Genelkurmay’ın brifinginde “Terör saldırıları giderek artacak” denmişti… İstihbarat doğru; önceki gün, Şemdinli’de, karakola kahpe saldırıda, 11 şehit, 6 yaralı… Elazığ’da l şehit… Şu satırlar yazılırken kim bilir, daha kaç subayımız, kaç Mehmedimiz, Bu topraklar için topraklara düşüyor… Ve her şehit haberi ardından, devlet katlarından, klasik sözler; “şehitlerin kanları yerde kalmayacak.” Mesela, Başbakan, gene demişler ki: “Bu tür hain saldırılar mücadeledeki kararlılığımızı asla etkilemeyecektir. Hangi güçler adına taşeronluk yaptığı aziz milletimiz tarafından yakından bilinen terör örgütü yok edilinceye karar mücadelemiz devam edecektir.” Taşeronları Patronları hep biliyoruz da Sayın Başbakan “açıkça” söylese artık!
Ancak iş, “eşkıyanın takibi, polis operasyonu, asimetrik-düşük yoğunluklu” olmaktan çoktan çıktı… TC’nin, Türk milletinin, varoluşu ve ülkenin “bölünmez bütünlüğünü” korumak için, amansız bir yeni kurtuluş savaşı… Son Şemdinli - Hakkâri stratejik şeytan üçgenindeki, karakola saldırı da, bu savaşın küstah bir meydan okuması! Bu savaşı da, PKK’nın İmralı’daki, mükellef hücresinden uzaktan kumandaya, APO “avukatları vasıtasıyla” daha önce kesin uyarı vererek ilan etmişti.”
Bu tiyatrodan başka sanki basketbol oynanıyor ve “skor” çekişmesi var! Biz şu kadar şehit verdik ama şu kadar da PKK’lı öldürüldü, şu kadarı ele geçirildi” vb… Ancak bu bir oyun “skor” meselesi değil; gerçek bir “Kurtuluş” savaşıdır ve bu savaş ne gerektiriyorsa, savsaklamadan yapılmalıdır.
LAF-I GÜZAF.
Önceki akşam, TV kanallarındaki, tartışmaları hayretle izledim. Bazıları Terörün psikolojik sosyolojik sebeplerini, Kürt halkının kültür, anadil vb haklarını ileri sürdüler. Adeta “PKK haklı” demeye getirdiler. PKK ile TC Başbakanın buluşmasını bile, önerenler bile oldu. Durumda birçok faktörler var, ama çogu bahane… Oradan sormak isterdim: Yabancı Devletler 19.Yüzyılın sonlarına Kürtler –daha doğrusu, ağaları, şeyhleri, Osmanlıya başkaldırdıklarında, dertleri, aş-iş- kültür vs hakları mıydı? Yoksa bu aşiret reislerinin kişisel çekişmeleri değil miydi? Nihayet İngiliz Noelle gibi yabancı ajanların deyimleriyle,“biraz iteleyerek”, milliyetçilik telkinleriyle, filizlenen “Büyük Kürdistan" emeli değil miydi? Ve bugün bu ağaç büyüdü, bundan sonra da, ağacın dallarıyla, budaklarıyla uğraşmaktansa, artık büyüyen “ağacı” görmek gerek! Daha kısacası; Türk topraklarını bölüp içine aşacak “Büyük Kürdistan” “açılımlarla” engellenebilir mi… Kürt vatandaşlarımızın, güya inkâr edilen hakları verilse, hatta “eyalet sistemi"- özerklik verilse, o son günlerde de, resmen tanıdığımız “Kürdistanın” “Büyük Kürdistan” olması, “açılımlarla” engellenebilir mi? Hele, Türkiye’nin savunma gücü yıpratılırken. Bölücüler bu emele bu kadar yaklaşmışken, bölücü Kürtler bu emelden vazgeçerler mi? …”Vazgeçerler “ diyenler beri gelsinler.
