20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Atatürk’e Büyük İhanet

Kulaklarıma, gözlerime inanamadım; haber inşallah doğru değildir… Cumhuriyet Halk Partisi, “Cumhuriyete” karşı ilk Kürt isyanını çıkaran ve idam edilen, Şeyh Sait’in torunu, eski Refah Partisi milletvekilli Abdülillah Fırat’ı Erzurum’dan, ilk sırada, aday gösterecekmiş... Listenin başında, başka ünlü Kürtçüler de varmış… Anlaşılan, bu, CHP’nin “tek seçicisi” -pek de tekim bir kişi olmayan- Gürsel Tekin’in marifeti. Bazılarına göre, Baykal’a karşı kaset “suikastı”de, Tekin’in marifetiydi. Bu zatın, son zamanlarda, Atatürk’ün Partisi CHP’yi, Atatürk ilkelerinden- laiklik ve milliyetçilikten- “arındırmak” yolunda, başla söylemleri oldu. Tekin ve şeriklerinin, yönetimine geçen, Cumhuriyet Halk Partisi, süratle fakat sinsice, kurcusu Mustafa Kemal’in, ekseninden kaymakta!...

Bu “eksen kaymasının” son bir işareti de, Partinin Grup Başkan Yardımcısı Akif Hamzaçebi’nin, TSK'nin, “tutuklu subaylar” konusundaki açıklamasını, ”aşırı hassasiyet” olarak nitelendirmesiydi. Oysa asıl sert tepkiyi Atatürk’ün halefi mevkiinde bulunan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun göstermesi gerekirdi. Zaten hep böyle olur; politikacılar kaytarınca, görev TSK’ne düşer! Ama anlaşılıyor ki, bu “Kemal”- “O Kemal” değil! Ve yakında CHP’de Atatürk’ün CHP’si olmaktan çıkacak!

İki ay sonra seçimler var. Kemal Bey’in “tutuklamalar” konusundaki suskunluğu ve yardımcısının yorumu, “21 Nisan E-muhtırası” kompleksinden -paranoyasından- kaynaklanıyor. Bu sendroma göre, Askere arka çıkmak oy kaybettirirmiş… 2002 seçimlerinde böyle olmuş ve AKP, büyük farkla bu yüzden kazanmış. Bu “efsanenim” analizini, sonraki yazıma bırakıyorum.

Şeyh Sait’in torununu, Dedesinin isyan ettiği Cumhuriyetin kurucu Partisinden, aday gösterilmesi “rezaletine” gelince; Gürsel Tekin’in mantığı, savunması, herhalde, Kürtçüleri, CHP çatısı altında toplayarak, onları güya, Cumhuriyete “kazanmak” ve “barışa hizmet” olacaktır. Ancak, bu, eğer Gürsel Tekin’in başka kişisel bir hesabıysa, büyük gafletten de öte, Mustafa Kemal’in emanetine ihanettir!... Abdülillah Fırat’ın oğulları, Şeyh Sait’in torunları şimdi, ihtida ederler mi? Dedelerine, layık olduğu cezayı veren, bu Cumhuriyete -Meclis kürsüsünden sadakat yemini etseler de- yürekten bağlanırlar mı?

Demokrat Parti, 1950 Genel seçimlerinde, Şeyh Sait’in torunu Abdülmelik Fırat’ı, yaşını büyüterek, Kürt oyları için Erzurum’dan, ilk sıradan aday yapmıştı ve Melik seçilmişti… DP, gene Kürt oyları için, kahraman Türk Generali Mustafa Muğlalı’yı idam isteğiyle mahkemeye vermiş ve Paşa, sonunda kahrından ölmüştü. Gaflet-ihanet devam ediyor: Kürt oyları açık arttırmada!... Şeyh Sait’in torunu hem de CHP’den aday olacak… Ve Van'daki kışladan, Mustafa Muğlalı’nın onurlu adı kaldırılacak…

Bu sırada bölücüler azıyor, APO’nun kademeli affı da "seçim uğruna" söz konusu… Kısacası “Çingeneler çalıyor, Kürtler oynuyor”!

