El Kaide lideri Usame Bin Ladin ABD komandoları tarafından, Pakistan’da İslamabat yakınlarındaki “lüks” malikânesinde öldürüldü… Amerikalılar öçlerini aldılar, bayram ediyorlar. Darısı başımıza!...
Sözde, “Cihat” uğruna, masum insanları, vahşet ve terörle katleden, bu adamı hayırla, yâd etmek caiz değil! Mekânı muhakkak cehennemdir!
SORULAR-SORUNLAR
Olay, “acaba hakikaten öldürüldü mü- cesedi ne oldu? Neden bu kadar gecikildi?” sorularından başlayarak, çeşitli spekülasyonlara açık… Ve “El Kaide”nin ve bu olayın “Büyük Orta Doğu Projelerine” ne dereceye kadar denk düştüğü de tartışmaya açık!...
Bin Ladin’in öldürülmesi, muhakkak çoğunluğu mutlu etmiştir. Ama bakalım, kimleri rahatsız edecek? Medyada, takip edilmeye, değer… Mesela, PKK- BDP, memnun mu olurlar, yoksa şimdi “yol olur” diye endişeleniyorlar mı?
Bazı erkân, “terörle bir yere varılmaz” –“su testisi suyolunda kırılır” gibilerden yorumlar yapıyorlar… Terör belki çıkar yol değil ama maalesef, terörle bir yerlere varılıyor. “Terörün” kanlı yolunda, binlerce insan ölüyor- öldü. “Su testisi” de, sonunda “suyolunda” kırılıyor ama bunca kan döküldükten ve teröristlerin “değirmenlerine” su taşıdıktan sonra!
Binlerce masum insanımızın katili, teröristlerin başı Abdullah Öcalan, Namı diğer APO, operasyonla, öldürülemedi - yakalandı. Mahkeme kararıyla suçu delillerle, sabit olmasına rağmen verilen idam hükmü her nedense infaz edilmedi ve hala sağ, dipdiri, Ordusunun başında! “Sağ” ne kelime “canlı”; ve TC devletinin muhatabı -PKK “baş müzakerecisi”- Lüks villası eksik!
DERS; DERSİM
Önceki akşam, bir TV programında, “Dersim Katliamından" söz edildi. Bugün 5 Mayıs; Dersim isyanının -sözde katliamının-soykırımının 74. yıldönümü imiş ve bu münasebetle, SOROS vakfına bağlı Bilgi Üniversitesinden Özgür Fındık’ın bu olaya dair “KARA VAGON” adlı belgeseli gösterime girecekmiş. “Kara Vagon” adı isyan tenkil edildikten, isyancıların başı, Seyit Rıza Ve avenesi, Mahkeme kararıyla idam edildikten sonra, isyana katılan aşiret mensuplarının trenle, batı yörelerine, göçe tabı edilmelerini simgesi.
Bu suretle, “Dersim Olayının” aslında “Devlete karşı” başkaldırı-isyan olduğu ve bu kanlı başkaldırının gerektiği gibi tenkil edildiği, isyancıların da mahkeme kararıyla, layık oldukları gibi, cezalandırıldıkları, unutturulmak isteniyor!
Bu “isyanın” başı, Aşiret şeyhi, Seyit Rıza idi; 1937 Mart ayının sonlarında bölgedeki karakolları basarak isyanı başlatmış, o ve müritleri, avenesi yüzlerce devlet memurunu, askeri ve masum insanları öldürdüler. Buna karşı TSK, hava kuvvetlerinin de katkısıyla asiler, 16 Eylül 1938’de tamamıyla tenkil edildi – isyan bastırıldı; Seyit Rıza ve avenesi, idam edildiler - bazıları, daha fazla muzırlık yapmasınlar diye göçe zorlandılar… Bundan sonra, daha önce de kötü hatıraları olan Dersim ismi Tunceli olarak değiştirildi.
Kürt konusunda uzman David McDowall, Kürtler ve Kürtçülük konusunu işlediği “Kürtler” adlı kitabında, Dersim isyanının “Kemalist devlete karşı son aşiret isyanı olduğunu” yazar. McDowall’ın başka ilginç yorumu şu: “Dersimden sonra Kürt milliyetçiliği ile İslamcı Kürt hareketlerinin yolları ayrılacaktır. 1950’de çok partili rejim başladıktan sonra şeyhler genellikle taraftarlarını İslâmi veya sağcı partileri desteklemeye teşvik etmişler, Kürt milliyetçileri de Türk solundan destek almışlardır...”
Sözde “katliam", hakikatte “tenkil ve tedip” harekâtı, 1937 - 1938’de, Atatürk’ün talimatıyla, zamanın Başbakanı Celal Bayar ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak tarafından gerçekleştirilmişti... Atatürk manevi kızı Sabiha Göçken’e, bu harekâtına, uçağıyla, Katılmasını –tabancasını, her ihtimale karşı, ona vermişti- istemiştir. Bu harekât, bazılarına göre, “soykırımı” ise, baş sorumlusu da “Atatürk”!...
Yörenin, “Dersim” adı, kötü anılardan, arındırılsın diye “Tunceli" oldu. Fakat “Dersim” adı ve yalanları şimdi seçim malzemesi. Tunceli’de bugün “Seyit Rıza” anıtı var. Demek, terörle- isyanla, bir yere varılabiliyormuş!.. ”Başkaldırı-terör” kutsanıyor, buna karşılık ”tenkil ve tedip” “Soykırımı” oluyor! Ve şu sırada PKK gene devlete başkaldırırken, “Dersim” politikacılar için oy malzemesi yapılıyor! PKK için de simge ve gerekçe! Ve bizim, sözde “aydınlar” da, bu amaçlara yardakçılık ediyorlar!
Terörün “dini, imanı, ırkı, yok", ama bu hususta özellikle Türkiye’de, derin “gaflet” var! ***
Not: Bu konuyla ilgilenenlere, belgesel yapanlara tavsiye ederim. Olayların tanığı, gazeteci merhum Naşit Hakkı Atay’ın kitabını ve benim “Bölücülüğün Uzun Tarihi” (Akasya Yayınları ) okusunlar…