20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Avrupa yollarının ufat tefek taşları

Aslında AB ve Müzakere Süreci konusunda uzun süre bir şey yazmamak kararında idim; olacaklar olmuştu, bundan sonra da olaylar tahmin ettiğimiz gibi gelişecekti. Ve sonunda haklı çıktığımızı görmeye ve göstermeye benim ömrüm vefa etmeyecek. Ama kayıtlara geçsin diye, bir defa daha soruyorum; Türk TC’nin kaderini tayin edecek olan bu süreçte, tabii ömrü seçimlerle kısıtlı AKP İktidarı, Avrupalılara itimat edip, milletin kaderini, onların ipoteği altına sokmak taahhüdünde bulunabilir mi? Buna yetkisi var mı? Aslında, bu konuda karar vermek ve taahhütte bulunmak yetkisi, ancak Yüce TBMM’dedir. .

 Ne var kı Hükümet bu konuda, Çerçeve Belgesinin içeriği konusunda muhalefete bilgi vermediği gibi Washington’a vermiş, kendi gurubuna da vermemiş. Fakat, ,AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olin Rehn’in Kayseri’de söylediklerinden anlaşılıyor ki Abdullah Gül belgeyi ve kararı Meclisin geçireceğini –herhalde hükümeti adına taahhüt etmiş. Çünkü kendi ifadesi ve mantığı ile ,AKP Hükümeti koalisyon hükümeti değil ,”Tek Parti” hükümeti; ama Bakan, Başbakan kendi guruplarını dahi bilgilendirmek gereğini duymuyorlar!

Meclisin dünkü celsesinde- Abdullah Gül’ün Çerçeve Belgesini Baykal'ın önüne koyması sonra, da bir hamleyle çekmesi, belgenin CHP de alelacele bekçiye verilmesi, adeta “elim üstünde” oyunu gibi idi. Ancak bu bir oyun değil Türk milletinin kaderi belirleniyor ve Sayın Gül’ün demokrasi anlayışı da ortaya çıkıyor.

Eski zabıtlardan Refah partisi milletvekili iken, bu aynı konularda bugün söylediklerinin ve yaptıklarının tam tersini söylediği ve yaptığının belli olduğu gibi..Gelin de medrese takiyyesi demeyin!

MÜZAKERE BASINI

CHP Genel Başkanı ağzına sağlık mahut medyaya “Mütareke basını değil müzakere Basını” demiş…Bu malum gazeteler zafer çığlıkları atarken bütün bu çelişkileri görseler bile görmezlikten geliyorlar ve dünya basınından ancak işlerine gelenleri yansıtıyorlar. Mesela İnternational Herald Tribune, bazı Avrupa Devletlerinin stratejik ve kişisel sebeplerle Türkiye’nin tam üyeliğini isteseler bile, gerçekte bunun önünde çok derin ve aşılması güç tarihi, ekonomik, halk oyu engelleri olduğunu unu ve bu engellerin Avrupa içinde aşılabilmesi için, adeta “devrim” yapılması gerekeceğini yazıyor…

Eğer Rehn’in ağzından kaçırdığı gibi, Türkiye AB uğruna her türlü tavizi vermeye bu suretçe kuzu kuzu, uyum uyum razı olsa bile!

En acısı bir gazetenin başlıgı; ILK DERSLER --- koca Türk mılletı Avrupalı hocalardan ders alacak! Ruhun şad olur mu hiç Büyük Atatürk? . Ve de Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in itirafı; “Bizi Gözetleyecekler” yani TV dizisinde olduğu gibi Avrupalı röntgenciler her halimizi , gözetleyip, kontrol edecekler….Hangi bağımsız ,haysiyetli millet buna razı olabilir..? Gene soruyorum; “Ruhun şad olur mu ,ey aziz Atatürk?”

Çiçek gibi Bakanımız “bunu biz istedik” diyor.Hayır ;_ biz istemedik, onlar, emellerini yabancıların maksatlarıyla birleştirdikleri için istediler!

Evet, belki ben göremeyeceğim ama bu millet muhakkak bir gün bunların hesabını sorar!

Yayın Tarihi : 8 Ekim 2005 Cumartesi 15:50:47


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?