19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Berfin


“Berfin” güzel bir Kürtçe kız ismi Kardelen çiçeği demekmiş! Torunum kız olsa ona bu adı verebilirdim… Ve eğer Kürt vatandaşlarımız, içtenlikle “Hepimiz Türküz” diyorlarsa, ben de aynı anlamda ve samimiyetle, “Hepimiz Kürdüz” derim! Bu,”hepimiz Hrant Dinkiz – Ermeniyiz” demekten başka bir şey; Kürt vatandaşlarımızla yüzlerce yıllık beraberliğimizin, ”iç içeliğimizin” ifadesi olur! Güneydoğu konusunda, benim öfkem bu güzel oluşuma – kaynaşmaya, nifak sokanlara, eski yaraları kaşıyanlara!

Fakat bu sırada, “Berfin” ve diğer bazı kökten isimleri de yasaklayanlar varsa bunu da anlayamıyorum; isim yasaklamakla milletimiz birleştirilemez… Bu, çelişki olacak ama çocuklarına bölücülük maksadıyla, Kürtçe isimler verenlerin, oyunlarına gelmek olur! Bu “yasak”, Kürtçe Radyo ve TV’ye sonra da Kürtçe eğitime, AB baskısıyla, cevaz vermekle, ayrı ayrı şeyler! Milleti, ülkeyi, “isimler” bölmez ama Kürtçeyi, adeta ikinci dil yapmak x –q –w harflerini alfabemize koymak bölünmenin, alt yapısını oluşturur!

“TARAF”IN TARAFI

Türkiye’nin bölünmesini, “Büyük Kürdistan”ın, topraklarımızın üstünde kurulmasını, açıkça isteyenlerin, yayın organı, TARAF gazetesi ve bu gazetenin “malûm” yazarları… En başta, “şeytan üçgeninin” sol bacağı Ahmet Altan! Yasemin Çongar’la birlikte, Kandil dağına gidip, orada, terörist başlarıyla “muhteşem” bir gece geçiren adam.

ALTAN’IN YAKARIŞI

Şimdi “Berfin” sözde yasağı üzerine, üç yıl önce yazdığı yazıyı yayımlamış!
Bu ismi duyduğumda ben bir Kürt oluyorum”. Diyor…” ve adeta, bir şiir düzüyor : “Horlanan, hırpalanan, bela yıldırımlarıyla vurulan bir ırkın çocuğuyum… Çaresizim, Öfkeliyim,Yalnızım”. Bu ismi duyduğumda ben bir kürdüm… Boynu büküğüm biraz. Ederliyim. …Hep ihanete uğradım, hep hain ben oldum. Çocuklarımı öldürdüler, bana katil dediler. Evi yakılan benim, sürgüne gönderilen benim, oğlunun ölü bedeni akşam vakti bir kağnıyla getirilen benim… Ne şarkı söylettiler, ne ağlamama izin verdiler… Ben bir Kürdüm ve hep bir Kurttan başka bir şey olmamı istediler. Çocuklarıma anamın adını koyamayanım ben… Gene yasaklamışlar Berfin adını. Yasalar, hükümet, parlamento, bunlar umurunda bile değil yasakçıların, bir isimden korkup kendi yasalarını çiğniyorlar. Gizli efendiler onlar, yüzlerini saklıyorlar, kimliklerini gizliyorlar, devletin derinlerinde dolaşıp kendi yasalarına ihanet ediyorlar, çocuklardan korkuyorlar, türkülerden, çiçeklerden, renklerden, isimlerden korkuyorlar. Benim kanımdan onlar ve beni utandırıyorlar. Ben onlardan değilim artık… Ben, çocukların ismini yasaklayanlardan değilim… Ezenlerden değilim ben. Ezilenlere katılıyorum. Berfin dendiğinde ben bir Kürt oluyorum. Ve ben isyanı artık Türkler’den bekliyorum; Kürt çocuklarına Berfin denilmesini yasaklayanlara karşı çıkacak Türklerin sesini duymak için bekliyorum.”

