19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Babalarımızın onuru

Mustafa Kemal Atatürk’e ve Atatürkçülüğe henüz doğrudan saldırmaya cesaret edemeyenler, dolaylı olarak çeşitli vesilelerle saldırmaktalar. Mesela, Dersim olayı üzerinden veya Gençliğe Hitabe’sini, ayet mi diyerek okullardan ve -ayin dedikleri- geleneksel Cumhuriyet törenlerini kaldırarak sistematik bir plana göre Atatürk Cumhuriyetini ve devrimlerini silmek istiyorlar...

12 yıllık kesintisiz eğitim yerine 4+4+4 eğitim düzeni de Cumhuriyetin eğitim düzenini kaldırmak için sinsi bir yöntem...

***

Gene Mustafa Kemal döneminin, bizzat kendisi tarafından önerilmiş ve TBMM’de kanunla kurulmuş İstiklal Mahkemeleri’ne ve yargıçlarına karşı açılan kampanyaya Başbakan Erdoğan her fırsatta devam ediyormuş. Önce Bülent Arınç, “İstiklal Mahkemesi tutanakları açılsın” dedi. Ben de “Açılsın. Arınç da ataları hakkındaki rivayetleri açıkça yalanlasın” demiştim...

Sonra Başbakan R.T. Erdoğan bu kampanyaya katıldı. “Cellat Ali” dediği, Ankara İstiklal Mahkemesi Başkanı merhum, eski Nafia Bakanı Ali Çetinkaya’nın adının bir parktan kaldırılmasını istedi. Başbakanın “kahramanı” güya İstiklal Mahkemesi mağduru İskilipli Atıf Hoca...

Evet bence de tutanaklar açılmalı. TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in elini tutan yok, açılmalı. İstiklal Mahkemeleri’ni, Mustafa Kemal’e suikast sanıklarını yargılayan ve İskilipli Atıf Hoca’nın neden idama mahkum edildiğini delilleriyle anlatsın.

Hoca sadece devrimlere karşı çıktığı için değil, Kurtuluş Savaşı esnasında düşmanlarla işbirliği yaptığı ve Milli Kuvvetleri mücadeleden vaz geçirmeye tahrik eden “fetva” beyannameleri Yunan uçakları tarafından siperlerimiz üzerine attırdığı için idam edilmişti. Sonraları ortaya atılan ve hatta “Nasıl Kıydınız” adıyla filmi yapılan sözde esatiri ve de Başbakanımızın kahramanı bu zat idi...

***

Dostlarım haber verdiler: Erdoğan hâlâ, sağda solda “kahramanını” savunarak İstiklal Mahkemeleri’ne ve özellikle rahmetli Ali Çetinkaya’nın başkanı olduğu Ankara İstiklal Mahkemesi’ne ve yargıçlarına saldırıyormuş. Babam Kılıç Ali de bu mahkemenin üyesi idi ve bunun için de Erdoğan’a cevap hakkım doğuyor, babamın arkadaşlarının onurunu korumak bana düşüyor.

Ali Çetinkaya’nın torunu Osman Paksüt görevi gereği bu tartışmalara katılamaz. Diğer çocuk ve torunlarının nerede olduğunu bilmiyorum. Ama ben babamın, rahmetli Ali Çetinkaya’nın ve Necip Ali Bey’in onurlarını ölene dek gücümün yettiği kadar koruyacağım. İnşallah benden sonra da çocuklarım bu görevi sürdürürler. Mehazları; tutanaklar, babamın anıları ve değerli Profesör Ergun Aybars’ın bu konudaki kitap ve yazıları.

Benim son sözüm; İstiklal Mahkemeleri, Fransız mahkemeleri gibi değil tarihimizin en güç döneminde görevlerini sadece vicdanlarının sesine göre adaletle yapmışlardır.

İnsanlar cetlerini, babalarının onurlarını korumakla mükelleftirler ama onların yaptıkları kötülüklerden sorumlu tutulamazlar.

Bizler babalarımızın ülke işgal altındayken, kellelerini koltuklarının altına alıp, yeni doğmuş çocuklarını geride bırakarak Kurtuluş Mücadelesi’ne katılmaları ve bu mücadelede yaptıklarıyla haklı olarak övünürüz.

İşte Başbakan’ın bugün koltuğundan “Cellat Ali” dediği Ali Çetinkaya böyle bir kahramandı. Sonra Nafia Vekili olarak yurda onurla hizmet etti. Yabancı şirketleri millileştirdi. Milli Kuruluşları yabancılara pazarlamadı...

