“Ölümünün üzerinden 67 yıl geçen Mustafa Kemal Atatürk’ü ,O’nun ismi etrafında oluşturulan olağanüstü kişi tapınmasına kapılmadan, nasıl değerlendirebiliriz?” diye soruyor, Profesör Ahmet İnsel –RADIKAL Ek’inde….Ek’in bu sayısı Atatürk’e ayrılmış!..
Yıllar geçtikçe Atatürk’ü, hatırasını eserini ve düşüncelerini, kıyısından köşesinden, hırpalamak isteyenlerin çoğalacağı ve bunların sadece O’na kökten düşman olanların değil, sözde “liberal” ve sözde “aydınlar” ve hatta “Atatürkçü” geçinenler, olacağı tahmin edilebilir, beklenirdi. Şimdiye kadar, O’nu doğrudan eleştiremeyenler, zaten soldan ve sağ’dan vurmaya başlamışlardı. Bundan sonra saldırılarını, “resmi tarih” ve kişi kültü "tabularını" yıkmak kisvesi altında, giderek daha doğrudan,açıkça yapacaklardır.
RADİKAL Ek’indeki tüm yazılarda da bu yapılıyor. 1972 yılında, KIZILDERE olayında ,bütün yandaşları ölürken, oradan her nasılsa sağ ve salim kurtulan eski terörist, Ertuğrul Kürkçü ,(*) hala Mustafa Kemal'in, Türkiye’ye Komünist İhtilali yapmak için gelirken denizde durdurulan Mustafa Suphi’nin öcünü sürdürüyor ve bundan dolayı da Mustafa Kemal’i affedemiyor; ne güzel olurdu, Mustafa Suphi 1921’de de gelıp mücadeleyi Mustafa Kemal’den alsaydı ve Türkiye’yi Komünist Sovyet Birliğine bağlasa idi!
Mustafa Kemal, vizyon ve dehası ile, Mustafa Suphi “tehlikesini” bertaraf etmiş ve Kurtuluş Savaşında, her halde kendi çıkarları için, yardım etmiş olan Sovyet Rusya’ya ve Komünizme geçit vermemiş ve istikametini batıya, eskı düşman batı devletleriyle ittifaka çevirmişti…
Türkiye’de Komünist Partisi kurulması için Moskova’nın baskılarına da cevabı, kendi yakınlarına - bu arada babama da – “İştirakiyun” Partisini kurdurarak, önleyici vuruş yapması idi.. Mustafa Kemal’in, ne kadar haklı olduğunu, sonraki olaylar ve en sonunda Sovyetler Birliğinin çöküşü kanıtladı… Kürkçü acaba neye yanıyor?
Bu sözde aydınların ,Mustafa Kemal hakkında, kolay anlaşılmadığı için sanki büyük kerametler varmış zehabını vermek için, dolandıra dolandıra – yabancı kelimeler de kullanarak,yazdıkları hep aynı kapıya çıkıyor: “Mustafa Kemal büyük işler yapmıştır amma .. “son tahlilde” gönüllerinde yatan adam değildir. Bu da, bır zamanlar Mustafa Kemal’i hangi niyete alırsanız öyledir ; “kalpaklı Mustafa Kemal iyi ”…”Fraklı Atatürk kötü” anlayışından da , gene de ileri bir merhale!
Ahmet İnsel yazısında; Atatürk’ü “Epigon” larından ayırmak, Atatürk “fetişizminin” yarattığı karşılıklı saplantılardan sıyrılmanın ilk adımıdır” diyor… ”Epigon” kelimesinin anlamını lügatlerde güç buldum; “daha az saygın veya taklitçi” demekmiş “Fetişizm” de daha fazla seksüel anlamda kullanılan şekil ve objelere bağlılık veya sapıklık! Yani, bunlardan kurtulmak Atatürk konusundaki saplantılarımızdan kurtulmanın ilk adımı olacakmış… Laf ola beri gele!
GERÇEK ATATÜRK
Aslında, Mustafa Kemal Atatürk bu Kadar karışık ve dolambaçlı değerlendirmelere ve irdelemelere asla layık değil; eseri düşüncelerini uyarıları besbelli. Özetle; “Ne mutlu Türküm Diyene” milliyetçiliği…”Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” rasyonelliği .. Laik Devlet inancı.. Dış Politikada da “Yurt Sulh Cihanda Barış” anlayışı, maceralardan uzak durmak barışçı olmak ve savaşa hazır olmak. BM kurulmadan önce bölgesel ve küresel kolektif güvenlik sistemleri kurmak çabaları!
"Atatürk sağ olsaydı, AB'ye taraftar olurdu! diyorlar… Yalan! O, “Türkiye maymun değildir ki, başka milletleri taklit etsin” demiş. İlerlemek için, kendi kelimeleriyle “ Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak zihniyetlerine” şiddetle karşı çıkmış. “Hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, planlarıyla yükselebilsin” diye kükremişti. O’ nun çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak hedefi , kendi milli çıkarlarımıza ve değerlerimize göre, “övünerek, kendimize güvenerek ve çalışarak” ulaşmaktı. Mustafa Kemal 15 yılda bunlara adamıştı kendisini ve Cumhuriyetini!
Bugün ise, bu uyarıların tam aksine, Avrupa Birliği'ne vardıkları ev ödevlerini yerine getirmeye çalışarak ve hergün başka sopalar yiyerek üye olmaya çalışıyorlar. Ve ben eminim, Atatürk mezarından bugünleri görüyor ve izliyorsa, tümüne “Haydi oradan maskaralar!” diyordur…
Atatürk’ü anlamak için NUTUK’unu ve büyük sözlerini okumak kafi. Ve mutluyum ki Cumhuriyet’i emanet ettiği gençler de bu zırvalara itibar etmek yerine artık Büyük NUTUK’unu arıyor ve mesela “ŞU ÇILGIN TÜRKLKER” okuyorlar.
NOT --Okuyucularımdan bir hafta kadar izin istiyorum
-----
(*) Hatırlatalım ; Ertuğrul Kürkçü, Deniz Gezmiş, bugün Fehriye Erdal’ın mensup olduğu ve PKK- Apo ve Öcalan’la bağlantılı THKP-C terör örgütünün mensupları idiler. Bu örgüt, 1972 Mart’ında Gezmiş’in Hüseyin İnan’ın ve Yusuf Aslan’ın idama mahkum edilmelerini protesto için, Demirel’i, bir Generali veya bir Bakanı kaçırıp rehin almayı planlamıştı. Bu mümkün olamayınca, Sinop’taki NATO üssündeki Amerikalı teknisyenleri kaçırıp rehin aldılar ve sonra da öldürdüler. Bu eşkıyalardan 10’u 30 Mart 1972’de, Kızıldere’de kıstırıldılar ve Jandarmalarla giriştikleri çatışmada itlaf edildiler. Aralarından yalnız Kürkçü kurtuldu ve bu da onun köstebek olduğu iddialarına yol açtı. Bu eyleme APO' da katılmış sonra Mamak’ta hapis yatmıştı. Literatürlerinde “Kızıldere direnişinin”, “ Kürdistan özgürlük savaşınıun müjdesi” olduğu iddia edilir..İşte Ertuğrul Kürkçü budur; unutanlar varsa hatırlatılır.