CHP yönetimi Atatürk’ün emanetine ihanet etse de, Şeyh Sait’in sülalesi hiç dedelerine ihanet ederler mi? Bu konuda ben bizzat yaşadıklarımı, gene hatırlatmalıyım. Yassıada’da Abdülmelik Fırat’la aynı kovuşa düşmüştük… Bizzat bana aynen: “Bir gün gelecek, Türklerin anasını, belleyeceğiz” demişti.
Bunu o hayatta iken de yazmıştım da, inkâr edememişti. Melik, doğru söylemiş; şimdi dağda, kentte ve de Mecliste “anamızı” ağlatmaktalar.

Hesap tutarsa. CHP bir ihtimalle, Şeyh Sait'in sülalesi peşinden, bölgede oy toplar adayları da seçilir ama ne pahasına? Ve değer mi?

Bir çelişki daha var: Tekin ekibi ve çoğu MYK üyeleri, Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’un önerisine, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ın aday gösterilmesine, bu kişilerin “dokunulmazlık zırhına” kavuşmasının CHP’nin söylemleri ile bağdaşmayacağını iddia ederek karşı imişler.

Bir Partinin, iç işlerine gösterecekleri adaylara karışmak caiz değildir ama ben, CHP’nin kurucularından, Babam namına Atatürk’ün emanetine ihanete, isyan ediyorum… Eminin partideki Atatürkçüler ve taban da çok rahatsızdırlar... Ancak seçimlere çok az vakit kalmışken, benim gibi düşünen CHP’liler, başta Deniz Baykal, -“gemiyi sallamamak”- Partiyi şu hassas dönmede bölmemek için, susmaktalar, bağırlarına taş basacaklardır… Ama “taş” çok ağır- taşınamayacak kadar ağır! ***

 

Yayın Tarihi : 11 Nisan 2011 Pazartesi 00:04:18


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
cem erzurum IP: 88.252.102.xxx Tarih : 11.04.2011 08:00:53

 altemur bey ne kadar da dert etmişsiniz kendinize chp'yi böyle. sizi tanımayan da atatürk için yıllardır chp'ye oy veriyor sanacak. atatürk'ü karıştırmadan yorum yapsanız daha çok yakışırdı size..


23 Nisan'a 12 Gün Kala (4) Dr. S. IP: 88.252.65.xxx Tarih : 11.04.2011 20:58:55

11 Nisan 1920 Pazar: İngiliz Amiral J. M. de Robeck, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a gönderdiği yazısında; "İngiliz Yüksek Komiserliğinin, Mustafa Kemal önderliğindeki Ulusal Direnişçilere karşı, Anlaşık Devletlerin kuvvetlerinin silahlanmasına izin verileceğini ve tümüyle Damat Ferit Hükümeti'ni destekleyeceklerini" bildirdi. [1]

Batı emperyalizmi yanlısı Vahideddin, Mebusan Meclisi'ni kapatırken, Anadolu'daki direniş karşıtı bildirisinde; "Bütün milleti saltanatın çevresinde toplanmaya çağırıyorum" dedikten sonra, Mustafa Kemal yanlısı mebuslar zorla dışarı çıkartılarak Meclis'in kapılarına kilit vuruldu. [1]

Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi, "Anadolu'daki Mustafa Kemal önderliğindeki Ulusal Güçlerin zayıf olduğunu (!) ve yok edilmelerinin gerekli olacağını" bildiren bir fetva verdi. [2]

Kılıç Ali, Antep çevresindeki örgütleri güçlendirmek, silah, cephane ve gıda sağlamak amacıyla kentten ayrıldı ve kentteki birliklerin sorumluluğunu Yüzbaşı Aslan Bey'e bıraktı. Gıda ihtiyaçları günden güne eriyen Fransız komutanı, Mutasarrıf Celal Bey'den yardım istedi. Celal Bey'in bu konuyu kent dışındaki Kılıç Ali'ye bildirmesi üzerine, ondan şu buyruğu aldı: "Fransızların istediği gıda-içecekten bir damla bile vermek doğru değildir. Onlara yardım etmek, MEMLEKETİ DÜŞMANA SATMAK DEMEKTİR. Bu gibi alçakça bir davranışa sakın izin vermeyiniz!" [3]

Kaynaklar: 1) "Vahideddin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele" T. Özakman. s: 394-216. 2) "Türk Devrim Tarihi" Şerafettin Turan. c: 2, s: 115. 3) "Kutsal İsyan" Hasan İzzettin Dinamo. c: 4, s: 209