***

Erdoğan’ın babasının, büyük babasının işgal döneminde ne yaptıklarını bilemem. İnşallah takalarla Anadolu’ya silah kaçırmışlardır. Eğer yapmadılarsa da bu Erdoğan’ın sorumluluğu değil. Şartlar öyle gerektirmiştir. Ancak ülke bir ölüm kalım savaşında iken mücadeleye koşanlarla, kahvehanede oturanlar arasında anlamlı bir fark olması gerekir. En azından mücadeleye katılan o kahramanların hatıralarına saygı göstermek gerekir...
 

Yayın Tarihi : 5 Mart 2012 Pazartesi 10:34:32


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Erdal Geyikçi-Sanatcı.. IP: 88.224.197.xxx Tarih : 6.03.2012 15:31:25

GEÇMİŞİNİ UNUTANIN GELECEGİ OLMAZ...

Haberi okuyunca geçmişte yaşamış olan atalarımızı ve şimdiki zamanı düşündüm.

Özellikle Kadınlar günü olan 8 marta yaklaştıkca EBELERİMİZİ Rahmetle anıyorum.Şimdiki zamanda yaşayan Kadınlarımızı düşündüm ve önce İkiye ayırdım:1-Sosyal kadın(ÇALIŞAN KADINLAR) 2-Kültürel Kadın(EV KADINI)…
Ülkemizde en çok boşanmalar Okuyanlar ve Çalışan eşler arasında olduğunu da söyleyim(ARAŞTIRMALARDA ÇIKMIŞ) …

Eğer ülkemiz 7 Bölgeden 81 ilden 100,lerce ilçe, kasaba ve Binlerce köyden oluştuğunu düşünürsek; Üreten Kadınlarımızın çoğunluğu Kasaba ve Köylerde olduğunu görmüş oluruz.Şiddetli evliliklerin yaşandığı yerler ”BÜYÜK METROPOL VE ŞEHİRLERDE GÖRÜNMEKTE”.Küçük köy ve Kasabalarda görülsede ”Yemeğin Tuzu biberi misali oluyor”…

Son 10 yıla baktığımızda değerlerimizi, geleneklerimizi, adetlerimizi ve kültürümüzü unuttuğumuzu görmüş oluruz”Köy ve Kasabalarda halen yaşanmakta”…

Ne olduda köylerimizden,kasabalardan,Şehirlere göçlerle herşeyi unuttuk.Maneviyatı unuttukta,Maddiyata önem vermeye başladık.?

Köy ve Kasabalarda ufak tefek anlaşmazlıklardan ayrılıklar olmuyor; Nedenine gelince kadınlarımızın eşlerinden alacağı nafaka, tazminat hakları ve anne, babalarından gelecek emekli maaşları yok.Metropol şehirlerde eşler çalışan olduğu için her haklarından yararlanıyor ve anne babalarının maaşları var.
Geçmişte Yaşamı olan ebelerimizin yaşantılarını düşürsek; Ellerinde Çamaşır, bulaşık yıkıyorlarmış. Bağda, Bahçede, Tarlada ve Ahırda hayvanlara bakıyorlarmış. Dağdan odun getirip sobayı yakmak ve on larca çocuk doğurması. Bakımı cabası.

Günümüzdeki kadınlarımıza bakalım: Çamaşırı, Bulaşığı, Ev Temizliğini makineler yapıyor. Sobalarda GAZ yanıyor. Artık Avrupalı olduk çocuk doğurmaktan kaçar oldular. Allahın kadınlara verdigi en büyük Görev, nimet ”DOGURMAKTIR”…

Geçmişte çıkarsız olan evlilikler, Son yıllarda çıkarlara dayanmaya başladı. Bunun en büyük sebebide Kadınlar için çıkan yasalar. Sakın yanlış anlaşılmasın” KADINLARA YAPILAN ŞİDDETE KARŞIYIM”Şiddet gören kadınları,Kadın sığınma evlerinde yaşamaları için mecburi yasa çıkartılsın,Kaçtane bayan gelecek.? Başta anam olmak üzere kadınlar gününü kutluyorum. Kadınlara yapılan şiddete karşıyım.Ama Boşandıktan sonra alınan nafakalar eşlerin tekrar bir yuva kurmasını güçlendiriyor. Erkek eşler nafaka ödedikleri için tekrar evlenmekte güçlük yaşıyor. Kadınlar babadan ve Anneden Kalan emekli maaşlarından da yararlandıkları için evlenmiyorlar.Yaşadığım ve gördügüm bir olayı anlatmak istiyorum.Boşanmadan sonra kadın senden aldığım nafakayı çatır çatır yiyeceğim. Babamın emekli maaşıyla rahat yaşayacağım, sende sürüneceksin.Bence boşananlar arasındaki nafaka 1 yıl ödenmeli.2 taraf içinde tekrar yuva kurmak için iyi olur.ÇKz çocuklarıda babadan aldıgı küçük miktardaki nafakaya bakarak evlenmeye yanaşmıyor.Sonumuz annem ve babam gibi olur diye düşünüyorlar.