Bu sözleri köşemde tekrar etmeye mecbur oldum- görmeyenler varsa bu adamın ihanetinin derecesini, boyutunu, anlasınlar, diye! Adam: “Kürtçülük- Bölücülük” başkaldırısının “manifestosunu”, PKK’cılardan DTP’cilerden, çok daha dokunaklı yazmış! “Kürt sorununun” Altan versiyonunun özeti ; “Başkaldıran Türkiye’yi bölmek isteyenler haklı -Türkler haksız!” “Berfin” yasağının Ergenekoncuların işi olduğunu da söylemesi eksik!

Hiç olmazsa, “aydın adaleti” gösterse de, Kürt sorununun, Türk tarafını, “şiirleştirmesinden” vazgeçtim, PKK’nın şehit ettikleri ve anaları için de duygusal bir şeyler de yazsa! Ahmet Altan bu kadar duygusal ve “Kürt” olabiliyorsa, Mehmetçikler şehit olunca, acaba neden “biraz olsun”, “ Türk” olamıyor?

Bu tek taraflı ”ağıta” verilecek cevapları - tarihte Kürt başkaldırılarını kimlerin tahrik ettiği, omuz omuza verilen Kurtuluş savaşından sonraki, Şeyh Sait- vb isyanları yabancı ajanların, nasıl tahrik ettiklerini, çok yazdım… Ama Ahmet Altan’ı ve şürekâsını, asıl bu gerçekler ilgilendirmez! Bu olayın öteki tarafını, bölücülerin yaptıklarına ve yapmakta olduklarına dair makaleler yazmazlar- hep “ezilen, hakları gasp edilen, zavallı Kürtler” nakaratı!

BEN Altan gibi şiirsel bir cevap yazacak değilim, ama kısaca söyleyeyim; her Mehmetçik öldüğünde ben “Mehmet” oluyorum - her şehit anasıyla Ayşe, Fatma oluyorum, teröristlere ve destekçilerine lanet okuyorum… Ve “Hep Türküm”- Türk kalacağım!***

Yayın Tarihi : 17 Ağustos 2008 Pazar 14:36:22


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
baran IP: 78.166.180.xxx Tarih : 1.12.2008 22:03:13

ben kürd'üm neden birlikte yaşamayalım ki neden çoçuklarımızın isimleri aynı olmasın doğuda yılardır türkçe ism konuluyor hakürtçe isimin yasak olduğundan öncede türkçe isim verilirdi.Ama şunu anlayamıyorum biri kürtçe konuşmak istediğinde ya da kürtçe isim çoçuğuna vermek istediğinde bazı insanlar zanediyorlar ki tüm türkiye2de herkes çoçuğuna kürtçe isim taksın kürtçe konuşsun diye anlıyorlar ya da böyle anlamak istiyorlar.Herhalde herkesi kendilerine benzetiyorlar .Türkiye hiç bir zaman bölünmeyecek,yaşasın tam bağımsız ve birleştirici türkiye yalnız bu ülkede kürt gerçeğini saptırmanın bir anlamı yok umarım kürd'üm diye yazdığım için bana dava açılmaz korkuyorum gerçekten. En son olarak hiç bir bir siyasi amaç ve çıkar belirtmeksizin YAŞASIN KÜRT VE TÜRK HALKALRIN KARDEŞLİĞİ.


S.A IP: 88.231.51.xxx Tarih : 17.08.2008 21:26:59

İngiliz amiral Calthhorpe İngiliz dışişleri bakanı Lord Curzon'a:"Kürtler henüz Mustafa Kemal'e karşı ayaklanmadı ama Binbaşı Noel bunu sağlayacağından emin" (10 Haziran 1919) ABD Yüksek Komiseri Bristol'ün raporu: "İngilizler Kürtleri kullanarak milliyetçi akımı boğmak istiyorlar. Türkiye'de Ermenilere karşı bir hareket olduğu da İngilizlerin propagandasıdır." (30 Eylül 1919) TBMM'ye Kürt çevrelerinden bölünmeye ve ayrılıkçılara karşı telgraflar gelmeye başlaması:"Kürtlerin kaderi Türklerle birleşmiştir" (17 Mart 1921) Yüksek Komiser Rumbold'un raporu: "Kürt ayaklanması, İngiltere ile Türkler arasındaki çatışmada düşünülebilir." (25 Mayıs 1921) (Turgut Özakman'ın "Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Kronolojisi" adlı yapıtından alıntılar yaptım.)