Evet, itiraf ediyorum, ben de dayanamadım ve artık değiştim ve diyorum ki; “Türk devleti 1 milyon Ermeni’yi sistematik bir şekilde kesti, 30.000 Kürt’ü de öldürdü… Milliyetçilik–milli devlet safsata ve yanlıştır… Artık Atatürk’ün kurduğu TC Devletinin yerine 2.Cumhuriyeti kurmanın zamanıdır… Türkiye AB yolunda, sonunda Avrupa'ya iliştirilsek bile devam etmeli, TSK Avrupa'nın lejyoneri olmalıdır… "Ne Mutlu Türküm diyene” demek, “Bu ülke Türklerindir" demek, diğer “kimliklere” baskı yapmaktır… "Kürt sorunu, Kürtlere kendi kaderlerini kendileri tayin etmek hakkını vermek suretiyle, demokratik şekilde çözülmelidir”, APO hemen salıverilmelidir!”
Bunları yazsam kim inanır? Ama belki inansalar, siz seyredin gümbürtüyü ve “ Altemur Kılıç itiraf ediyor!” manşetlerini!. İnansalar çok tirajlı medyada ve reytingleri yüksek TV kanallarında da beni baş köşelere buyur ederler… Yabancı muhabirler ve TV'lar bu sözleri kendi ağzımdan dinlemek için gelirler..
Çünkü zem zem kuyusuna işeyenler, kendi milletlerin tarihlerine ihanet edenler, "medeni cesaret” gösterdikleri için meşhur oluyorlar! Benim bu sözlerim yabancı bir gazetede yayımlanmış olsaydı, bilmem bir savcı, hakkında “Türklüğü alenen aşağılamaktan” dava açar mı idi? Ama eğer dava açılsa- mahkemeye AB’den- beni desteklemek için Lagendjık ve Olli Rehn başta gelirler, arkamı sıvazlar ve Yaşar Kemal, Bayramoğlu, Aytan Kardeşler, Murat Belge, Oral Çalışlar tayfasının da gözdesi olurdum, duruşmamda yanımda yer alırlardı!
Ama ben Orhan Pamuk’ un bu sözlerinin karşısında durdum- hem köşemde hem de o gün mahkemede! Bu mücadelemde kararlı olduğum için de “marjinal kösesi"nden yazan “kötü adam” ilan edildim! Bana adeta hakaret edercesine, “Ne olacak, milliyetçinin teki” diyorlar. Mesela Hasan Cemal, millıyetçi ve turancı olmamı, Musul ve Kerkük’ün Türkiye’ye bağlanmasını istememi suç sayıyor, Ilhan Selçuk’u da, benim bir, iki yazıma Cumhuriyet’te yer verdiği için suç ortağı ilan ediyor.
Ama okuyucularım müsterih olsunlar; ben 82 yaşımda değişmedim, 14 yaşımda yazdığım, “Türk Esir Olamaz” yazısı, Atatürk’ten kendi yazısıyla aferin aldığı zaman, Robert Kolej’in 1944 yıllığında nasıl anlatılmışsam, gene O’yum- sapına kadar Türk ve Atatürk milliyetçisiyim… Elim kalem tuttukça, ölünceye kadar da öyle kalacağım. Atatürk’e, bana milliyet ve vatan sevgisini veren babama ve beni yetiştiren, Mustafa Kemal’in emir subayı Muzaffer Kılıç’a layık olmaya çalışacağım. Ve inşallah kılıcım elimde öleceğim!
Necdet Sevinç kardeşim TERCÜMAN gazetesindeki köşesinde, beni çok mahcup etmiş, Şişli meydanında Pamuk Mahkemesinin önünde “anıt” gibi dikildiğimi” yazmış… Bu iltifatın , “anıt”ın altında ezildim… Ben “anıt” filan olmak iddiasında değilim; milyonlarca vatansever gibi “Türklüğün” onur anıtının mütevazı bır savunucusu olmaya çalışıyorum…