Devrimlere karşı yapılan her tertip ve saldırıdan sonra ve Atatürk düşmanları kendi yollarında adım adın ilerlerken, biz, binlerce Atatürkçüler, ellerimizde al sancaklar, “ Türkiye Laiktir laik kalacak” diye, sokaklara dökülüyoruz- Anıtkabir’e koşuyor ve O’nu tavaf ediyoruz! Muhteşem olaylar! Ama son tahlilde, O’nun adını, kullana, kullana, O’nu, Anıtkabir’inde yoruyoruz! O’nun muhakkak yapacaklarını kendimiz yapmalıyız artık!”
MGM Amerikan Film şirketinin, her filminin başında görünen ünlü logosu vardır: Aslan kükrer ve sonra filim başlar!.. Bizler de, her karşıdevrim saldırısından sonra, MGM Aslanı gibi, kızıyor, kükrüyoruz ama sonra senaryosunu Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının yazdıkları korku Filizleri, aynı konular ve aktörlerle devam edip gidiyor… AKP - Erdoğan cemaatinin dizilerdeki “konserve- teyp” alkışlarına benzer alkışlarla!
FARELER
Sakalın üzerinden fareler geçiyor ve onlar da kükrüyorlar! Onlar, bizlerden güçlü mü? Görünüşe bakılırsa, %50 güçlü! Ya bizim taraf! Aslında MGM Aslanı kadar muhteşemiz; önceki gün yürüyüşler, Profesörler Kurulunun son duruşu da ihtişamlı ve anlamlıydı! “Malumu, ilam - Ya sonrası?
SIÇANLAR
“Farelerden” den sonra, Türban yasağının kalkmasına, AKP-MHP İttifakına, “özgürlük ve eşitlik” adına, destek veren “sıçanlar”, tam 267 adet, sözde aydın, akademisyen de var!
VE ASLAN
“Aslan” bunlara karşı, gene kükreyip, sonra başını çevirip susacak mı? Yoksa artık, fareleri, sıçanları defedecek mi?
MHP Genel Başkan yardımcısı, dostum Tunca Toskay, dünkü muhteşem kükreme üzerine “Sonucuna katlanırız” demiş… Ya bizler artık o sonuca gitmekte, yapılanlara “katlanmakta” kararlı değilmiyiz? İşte asıl soru bu!
Erdoğan – yargıçlara -profesörlere ve bizlere, “Herkes kendi işine baksın” diyor. O’nun işinin ne olduğu, malum – Bizim işimiz de bu işi –oyunu bozmak!
Hem AKP'liler , “Atatürk’e Cumhuriyete bağlıyız” takiyyesinden –maskaralığından artık vazgeçsinler; takkeleri çoktan düştü ve “kerakkeleri de göründü’
ÇENE MESELESI
“Farelerin” “çene altı” ittifakı ve ayrıntıları acı olmasaydı, tam kara mizah. Öncelikle başta “çene altı formülü nasıl uygulanacak? Üniversite kapılarında polisler kızların çenelerini kontrol edecekler… Yasaya fotoğraf konması dahi düşünülmüş- yani polisler ve görevliler, ellerinde fotoğraflar teker teker muayyene edecekler! Bir şey daha var. Haydi, başörtüsünün altından fiyonk atıldı – ya aşağısı: kızların kara çarşafın son modası olan tepeden tırnağa –sımsıkı tesettür kıyafetleri? Maskaralık diyeceğim ama bu yüzden Üniversiteler içinde çağdaş kızlarla türbanlılar, tesettürlüler ve erkek destekçileri arasındaki saç saça baş başa, hatta silahlı kavgalar, nasıl önlenecek?..
’… Hiç kimse bu Türban belasının, neden, nasıl, kimin tarafından başımıza bela edildiğini sormuyor, düşünmüyor. Cinayetin asıl faillerin ve maksadı unutuldu teferruatla uğraşılıyor. Ne var ki,”şeytan” şeytanlar bu ayrıntılarda’
Bu tartışmaların, dayatmaların, Üniversitelerden sonra ülkeyi, maazallah kanlı kavgalara götüreceği muhakkak ‘Türban’ yasağını kaldırmak için “hukuksal cart- curt edenler”, acaba, bu son formülün bütün kamusal alanlara yayılmasının kaçınılmaz olduğunu, Türkiye’yi daha da nasıl böleceğini anlamıyorlar mı?
O zaman, sorumlu kim- kimler olacak? “Türban siyasi simgedir” diyen, Sayın Erdoğan ve de, mesela, aklı başında bir hukukçu bildiğim - fakat yasaya fotoğraf koymayı düşünen-“ Üniversite, inançların tartışıldığı yerlerdir” diyen ve dolaysısıyla, “siyasi simge” yoluyla, “dini inançların” teşhir edildiğini itiraf eden, Cemil Çiçek sorumluktan nasıl kurtulacaklar?
Kızlarımıza eşit eğitim hakkını yasaklayanlar ve Kadın erkek eşitliğini bozanlar malûm değil mi? Tatbikatta, “farelerin” bütün köye yayılacağı ortada… Onları, itlaf edecekleri bekliyoruz!
Bu sırada, fareler ve sıçanlar Atatürkü ve düşüncelerini sorgulamaya ve Taha Akyol gibi “Hangi Atatürk?” diye, onun, “sözde” çelişkilerini, ortaya koymaya, yani kısacası O’nun artık geçersiz olduğunu iddia etmeye başladılar…
Bu ayrı bir yazı konusu, bir Fransız gazetesindeki şu sözleri bu zemine demir leblebiler gibi oturdu: “Türkler, Atatürk’ü Allah’a borçlusunuz, Geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...''.
Yani, “Söz Konusu Vatansa, gerisi teferruattır!” diyen Mustafa Kemal’e!****
tüm yazılarınız ve özellikle türban için yazdığınız yazılar için size teşekkür ederim gerçekten bizleri bilgilendiriyorsunuz.
tek kelime "sapık" anıtkabri tavaf ediyormuş sizin gibi sapıklar ATATÜRK ü tanrılaştırdıkça....
sadece kutsal dini kabirler için tavaf kelimesi kulanılır...