bugünlere getirdi.Çünkü Sömürücülerin önündeki en büyük engel ulusal ekonomi ve ulusal kültür anlayışıdır.Bu yüzden,kültürel yozlaşma için programlarını işlettiler.Ekonomi alannda ise tarım ülkesi olan Türkiye nin üretemez hale gelmesini sağladılar.Tarım ürünleri ithal eder hale geldik.İnsanlar işsiz kaldı.İşsiz ve aç olan insan her türlü suçu işlemeye meyilli olabilir.Bu da güvenliği sarsar.Bir yandan bu olumsuzluklarla terörü körükleyen destekleyen Batı,diğer yandan insan haklarını bahane ederek askeri müdahalesini olabildiğince kısıtlıyor. Bu manzara içinde,geldiğimiz durumda sorunlar malesef demokrasi ile çözülecek seviyeyi aşmıştır.Sizin de değindiğiniz üzere son hamle olarak rejimin değiştirilmesi kalmıştır.Bunu engellemek için demokrasi de feda edilebilmlidir.YANİ DEMOKRASİ Mİ REJİM Mİ DERSENİZ BEN REJİM DERİM.ÇÜNKÜ BU REJİMİ KURMAK İÇİN ATALARIMIZ CANI PAHASINA MÜCADELE ETTİ.LAİK CUMHURİYET REJİMİ OLMAZSA GERÇEK DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ.


ethemseker IP: 88.246.180.xxx Tarih : 19.01.2009 09:47:22

ne kadar karamsar bir durum....acaba türk silahlı kuvveleri suça bulaşmış kişiler mi yönetiyor. yoksa çürük elmaları ayıklamamk mı gerekir. benim ordumda 100.bin asker ve yüz tane suça bulaşmış presonelin hakkında suç işlemi yapılacak ve aman bakın bunların hedefi TSK demek suçlularla ordumuzu aynı kefeye koymak demektir.bu çok yanlış . neden binlerce genaral varken sadece bazıları diye düşünmek gerekmez mi.sadece kendi içinde kötü evet kötü düşüncede olan askeri presonel olduğunda bunların tasfiyesini neden tsk yapmazda savcılar yapar. çünkü presonelin içindeki ast üst korkusu olduğu içindir.benim ordum 3 beş tane kötü düşünceli genaral ve presonelin düşüncesi ile uyuşmuyorsa bu TSK kötü olduğunu anlamana getirmiyor. ama suçlular[ergenekoncular tabiki mahkemenin vereceği karar neticesinde cezalandırlmalıdır.,ne gerekiyorsa yapılmadır. elinde silah tutan bir TSK can bebeğim. YANİ GÜVENLİK GÜÇLERİMİZ DİYEYİM. BİRDE BÖLÜCÜ OLANLAR DEĞİL Mİ.EĞER GÜVENLİK GÜÇLERİMİZDEN BAŞKA BİR ÖRGÜTLENMEDE SİLAH BULUNUYORSA EN AĞIR CEZA VERİLMESİ GEREKİR. SİLAH KİMDE BULUNUR: 1-DEVLETİN GÜVENLİK GÖREVLİSİ ONUN HARİÇİNDE İSE A-PKK(TERÖRÖ ÖRGÜTLERİN HEPSİ) B- MAFYA YA ERGENEOK NE ANLAMA GELİYOR ACABA


gönül aydemir IP: 85.102.173.xxx Tarih : 18.01.2009 22:05:14

Sizler gibi büyüğümüz oldukça,bizim sırtımız yere gelmez.Ülkemizi ve Cumhuriyetin kazanımlarını korumak namus borcumuzdur.Hep başımızda olun Efendim. Ellerinizden öpüyorum.