19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Atatürk ve AB

AB uğruna “sivilleştirildikten” sonra, “milli güvenlik” konusunda asıl işlevini kaybeden MGK’nın, sivil Genel Sekreteri Yiğit Alpagut, Atatürk’ün Doğumunun 125.Yıldönümü vesilesiyle, değerli akademisyenlerin katıldığı, “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğinin. Atatürk’ün çağdaşlaşma düşüncesi çerçevesinde değerlendirilmesi” konulu bir panel düzenlemiş. 

Gerçekten de, şu bağlamda, Atatürk’ün “çağdaş uygarlık düzeyine ” ulaşmak hedefi ve reformları ile AB “süreci” ve “kriterlerinin uygulanması” arasındaki benzerlikleri –ve fakat daha fazla olan çelişkileri- ortaya koymak ve bu konudaki maksatlı bır yanıltmaya son vermek gerekiyor… Zira Mustafa Kemal’in hedef ve reformlarıyla, AB sürecinin aynı olmadığı muhakkak! Olurdu- olurdu-
Bır defa, Mustafa Kemal, bilhassa “Avrupa Medeniyeti düzeyi” dememiş, “Muasır medeniyet seviyesi” demişti. Arada bir fark olduğunu özellikle göstermek istemişti. 

Ancak, Atatürk, eğer bugünlerde yaşasaydı, Avrupa camiasında ve örgütünde olmak isterdi. Ama asla bugünkü hali ve koşullarıyla değil; AB yolu bugünkü hali ile Atatürk’ün gösterdiği yol değil! 

Mustafa Kemal Avrupalıların ve “Batının” ne olduğunu bizim hakkımızda ne düşündüklerini, “Türk” fobilerini ve bize neler ettiklerini çok iyi bilirdi. Fakat o bağlamda, – Kuzeyimizdeki “Rus ayı sarması” tehdidi karşısında, Batı ile Avrupa ile uzlaşmanın en uygun seçenek ve dış politika gereği olduğunu anlamıştı… 

O yaşasaydı , “Balkan Birliğini “kurmaktaki aynı vizyonuyla, öncülüğüyle, kişisel prestiji ve Batılılaşma reformlarının motivasyonuyla, bir Avrupa “Birliği”nin de “kurucusu” , Türkiye’de “kurucu” üye olurdu- ! Herhalde, Atatürk bu yolda onurumuzdan, milli çıkarlarımızdan ve değerlerimizden ödün vermeyi asla kabul etmezdi! . 

Prof, Dr Duygu Sezer’ın panelde soyladığı gibi. “Atatürk’ün Çağdaşlaşma düşünce ve uygulamaları Avrupa Birliği felsefesiyle örtüşür.”.Ve Prof. Dr Haluk Günuğur’un dediği gibi de, Üyelik başvurusu 1978’de yapılsaydı, üyeliğimiz, engele uğramdan, bu dinamiklerle gerçekleşirdi. ,Ama bu hava, içimizde ve Avrupa’da ortaya çıkan başka durum ve emellerle bozuldu, Avrupalılarda ataerkil “Türk korkusu” güncel sebeplerle, “genç Türklerim gene Viyana kapılarına dayanması korkusu” olarak yeniden ortaya çıktı. Kıbrıs meselesi. Ermeni meselesi, Güneydoğu üzerinde hesaplar ağırlık kazandı. Türkiye’ye karşı, başka hiçbir adaya herhalde Yunanistan’a ve Kıbrıs Rum yönetimine konulmayan engeller kondu. Prof. Dr. Ünsal Yavuz “Lozan’ın sorgulanmasına Sevr’in diriltilmesine” çalışılıyor diyor. . Bu şartlarda Avrupalıların “iyi niyetine” inanmak ve “iyimserliğe” kapılmak, kökten yanlış! 

Bugün gelinen noktada, boyuna “tren kazaları” veto oyunları ve ” Ortak Tutum belgesi, “İlerleme raporlarıyla” dayatılmak istenen koşullar önümüzdeki on, on beş yıllık sürecim sıkıntılı geçeceğimi ve sonra da hüsranla sonuçlanacağını gösteriyor…
AKP Hükümetinin, AB yolunda anlaşılmaz, iyimserlikteki ısrarına karşılık, Avrupa dan gelen gevşen bütün işaretler önce Kıbrıs konusunun Ekim toplantısında dayatılacağını –“siz KKTC’nin tecridini kaldırın, biz de limanları, alanları açarız” sözlerini kös diknendiğini, asıl maksadın Rum yönetimi tanıtmak ve sonra da KKTC’yi kaldırmak olduğunu ve sonunda yeni çıkarılan “hazım kapasitesi ” kriterinin dayatılacağını gösteriyor… Hükümetin anlaşılmaz israrının sebebi ne? Çünkü siyasi kaderini AB’ne bağlamış durumda! Atatürk asla TC’nin ve milletinin kaderini yabancıların iradesine bağlamazdı! 

AKP hükümetinin “,”tren Kazalarına” rağmen, süreçte ısrarına, Abdullah Gül a TSK’ni ortak etmek çabasında… Hükümetin “Kıbrıs politikasında ve AB reformlarında TSK’nın payı var” demiş. Ben, Genelkurmay Başkanının, bir zamanlar AB üyeliğinin, Mustafa Kemal’in hedefi olduğu hakkında söylediklerini, bunca olaydan sonra, artık geçerli olmayacağını sanmıyorum... TSK’nin, stratejik vizyonu ve Atatürk bilgisi bu kadar kıt olamaz… TSK kendi gücünü kırmak isteyen AB’ne taraftar olamaz! . 

MGK panelinde hocalar, sonunda , “kırmızıçizgide” , Atatürk yolunda ve sağduyuda birleşmişler: “Lozan dengeleri, toprak bütünlüğü,” Ermeni Soykırımının kabulü ve Kıbrıs konusunda koşullar dayatılırsa- ki dayatılmakta- – AB yoluna, Türkiye’siz, Türkiye de, Atatürk’ün yoluna, Avrupasız devam eder! Artık olacağı -olması gereken de, budur!
Yayın Tarihi : 17 Haziran 2006 Cumartesi 11:36:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?