Anne ve Babalarından kalan emekli maaşlarıda 60 yaşından sonra bağlanmalı. Özgürce yaşadığını söylemelerini, kız çocuklarıda anneleri gibi özgürce yaşamaya başlıyor.ERKELERİNDE MADDİ AÇIDAN HAKLARI VERİLMELİ.!! Saygılarımla.Erdal Geayikçi-Sanatcı..
 


K. Mükremin BARUT IP: 78.162.224.xxx Tarih : 5.03.2012 18:09:03

HAH ŞİMDİ İYİ OLDU: Biz sıradan vatandaşlar ya da yorumcular ne desek bir fayda etmezdi. Şimdi bir yanda siz, diğer yanda başbakan, kozlarınızı paylaşın. Doğrudan sizi muatab alırlar mı bilmem?

Türkiye'nin bağırsaklarını temizlemesi adına olacaksa bir şeyler olsun. Ama ben hayatta iken. Sizin hain dediklerinize Türkiyenin yüzde altmışı kahraman diyor. Bu oran giderek de artıyor. Varsa belge ve bilgi, lütfen ortaya dökün.Benim ne dediğime gelince, daha yirmi yaşında iken, devletin bastığı "İSTİKLAL MAHKEMELERİSaygılarımla.K. Mükremin BARUT


K. Mükremin BARUT IP: 78.162.224.xxx Tarih : 5.03.2012 22:44:57

HAH ŞİMDİ İYİ OLDU: Biz sıradan vatandaşlar ya da yorumcular ne desek bir fayda etmezdi. Şimdi bir yanda siz, diğer yanda başbakan, kozlarınızı paylaşın. Doğrudan sizi muatab alırlar mı bilmem?

Türkiye'nin bağırsaklarını temizlemesi adına olacaksa bir şeyler olsun. Ama ben hayatta iken. Sizin hain dediklerinize Türkiyenin yüzde altmışı kahraman diyor. Bu oran giderek de artıyor. Varsa belge ve bilgi, lütfen ortaya dökün.Benim ne dediğime gelince, daha yirmi yaşında iken, devletin bastığı "İSTİKLAL MAHKEMELERİ" adlı, kitabı okumuştum. Doğrusu suçlananların sorumlu gösterildikleri eylemlerin pek çoğu mesnetsizdi. Kitabı devlet basmış olmasına rağmen belgeden çok sözel suçlamalara dayanıyordu.Saygılarımla.K. Mükremin BARUT

 


yasar ertas IP: 94.135.148.xxx Tarih : 6.03.2012 20:39:42

sayin ERDAL GEYIKCI yorumunuz icin tesekkürler medeniyet dedigin tek disi kalmis canavar kim demis bu sözü bizden biri demis  bosa dememis biz bu yanlis bos yasantimizda bu canavara teslim olmus gidiyoruz  bu teslimiyette kötünün en iyisi en rahat edisimizdeki yol da simdilik bu sistemdir avrupada bu sistemlere cok önceden baslamis karisi adamina  bende calisiyorum vurma bana otur oraya demis  adam orda oturuyor hele kipirdasin evlenmelerde  esekte paldim ben seni aldim buna görede bosandim bütün sosyal haklar ortada kocasi  degil yasalar arkada   40 yillik karisindan bosanmis gene beraber yasamislar ama bu sefer karisi degil arkadasi olarak yasamislar dediginiz gibi kiz babasinin emekli maasini aliyor hic evlenmiyor ama kocasizda bebek sizde kalmiyor bu isler böyle böyle oralarda devam ediyor bizde yavas yavas oralara dogru  gidiyormuyuz gitmiyormuyuz her okuyucu kendi düsünsün karar versin güzel sayin geyik bir yorum yapmissiniz saygilar