SORUMLU
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin son saldırı üzerine “Genelkurmay’dan tatmin edici bir açıklama bekliyorum” demiş… Adres yanlış, açıklama yapması asıl gereken “açılım yüksek mühendisi” Başbakan Erdoğan’dır. Gerçek şu ki “açılım” fiilen fiyaskoyla sona ermiştir! PKK’ya umut vermiş azdırmıştır.
Eger, bu ülkenin Başbakanı, hala “Büyük
Kürdistan” vakıasını anlamamışsa, ayrıntılara dalmışsa ve de, Muhalefetin “Anayasa Paketine” karşı, PKK ve DTP ile cephe kurduğunu söylüyor ve buna inanmışsa ve daha da vahimi, TSK’ne karşı, “Ergenekon Kapsamında” suçsuz insanların tahliye edilmelerine feveran ediyorsa, Erdoğan’ın ve İktidarının, bu sorunu, radikal olarak çözmeye, ne iradesi, ne de bilgisi vardır!..
ACI SKOR
2009 yılında açılımı başlatırken “Açılım başladı çatışma bitti" demişti. Şimdi "skora" bakın; “Açılım” ilan edileli beri, 130 şehit… Ondan önceki yıllarda… 800 şehit!
Kimse, bu şehitlerin ve PKK’nın, Karadeniz sahillerine kadar inmesinin, TSK’nin ihmalleri ve bazı fesat sahiplerine göre de, kasıtları yüzünden olduğunu söylemesin; Açılım PKK’ya umut vermedi ve azdırdı… Asıl suçlu ve sorumlu, TSK’nin vesayeti altından kurtulmakla övünen AKP iktidarıdır.
Ve nihayet bu iktidar bıçak sırtında çünkü bıçak milletin kemiğine dayandı ve Türkler çıldırıyor!
Erdoğan MGM filimleri amblemindeki arslan gibi, sağa, sola, kükredi ama artık Türkiye için mutlu sonla bitecek filim başladı… Tarlanı, artık ABD de kurtaramaz- kurtarmak ta da istenmez!
Nihayet, açık yüreklikle, Genelkurmayın son bildirisini, tatmin edici ve güven arttırıcı bulmadım… Daha somut bir şeyler bekledim.
Bana internette gelen mesajlar: Halkın “AKP, TSK‘nin, vesayetinden kurtuldu, acaba, şimdi TSK’mi, AKP’nin vesayeti altına mı girdi” şeklinde ve daha da acısı, 30 Ağustos hakkında kuşkular var… Ben, TSK’de kararlığında bir kırılma olacağına kesinlikle inanmıyorum… Yüksek Komuta Heyeti değişse de, TSK, aynı azim ve kararlılıkla- hatta daha büyük bir şevkle- bu savaşı da, İktidara rağmen, kazanacaktır! Kimse yeni bir “ Hilmi Özkök” beklemesin! Umudumuz o yüce dağda ve arkasında! ***
İngiliz Yüksek Komiserliği başçevirmeni ve danışmanı Amerikalı John Augistine Ryan'ın, Batılı emperyalistlere sunulmak üzere 25 ARALIK 1919 tarihinde hazırladığı raporu: "Bolşeviklik (*) ve Milliyetçilik, İslâm Dünyası'ndaki egemenliğimizi yok edebilir. Biz, "gerçek ideali din imiş gibi davranacak çıkarcı bir grubu" idareci olarak öne sürmeye çalışmalıyız. Bizim şimdiki amacımız bölmek ve hükmetmektir. "Gerçek ideali din imiş gibi davranacak" çıkarcı bir gruba arkadaş gibi arka çıkarsak, sonunda egemenliğimizi perçinlemiş oluruz.
(*) Ryan, Ulusal Mücadecilerle Bolşevikleri aynı kefeye koymak gibi bir yanılgıya düşmüştür. Gelecek tarihlerde , Mustafa Kemal, yurt içindeki Bolşevik yanlılarına karşı gereken tepkisini gösterecek ve onları da helâk edecektir. (Benim notum)
Kaynak: "Türk-İngiliz İlişkileri" Ömer Kürkçüoğlu. s: 83